Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Çarḫdur çeşmümi ḳılan pür-āb
Göreyin döne döne ola ḫarāb
Ser-i kūyuñdurur baña mescid
Ayaġun izidür baña miḥrāb
Seni görmek düşümde mümkin idi
N’eyleyem kim gözüme gelmez ḫᵛāb
Görmege irtifā‘ını yüzüñüñ
Çeşmüm olmış bi‘aynih usṭurlāb
Güle düşdi göñül lebüñ göricek
Ne müferriḥ şarāb olur bu şarāb
Ḳandan olmış Baṣīrī müjgānuñ
Pāre pāre cigerle sīḫ u kebāb
Günümüz Türkçesiyle
1. Gözümü suyla dolduran çarktır; dilerim döne döne harap olduğunu göreyim. ("Çarh" hem felek hem de dönerek kovalarını suyla dolduran dolaptır.)
2. Sokağının başı benim mescidimdir; ayağının izi de mihrabımdır.
3. Seni rüyamda görmem mümkündü; ne yapayım ki gözüme uyku gelmiyor.
4. Yüzünün yüksekliğini görmek için gözüm tıpkı bir usturlaba dönmüştür. (Usturlap, güneşin ve yıldızların ufuktan yüksekliğini ölçen gökbilim aletidir; yüz de güneşe benzetilir.)
5. Dudağını görünce gönül güle düştü; bu şarap ne ferahlatıcı bir şaraptır. (Beyit iki türlü okunabilir: "güle düşmek" gülün peşine düşmek ya da gülmeye başlamak anlamına gelebilir. Kırmızı dudak şaraba benzetilir.)
6. Ey Basîrî, kirpiklerin nereden parça parça ciğerle şiş ve kebap olmuş? (Kirpikler şişe, âşığın parça parça olmuş ciğeri de kebaba benzetilir; "ḳandan" kelimesi hem "nereden" hem de "kandan" diye okunabilir. Mısrada "müjgānuñ", yani kirpiklerin, sevgiliye ait olmalıdır; seslenme Basîrî'ye yapıldığı için cümle tam düzgün değildir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir altı beyitlik bir gazeldir ve aruzun hafif bahrinden "fā‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Kısa ve akıcı bu kalıp, beyitlere konuşmaya yakın bir hız verir. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-āb" sesidir: pür-āb, ḫarāb, miḥrāb, ḫᵛāb, usṭurlāb, şarāb, kebāb. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde XXIII numaradadır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, her beyitte başka bir alandan alınmış bir benzetmeyle ilerler: felek ve dolap, mescit ve mihrap, rüya, gökbilim, şarap ve sonunda mutfak. Matlada "çarḫ" kelimesi bir tevriye kurar. Çarh hem felektir hem de dönerek suyu kovalarla yukarı taşıyan dolap. Âşığın gözünü yaşla dolduran feleğe "döne döne harap ol" diye beddua edilir; dolabın dönerek su doldurması ile feleğin dönerek gözyaşı doldurması aynı görüntüde buluşur.
İkinci beyitte aşk bir ibadet diliyle anlatılır. Sevgilinin sokağının başı âşığın mescidi, ayak izi de mihrabıdır; âşık yüzünü o ize sürerek secde eder gibi olur. Üçüncü beyitte ince bir çaresizlik vardır: sevgiliyi görmenin tek yolu rüyadır, ama âşığın gözüne uyku girmez. Böylece rüya da kapanmış bir kapıya döner.
Dördüncü beyit gazelin en dikkat çekici buluşudur. Usturlap, gökbilimcilerin güneşin ve yıldızların yüksekliğini ölçtüğü yuvarlak bir alettir. Sevgilinin yüzü güneş gibi yüksektir; âşığın gözü de bu yüksekliği ölçmek için yuvarlak bir usturlaba dönmüştür. "İrtifā‘", yükseklik, hem gökbilim terimi hem de sevgilinin erişilmez yüceliği için kullanılmıştır. Beşinci beyitte dudak şaraba benzetilir ve "müferriḥ", ferahlatıcı diye anılır; kelime eski tıpta gönle ferahlık veren ilaçlar için de kullanılır.
Makta beyti gazeli mutfağa taşır. Kirpikler şiş, âşığın parça parça olmuş ciğeri de kebaptır. "Ḳandan" kelimesi hem "nereden" hem de "kandan" diye okunabilir ve kanlı ciğer görüntüsüyle uyuşur. Kartal, Basîrî'nin Türkçe şiirlerinde dönemin yemek adlarını içine alan iki gazeline dikkat çeker; bu beyitteki şiş ve kebap da şairin gündelik hayattan aldığı imgelere bir örnek sayılabilir.
Kaynakça
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, gazel XXIII: s. 90-91; yemek gazelleri: s. 85, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
Çevrimiçi kaynaklar






