Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Bir yaña ta‘n-ı raḳīb u bir yaña cevrüñ senüñ
Dād elinden dōstuñ feryād elinden düşmenüñ
N’eyleyem ben ḫil‘at-i sincāb geyüp dōstlar
Kim baña ḫākısteri sincāb olupdur külḫanuñ
Rūşen iden külbe-i aḥzānumı āhum yeter
Zerrece gözüme görinmez żiyāsı revzenüñ
Seng-i ḫārādur senüñ sīneñde olan dil velī
Bu ‘acāyib ḥāl kim rūḥ-ı muṣavverdür tenüñ
Daḫı taṣdī‘ itmez oldı kes̱ret-i renc-i ḫumār
Ey göñül meyḫāne-i vaḥdet olalı meskenüñ
‘Işḳ içinde ‘āḳıl olurdı idüp terk-i cünūn
Ey Basīrī görse ger şeydālıġuñ Mecnūn senüñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Bir yanda rakibin kınaması, bir yanda senin eziyetin; dostun elinden "adalet", düşmanın elinden "imdat" diye bağırıyorum.

2. Dostlar gibi sincap kürkünden kaftan giyip ne yapayım; bana külhanın külü sincap kürkü olmuştur. (Külhan, hamamı ısıtan ocaktır; evsizler geceleri onun sıcak külünde yatardı. Kül, renk bakımından gri sincap kürküne benzer.)

3. Hüzünler kulübemi aydınlatmaya âhım yeter; pencerenin ışığı gözüme zerre kadar görünmez. (Âhın ateşli olduğu düşünülür; âşığın âhı kulübesini aydınlatan bir ışıktır.)

4. Senin göğsündeki gönül sert bir granit taşıdır; ama şu tuhaf hal ki bedenin ise sanki ruhun şekil almış halidir.

5. Ey gönül, vahdet meyhanesi meskenin olalı beri, mahmurluk ağrısının çokluğu artık başını ağrıtmaz oldu. (Vahdet, tasavvufta varlığın birliği, her şeyde Allah'ı görme halidir.)

6. Ey Basîrî, Mecnun senin çılgınlığını görse, deliliği bırakıp aşk içinde akıllı olurdu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir altı beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Kafiye "-n" sesine dayanır ve ardından gelen "-üñ / -uñ" ekleri redif yerindedir: senüñ, düşmenüñ, külḫanuñ, revzenüñ, tenüñ, meskenüñ, senüñ. Matlada ve maktada "senüñ" kelimesi kafiyede tekrarlanır. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde IX numaradadır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, âşığın iki yandan kuşatılmış halini anlatan bir matlayla açılır: bir yanda rakibin kınaması, öbür yanda sevgilinin cevri. İkinci mısra bu iki kuşatmayı iki çığlıkla karşılar: dostun elinden "dād", yani adalet, düşmanın elinden "feryād", yani imdat. Dost ile düşman, dâd ile feryâd kelimeleri karşılıklı dizilmiştir ve beyte simetrik bir yapı verir. Dostun, yani sevgilinin, düşman kadar zarar vermesi beytin acı nüktesidir.

İkinci beyit, Basîrî'nin şiirinde sık görülen gündelik hayattan alınmış bir imgeye dayanır. Dostlar sincap kürkünden kaftanlar giyer; âşığın kürkü ise hamamın külhanındaki küldür. Külhan, hamamın ocağıdır ve evsizler, kimsesizler geceyi onun sıcak külünde geçirirdi. Kül ile gri sincap kürkü arasında renk bakımından kurulan benzerlik, zenginlik ile yoksulluk arasındaki tezadı bir şakayla verir. Üçüncü beyitte âşığın yoksulluğu bir kulübe imgesiyle sürer. "Külbe-i aḥzān", hüzünler kulübesi, divan şiirinde âşığın yalnızlığını anlatan bilinen bir sözdür; bu kulübeyi pencereden gelen ışık değil, âşığın ateşli âhı aydınlatır.

Dördüncü beyit bir tezada dayanır. Sevgilinin göğsündeki gönül granit kadar serttir; oysa bedeni öylesine latiftir ki ruhun şekil almış hali gibidir. Taş ile ruh, sertlik ile latiflik aynı kişide birleşir ve şair bunu "‘acāyib ḥāl", tuhaf bir hal diye anar. Beşinci beyit gazeli tasavvufa yöneltir. Kartal bu beyti, Basîrî'nin şiirlerinde tasavvufun önemli bir yer tuttuğunu gösteren örnekler arasında anar. Gönül "vahdet meyhanesi"ne yerleşmiştir; orada artık mahmurluğun, yani içkinin ertesi gelen baş ağrısının bir etkisi yoktur. Meyhane, şarap ve mahmurluk imgeleri, tasavvufta ilahî aşkın sarhoşluğunu ve bu sarhoşluktan ayılmanın sıkıntısını anlatır; vahdete eren gönül bu sıkıntıdan kurtulmuştur.

Makta beyti, Kartal'ın Basîrî'nin kendini Mecnun ve Ferhad'la karşılaştırıp onlardan üstün gördüğü beyitler arasında gösterdiği beyittir. Mecnun, Basîrî'nin çılgınlığını görse kendi deliliğini bırakıp akıllı olurdu. Akıl ile cünûn, yani delilik arasındaki tezat, âşıklığın en büyük örneği olan Mecnun'u bile Basîrî'nin yanında akıllı gösteren bir mübalağayla birleşir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar