Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Didiyise boyuña zībā niḥāl
Ṭoġrıya ey serv-ḳad yoḳdur zevāl
Zülf yüzüñde cemālüñ cīmidür
Ḫāl-i müşgīn noḳṭa-i cīm-i cemāl
Çīne ḳaşuñ server oldı Hinde zülf
Rūma yüzüñ ḫusrev oldı Şāma ḫāl
Geçdi ‘ömrüm zülf ü yüzüñden ıraḳ
Āh eger böyle giçerse māh u sāl
Ey Baṣīrī daḫı nesne fikr it
Kim ġazel dimeyle ṣayd olmaz ġazāl

Günümüz Türkçesiyle

1. Boyuna güzel bir fidan dedilerse, ey servi boylu, doğruya zeval yoktur. ("Doğruya zeval yok" atasözüdür; "doğru" burada hem gerçeği söyleyen sözü hem de dümdüz boyu anlatır.)

2. Yüzündeki zülüf güzelliğinin (cemāl kelimesinin) "cīm"idir; misk kokulu ben de cemālin cīminin noktasıdır. ("Cemāl" kelimesi "ج" harfiyle başlar; kıvrık zülüf bu harfe, ben de altındaki noktaya benzetilir.)

3. Kaşın Çin'e, zülfün Hint'e baş oldu; yüzün Rum'a, benin Şam'a hükümdar oldu. (Ülke adları renk ve biçim anlatır: "çīn" kıvrım, Hint siyahlık, Rum beyazlık, "şām" akşam ve karanlık demektir.)

4. Ömrüm zülfünden ve yüzünden uzak geçti; ah, aylar ve yıllar böyle geçerse. (Zülüf geceye, yüz gündüze benzetildiği için ay ve yıl sözleriyle bir tenasüp kurulur.)

5. Ey Basîrî, başka bir şey düşün; çünkü gazel söylemekle ceylan avlanmaz. ("Gazel" ile "ġazāl", yani ceylan arasında ses oyunu vardır; ceylan sevgilidir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-āl" sesidir: niḥāl, zevāl, cemāl, ḫāl, sāl, ġazāl. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde XXIV numaradadır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla bir atasözü üzerine kurulmuştur. Sevgilinin boyuna "güzel fidan" denmiştir ve bu söz doğrudur; "doğruya zeval yoktur". "Ṭoġrı" kelimesi hem doğru söz hem de dümdüz boy anlamına geldiği için atasözü sevgilinin boyuna da uyar: düz boylu servi hiçbir zaman eğilmez, çökmez. Atasözünün şiire böyle yerleştirilmesi, Basîrî'nin gündelik dilin deyişlerini kullanma eğilimine bir örnektir.

İkinci beyit harf benzetmesine dayanır. "Cemāl", güzellik kelimesi Arap alfabesinde "cīm" harfiyle başlar; bu harf kıvrık bir çizgi ve altında bir noktadan oluşur. Sevgilinin yüzüne düşen kıvrık zülüf bu cīm, yanağındaki siyah ben de cīmin noktasıdır. Böylece sevgilinin yüzü "cemāl" kelimesinin kendisine dönüşür. Yazı ile güzellik arasındaki bu tenasüp divan şiirinde sık görülür, ama burada harfin biçimi ile yüzün çizgisi tam olarak örtüşür.

Üçüncü beyit bir dünya haritası çizer. Kaş Çin'e, zülüf Hint'e, yüz Rum'a, ben Şam'a hükümdar olmuştur. Ülke adlarının her biri bir renk ya da biçim anlatır: "çīn" kelimesi Farsçada kıvrım ve büklüm demektir ve kavisli kaşa uyar; Hint siyahın, Rum beyazın simgesidir; "şām" da akşam ve karanlık anlamına gelerek siyah benle buluşur. Dört organ ile dört ülkenin sırayla eşleştirilmesi, leff ü neşr diye bilinen sanata yakın bir düzen kurar. "Server" ile "ḫusrev", baş ile hükümdar kelimeleri de güzelliğin bir saltanat olduğunu anlatır.

Dördüncü beyitte zülüf ile yüz, gece ile gündüzü hatırlatır; ay ve yıl kelimeleriyle birlikte zamanın akışı görüntüye girer. Âşığın ömrü bu gece ve gündüzden uzakta geçmiştir. Makta beytinde şair kendine seslenir: gazel söylemekle ceylan avlanmaz, başka bir yol düşünmek gerekir. "Ġazel" ile "ġazāl" arasındaki ses yakınlığı bir cinas kurar ve beyte nükteli bir kapanış verir. Şair, şiirin sevgiliyi elde etmeye yetmediğini söylerken kendi sanatıyla da hafifçe alay eder.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar