Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fa‘lün

Lebüñi tāb-ı mey-i nābıla gülgūn itdüñ
Yine ey ġonce-dehen yüzüñi ḫūn itdüñ
Uyarup nergisüñi ḫᵛābumı gözden alduñ
Getürüp rā ḳaşuñı ḳāmetümi nūn itdüñ
Leb-i Şīrīnile ‘āşıḳları itdüñ Ferhād
Leylī-yi zülfile ‘āḳilleri Mecnūn itdüñ
Çeşm-i ser-mestüñi biñ nāz u kirişmeyle yine
Fitne ḫᵛābından uyarduñ beni meftūn itdüñ
Ṣalduñ od ḫirmen-i ṣabrına Basīrīnüñ āh
Ey yüzi lāle libāsuñı çü gülgūn itdüñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Dudağını saf şarabın harareti ile gül rengine boyadın; ey gonca ağızlı, yine yüzünü kan rengine çevirdin. (Şarap içen sevgilinin yüzü kızarmıştır; "ḫūn itmek" sözü aynı zamanda kan dökmeyi de hatırlatır.)

2. Nergis gözünü uyandırıp uykumu gözümden aldın; "rā" harfine benzeyen kaşını getirip boyumu "nūn" harfi gibi büktün. (Kaşın kavisli biçimi "ر", âşığın iki büklüm boyu da "ن" harfine benzetilir.)

3. Şirin dudağınla âşıkları Ferhad'a çevirdin; zülfünün Leylâ'sıyla akıllıları Mecnun ettin. ("Şīrīn" hem tatlı hem de Ferhad'ın sevgilisinin adıdır; "Leylī" hem Mecnun'un sevgilisi hem de gece demektir, bu yüzden siyah zülfe uygun düşer.)

4. Sarhoş gözünü bin naz ve cilveyle yine fitne uykusundan uyandırdın, beni kendine tutkun ettin. ("Fitne uyur" sözü bilinir; sevgilinin gözü uyanınca fitne de uyanır.)

5. Ey lale yüzlü, elbiseni gül rengine boyadığın için âh, Basîrî'nin sabır harmanına ateş saldın.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fa‘lün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Redif "itdüñ" kelimesidir; kafiye "-ūn" sesidir: gülgūn, ḫūn, nūn, Mecnūn, meftūn, gülgūn. Matladaki "gülgūn" kelimesi makta beytinde yeniden kafiye olarak kullanılmıştır. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde XXII numaradadır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

"İtdüñ", ettin redifi gazeli sevgilinin yaptıklarının bir dökümüne çevirir. Her beyitte sevgili bir şeyi bir başka şeye dönüştürür: dudağını gül rengine, yüzünü kan rengine, âşığın boyunu "nūn" harfine, âşıkları Ferhad'a, akıllıları Mecnun'a, âşığı da tutkuna çevirir. Matlada şarap içmiş sevgilinin dudağı ve yüzü kızarmıştır. "Ḫūn", kan kelimesi yüzün rengini anlatırken sevgilinin kan döken bir zalim olduğunu da sezdirir.

İkinci beyit harf benzetmesine dayanır. Divan şiirinde harflerin biçimi güzellik ve aşk tasvirinde sık kullanılır. Sevgilinin kavisli kaşı Arap alfabesindeki "rā" harfine, âşığın gamdan bükülmüş boyu da yuvarlak "nūn" harfine benzetilir. Sevgilinin "nergis", yani göz uyanınca âşığın uykusu kaçar; uyandırmak ile uykuyu almak arasında bir tezat kurulur.

Üçüncü beyit iki ünlü aşk hikâyesini bir arada anar. Şirin ile Ferhad, Leylâ ile Mecnun divan şiirinin en bilinen âşık çiftleridir. Sevgilinin dudağı tatlı, yani "şīrīn" olduğu için âşıkları Ferhad'a çevirir; zülfü gece gibi siyah, yani "leylī" olduğu için akıllıları Mecnun eder. Şirin ve Leylâ adlarının ikinci anlamları bir tevriye kurar; dört âşık adının bir beyitte toplanması da güçlü bir tenasüptür.

Dördüncü beyitte sevgilinin sarhoş gözü "fitne uykusu"ndan uyandırılır. Halk arasındaki "fitne uyur, uyandırana lanet" sözü bilinir; sevgili gözünü naz ve cilveyle uyandırınca fitne de uyanır ve âşığı kendine tutkun eder. Makta beytinde lale yüzlü sevgilinin gül rengi elbisesi bir ateşe benzetilir. Bu ateş, Basîrî'nin sabır harmanını tutuşturmuştur. Harman ile ateş, lale ile gül arasındaki tenasüp, kırmızı rengin gazel boyunca dudaktan yüze, yüzden elbiseye geçerek sürmesini tamamlar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar