Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Geh cevr ü geh cefā vü gehī ẓulm ü geh sitem
Çoḳdur keremlerüñ ben anuñ ḳanḳısın diyem
Mülk-i vücūd gözüme ṭar oldı ey refīḳ
Göster baña ki ḳanda durur vādī-yi ‘adem
Dirlik muḥāldür baña ‘ālem içinde kim
Gerdūn-ı dūn içürdi baña em yirine sem
Mecnūn egerçi pādişeh-i mülk-i ‘ışḳ idi
Şimdi benüm yirinde şehinşāh-ı ġam
Dīvān yaḳar Basīrī yazılursa bu ġazel
Yā Rab bu şi‘ri ḳande idem ṣoñıcı raḳam
Günümüz Türkçesiyle
1. Kâh eziyet, kâh cefa, kâh zulüm, kâh sitem; ikramların çok, ben bunların hangisini sayayım?
2. Ey dost, varlık ülkesi gözüme dar geldi; bana yokluk vadisinin nerede olduğunu göster.
3. Dünyada bana rahat bir hayat imkânsızdır; çünkü alçak felek bana ilaç yerine zehir içirdi.
4. Mecnun gerçi aşk ülkesinin padişahıydı, ama şimdi onun yerinde gam ülkesinin şehinşahı benim. (Mısra neşirde vezne göre iki hece eksiktir; "benüm yirinde" sözü harfiyen "benim yerimde" demektir, bu yüzden beyit "şimdi benim yerimde gamın şehinşahı oturuyor" diye de okunabilir. Hangisinin kastedildiği eksik kelime bilinmeden kesinleşmez.)
5. Bu gazel yazılırsa divanı yakar; ya Rab, bu şiiri son yazı olarak nereye koyayım? ("Divan" hem şiir kitabı hem de devlet meclisi demektir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun muzâri bahrinden "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-em" sesidir: sitem, diyem, ‘adem, sem, ġam, raḳam. Dördüncü beytin ikinci mısraı neşirde vezne göre iki hece kısadır. Kartal, Mehmed Çavuşoğlu'na dayanarak Basîrî'nin şiirlerinin vezin bakımından hemen hemen kusursuz olduğunu söyler; bu yüzden eksiklik, şairden çok nüshaya ya da okumaya ait görünür. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde XI numaradadır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel ince bir tersine söyleyişle açılır. Âşık sevgilinin eziyetini, cefasını, zulmünü ve sitemini sayar ve bunlara "keremlerüñ", yani lütufların, ikramların der. "Geh" kelimesinin dört kez tekrarı, bitmek bilmeyen bir sıralamanın sesini verir. Kartal bu matlaı, Basîrî'nin sevgilinin eza ve cefasını kendisi için yazılmış birer lütuf saydığını gösteren beyit olarak anar. Âşığın bakışında acı ile ikram arasındaki sınır kalkmıştır; övgü ile şikâyet aynı cümlede birleşir.
İkinci beyitte varlık ile yokluk karşı karşıya gelir. "Mülk-i vücūd", varlık ülkesi, âşığın gözüne dar gelmiştir; o, "vādī-yi ‘adem", yokluk vadisi nerededir diye sorar. Ülke ile vadi arasındaki tenasüp, varlıktan yokluğa gidişi bir yolculuk gibi gösterir. Üçüncü beyitte felek "dūn", yani alçak diye anılır ve ilaç yerine zehir içiren kötü bir hekime döner. "Em" ile "sem", ilaç ile zehir, ses bakımından birbirine yakın, anlam bakımından birbirinin zıddıdır; beytin nüktesi bu yakınlıktan doğar.
Dördüncü beyit Kartal'ın, Basîrî'nin kendini Mecnun ile karşılaştırıp âşıklıkta ondan üstün gördüğü beyitler arasında gösterdiği beyittir. Mecnun bir zamanlar aşk ülkesinin padişahıydı; şimdi o tahtta gam ülkesinin şehinşahı oturmaktadır. Padişah ile şehinşah, aşk ülkesi ile gam ülkesi arasındaki derece farkı, âşığın Mecnun'u geride bıraktığı iddiasını taşır. Makta beyti şiirin kendi ateşine döner. Bu gazel yazılırsa divanı yakacaktır; şair onu nereye "son yazı" olarak koyacağını bilemez. "Dīvān" kelimesinin hem şiirlerin toplandığı kitap hem de devlet meclisi anlamı, beyitte bir tevriye olarak okunabilir.
Kaynakça
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, gazel XI: s. 88-89; değerlendirme: s. 84-85, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
- Mehmed Çavuşoğlu, "Basîrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 105-106, https://islamansiklopedisi.org.tr/basiri.
Çevrimiçi kaynaklar






