Özgün Metin
Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün
Ḳoparduñ ḫaṭṭ u ḫālüñden belālar
Nicesi olmasunlar mübtelālar
Hemān cān ḳaldı gitdi ṣabr u ṭāḳat
Ayında ol ḳaragözler elalar
Ne yürekle dilüm varur k’idem şerḥ
Oḳından çekdigüm çoḳ çoḳ belālar
Çıḳarsa göklere āh u fiġānum
Felek ṭasına āvāze ṣalalar
Eger cevri buyısa cānıla dil
Baṣīrī ṣanma kim saña ḳalalar
Günümüz Türkçesiyle
1. Yüzündeki ayva tüyünden ve beninden belâlar kopardın; bunca kişi nasıl tutulmasın, nasıl dertli olmasın?
2. Elimde yalnız can kaldı; sabır da güç de gitti. İkinci mısraın neşirdeki okuyuşla ("Ayında ol ḳaragözler elalar") anlamı açık değildir. Arap harfli yazıda "ayında" ile "anı da", "elalar" ile "alalar" birbirine çok yakın durur; mısra "Anı da ol ḳaragözler alalar" diye okunursa beyit "o kara gözler onu da alsınlar" anlamına gelir: sabır ve güç gittiğine göre sevgilinin gözleri kalan canı da alacaktır. Bu bir okuma önerisidir; metinde neşrin okuyuşu korunmuştur.
3. Onun okundan çektiğim pek çok belâyı anlatmaya dilim hangi yürekle varsın?
4. Âhım ve figanım göklere çıksa, feleğin tasına bir çınlama salarlar, yani gök kubbe bir tas gibi çınlar.
5. Ey Basîrî, onun cevri böyle sürerse can ile gönlün sende kalacaklarını sanma.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Redif "-lar" çokluk ekidir; kafiye bu ekten önceki "-la / -ālā" sesine dayanır: belālar, mübtelālar, elalar, belālar, ṣalalar, ḳalalar. "Belālar" kelimesi matla ile üçüncü beyitte iki kez kafiye olur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde IV numaradadır. İkinci beytin ikinci mısraı neşirde "Ayında ol ḳaragözler elalar" diye basılmıştır; bu okuyuşun anlamı çözülemediği için aktarımda bir okuma önerisi verilmiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ana kelimesi "belâ"dır. İlk beyitte sevgilinin "ḫaṭṭ u ḫāl"i, yani yüzündeki ayva tüyü ile beni, belâların kaynağı olarak gösterilir. Divan şiirinde yüzü saran ince tüyler bir yazıya ya da bir tuzağa, ben de bu tuzakta bir yem tanesine benzetilir; bu güzellik unsurları âşıkları yakalayan şeylerdir. Şair bu yüzden "nicesi olmasunlar mübtelālar", yani bunca kişi nasıl tutkun olmasın, diye sorar. "Belā" ile "mübtelā" kelimeleri aynı kökten gelir; kafiyede yan yana gelmeleri, iştikak sanatına yakın bir ses ve anlam bağı kurar.
İkinci beyitte âşığın elinde yalnız can kalmıştır; sabır ve güç gitmiştir. Mısraın sonunu kesin olarak anlamak bugünkü okuyuşla mümkün değildir, ama "kara gözler" sözü beytin sevgilinin gözlerine yöneldiğini gösterir. Önerilen okuyuşla beyit, sıranın son kalan cana geldiğini söyler. Üçüncü beyit, Kartal'ın Basîrî'nin sevgilinin eza ve cefasını dile getirdiği beyitler arasında andığı beyittir: âşığın sevgilinin okundan çektiği belâlar o kadar çoktur ki dil onları anlatmaya yürek bulamaz. "Yürek" ile "dil" kelimelerinin birlikte kullanılması, cesaret ile söz arasındaki bağı vurgular.
Dördüncü beyit bir mübalağaya dayanır. Âşığın âhı ve figanı göklere çıkarsa gök kubbe, "felek ṭası", bir tas gibi çınlayacaktır. Göğün ters çevrilmiş bir tasa benzetilmesi divan şiirinde bilinen bir imgedir; âşığın sesi bu tası öttürecek kadar güçlüdür. Son beyitte şair kendine hitap eder ve bir uyarıda bulunur: sevgilinin cevri böyle sürerse ne can kalır ne gönül. Böylece gazel, ikinci beyitte başlayan kayıplar listesini tamamlar: önce sabır ve güç, sonunda can ve gönül.
Kaynakça
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, gazel IV: s. 87; değerlendirme: s. 84, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
- Mehmed Çavuşoğlu, "Basîrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 105-106, https://islamansiklopedisi.org.tr/basiri.
Çevrimiçi kaynaklar






