Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fa‘lün

Var mı bir nāle ki ġamdan dili bīmār itmez
N’ideyüm n’eyleyeyüm āh saña kār itmez
Naḳd-i cān aldı dehānuñ ider inkār baña
Ne ḳadar yalvaruram zerrece iḳrār itmez
Gāh cevrin çekerem ol ṣanemüñ geh sıtemin
Yār itdügini ben bī-dile aġyār itmez
Gösterürdüm nic’olur şīve-i erbāb-ı vefā
N’eyleyem ṭāli‘-i dūn yārı baña yār itmez
Var mı bir dem ki Baṣīrī gözini girye ilen
La‘l-i nābuñ hevesiyile güher-bār itmez

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönlü gamdan hasta etmeyen bir inilti var mı? Ne edeyim, ne yapayım; âh sana tesir etmiyor.

2. Ağzın can nakdimi aldı ve bunu benden inkâr ediyor; ne kadar yalvarsam zerre kadar ikrar etmiyor. (Sevgilinin ağzı divan şiirinde yok denecek kadar küçük gösterilir; burada bu küçük ağız, aldığı borcu inkâr eden bir borçluya benzetilir.)

3. Bazen o putun eziyetini çekerim, bazen zulmünü; sevgilinin ben gönülsüze ettiğini rakipler bile etmez.

4. Vefa ehlinin tavrı nasıl olur, gösterirdim; ama ne yapayım, alçak talihim sevgiliyi bana dost etmiyor.

5. Basîrî'nin, senin saf yakut dudağının hevesiyle gözünü ağlayarak inci saçar hale getirmediği bir an var mı? (Gözyaşı inciye, dudak yakuta benzetilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fa‘lün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Redif "itmez" kelimesidir; kafiye "-ār" sesidir: bīmār, kār, inkār, iḳrār, aġyār, yār, güher-bār. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde III numaradadır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, "itmez" redifiyle sevgilinin ve talihin âşığa yapmadığı şeyleri sıralar: âh sevgiliye tesir etmez, ağız ikrar etmez, rakip bile böyle eziyet etmez, talih sevgiliyi yâr etmez, göz inci saçmaktan geri durmaz. Olumsuzluk bildiren bu redif, gazelin bütününe bir çaresizlik havası verir. İlk beyitte gönlü gamla hasta eden inleyişler sayılır ama hiçbiri sevgiliye "kâr etmez", yani tesir etmez; "N’ideyüm n’eyleyeyüm" tekrarı bu çaresizliği konuşma dilinin sesiyle verir.

İkinci beyitte bir alışveriş ve mahkeme dili kurulur. "Naḳd-i cān", canın nakdi, yani peşin para gibi verilen candır. Sevgilinin ağzı bu canı almış, ama aldığını inkâr etmektedir; âşık ne kadar yalvarsa da ağız "zerrece iḳrār itmez". İnkâr ile ikrar, borçlunun mahkemedeki iki tavrıdır ve aralarındaki tezat beytin nüktesini taşır. Divan şiirinde sevgilinin ağzı yok denecek kadar küçük gösterildiği için, "yok" olan bir ağzın borcunu inkâr etmesi beyte ayrı bir incelik katar.

Üçüncü beyit Kartal'ın, Basîrî'nin sevgilinin eza ve cefasını dile getirdiği beyitler arasında andığı beyittir. Sevgili burada "ṣanem", yani put diye anılır; bu, güzelliğin taparcasına sevilmesini anlatan bilinen bir benzetmedir. Âşık sevgilinin cevrini de sitemini de çeker ve sevgilinin ona yaptığını rakiplerin bile yapmayacağını söyler. Yâr ile ağyâr arasındaki karşıtlık, dördüncü beyitte bir cinasla yeniden işlenir: "yārı baña yār itmez", yani talih sevgiliyi bana dost etmez. İlk "yār" sevgili, ikincisi dost ve yardımcı anlamındadır. Âşık, vefalı olmanın nasıl olduğunu gösterebilecek durumdadır, ama alçak talih buna fırsat vermez.

Makta beytinde Basîrî gözünün her an gözyaşı döktüğünü söyler. "La‘l-i nāb", saf yakut, sevgilinin dudağıdır; "güher-bār", inci saçan, de gözyaşı döken göz. Yakut ile inci arasında kurulan bu tenasüp, mücevher imgeleriyle gazeli kapatır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar