Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü mefā‘ilün fe‘ūlün
Bizümile işüñ cefā efendi
Ādem mi döyer buña efendi
Sen baña ne deñlü kim sögersin
Ben saña ḳılam du‘ā efendi
Senden niçesi vefā uma dil
Çün ‘ömrde yoḳ vefā efendi
İḳbāl virürdi el ger itsem
Sen servle merḥabā efendi
Raḥm eyle Basīrī ḳuluña kim
Oldı saña mübtelā efendi
Günümüz Türkçesiyle
1. Bizimle bütün işin eziyet etmek, efendi; insan buna dayanır mı, efendi?
2. Sen bana ne kadar sövsen de ben sana dua edeyim, efendi.
3. Gönül senden nasıl vefa umsun; çünkü ömrün bile vefası yok, efendi.
4. Ey selvi boylu efendi, seninle bir merhabalaşabilsem baht bana el verirdi, yani talih yüzüme gülerdi. (Beyit, neşirdeki "Sen servle" okuyuşuyla tam açık değildir; aktarım "ey selvi, seninle" anlamına dayanır.)
5. Kulun Basîrî'ye merhamet et; çünkü o sana tutuldu, efendi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mef‘ūlü mefā‘ilün fe‘ūlün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. İlk mısradaki "Bizümile" kelimesi bu okuyuşla mısraa bir hece ekler; vezin, kelimenin "bizümle" diye üç hece okunmasını gerektirir. Redif "efendi" kelimesidir; kafiye "-ā" sesidir: cefā, buña, du‘ā, vefā, merḥabā, mübtelā. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde XXVIII numaradadır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin en belirgin özelliği rediftir. Her beyit "efendi" hitabıyla biter ve sevgili bir efendi, âşık da onun kulu olarak konuşur. Bu hitap, aşk şiirinin yerleşik efendi-kul ilişkisini gündelik konuşma diline yaklaştırır; beyitler, bir yakınmanın ve yalvarmanın doğrudan sözleri gibi okunur. Gazelin sade ve konuşur gibi söyleyişi, Kartal'ın da belirttiği gibi Basîrî'nin şiirinde mana üzerinde yapılan sanat oyunlarının az, söyleyişin rahat olduğu yargısıyla uyuşur.
İlk beyit sevgilinin cefasını bir "iş" olarak tanımlar: sevgilinin âşıkla bütün işi eziyettir. "Ādem mi döyer", yani insan buna dayanır mı sorusu, şikâyeti bir halk deyişinin sadeliğiyle verir. İkinci beyit bir tezat üzerine kurulur: sevgili ne kadar söverse âşık o kadar dua eder. Sövgü ile dua arasındaki bu karşıtlık, âşığın teslimiyetini gösterir. Kartal da Basîrî'nin sevgilinin eziyetlerini âdet haline getirdiğini, onları birer lütuf gibi karşıladığını belirtir.
Üçüncü beyit bir hikmet sözüne dayanır: ömrün bile vefası yoktur, sevgiliden nasıl vefa beklenir? Divan şiirinde hem ömür hem sevgili vefasızlıkla anılır; şair bu iki bilinen yargıyı bir akıl yürütmeyle birleştirir. Dördüncü beyitte sevgili selviye benzetilir. Selvi boy, divan şiirinde sevgilinin uzun ve düzgün boyunun karşılığıdır; âşık böyle birine bir "merhaba" diyebilmeyi bile bahtın bir lütfu sayar. "İḳbāl el virmek" sözü hem talihin yardım etmesi hem de el uzatıp tokalaşmak anlamını çağrıştırır; merhabalaşma ile el verme arasında bir tenasüp kurulur. Son beyitte efendi-kul ilişkisi açıkça söylenir: "Basīrī ḳuluñ", yani kulun Basîrî, efendisine tutulmuştur ve ondan merhamet bekler.
Kaynakça
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, gazel XXVIII: s. 91; değerlendirme: s. 84-85, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
- Mehmed Çavuşoğlu, "Basîrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 105-106, https://islamansiklopedisi.org.tr/basiri.
Çevrimiçi kaynaklar






