Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Hem-nefes olalı cān nāle vü efġānlar ile
Mūmdur yanmaga dil şem‘-i şebistānlar ile
Serv-i sāmān nedurur künc-i ḫarābātda kim
Ḫōşdurur ṣoḥbetimiz bī-ser ü sāmānlar ile
Biz semen çihrelerüñ ḫadle ḫaṭın görelüm
Bāġbān egleni ṭursun gül ü reyḥānlar ile
Cümle-i ḫalḳ-ı cihān derdine dermān ister
Biz Ḫudādan dilerüz derd bī-dermānlar ile
Sen ṣalın nāzıle biz dīde vü dil dürcin açup
La‘lile dür ṣaçalum yoluña dermānlar ile
Ey Basīrī n’iderüz daḫı selāmet yaḳasın
Çün melāmet yürürüz çāk-i girībānlar ile

Günümüz Türkçesiyle

1. Can inilti ve feryatlarla soluk arkadaşı olalı beri gönül, gece meclisinin mumlarıyla birlikte yanmak için bir mumdur.

2. Meyhanenin köşesinde düzen ve varlığın ne işi var; çünkü bizim sohbetimiz başı ve varlığı olmayanlarla, yani her şeyden geçmiş kişilerle hoştur. (İlk mısradaki "Serv-i sāmān" sözü neşrin okuyuşudur. İkinci mısradaki "bī-ser ü sāmān" ile karşılaştırılınca ilk mısrada da "ser ü sāmān" (baş ve düzen, varlık) okunması gerektiği düşünülebilir; iki okuyuş da vezne uyar.)

3. Biz yasemin yüzlülerin yanaklarındaki ayva tüyünü seyredelim; bahçıvan gül ve fesleğenle eğlenip dursun. (Ayva tüyü yanağı süsleyen bir yeşillik gibi düşünülür; şair bahçenin yeşilliği yerine onu seyretmeyi seçer.)

4. Dünyadaki bütün halk derdine derman ister; biz ise Allah'tan dermansız dertler dileriz.

5. Sen nazla salın; biz göz ve gönül kutusunu açıp yoluna bütün gücümüzle yakutla birlikte inciler saçalım. (İnci gözyaşı, yakut kanlı gözyaşı ya da gönül kanıdır. "Dermānlar ile" sözü burada "bütün gücümüzle" diye anlaşılmıştır; anlamı kesin değildir.)

6. Ey Basîrî, selamet yakasını artık ne yapalım; çünkü biz yakası yırtık halde, melamet içinde yürüyoruz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir altı beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Redif "-lar ile" sözüdür; kafiye "-ān" sesidir: efġān, şebistān, sāmān, reyḥān, bī-dermān, dermān, girībān. "Dermān" kelimesi dördüncü ve beşinci beyitlerde art arda kafiyeye girer; dördüncüde "bī-dermān" (dermansız) içinde, beşincide tek başına. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde VI numaradadır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, dünyanın ölçüleriyle âşığın ve rindin ölçüleri arasındaki karşıtlık üzerine kurulmuştur. İlk beyitte gönül bir mumdur; gece meclisinin (şebistān) mumlarıyla birlikte yanar. Mum divan şiirinde hem yanan hem eriyen, hem de ağlayan (eriyen mumun damlaları) âşığın simgesidir; "hem-nefes", yani soluk arkadaşı olmak sözü, mumun alevini ve âşığın inleyişini birbirine bağlar.

İkinci beyitte sahne "künc-i ḫarābāt"a, meyhane köşesine taşınır. Divan şiirinde harabat, dünya kaygılarından elini eteğini çekmiş rindlerin yeridir. Burada "ser ü sāmān", yani baş ve varlık, düzen ve mal mülk anlamına gelen bir deyimdir; "bī-ser ü sāmān" ise her şeyini kaybetmiş, kendinden geçmiş kişidir. Şair, böyle kişilerle sohbetin hoş olduğunu, meyhane köşesinde düzen ve varlığın bir değeri olmadığını söyler. Üçüncü beyitte aynı karşıtlık bahçe ile güzel arasında kurulur: bahçıvan gül ve fesleğenle uğraşsın, şair yasemin yüzlülerin yanağındaki ayva tüyünü seyretmeyi seçer. "Ḫaṭ" kelimesi hem yazı hem yanaktaki ince tüy anlamına gelir; yanaktaki tüyler bahçenin yeşilliğine benzetilir.

Dördüncü beyit gazelin en keskin tezadını taşır: bütün dünya derdine derman ararken âşık Allah'tan dermansız dertler diler. Divan şiirinde aşk derdi, iyileşmesi istenmeyen bir derttir; âşık için dert, kendisi bir nimettir. Beşinci beyitte sevgili nazla salınır, âşık ise göz ve gönül kutusunu (dürc) açıp onun yoluna inci ve yakut saçar. Göz incilerin, gönül yakutun kutusudur; gözyaşı ile gönül kanı, bir hükümdarın yoluna saçılan mücevherlere dönüşür.

Makta beyti selamet ile melamet arasındaki ses benzerliğine dayanır. Selamet, esenlik ve güven içinde yaşamaktır; melamet ise kınanmayı göze alarak yaşamak, dünyanın ayıpladığı yolu seçmektir. "Selāmet yaḳası", yırtılmamış, düzgün bir yakadır; âşık ise "çāk-i girībān", yakası yırtık yürür. Melamet kelimesi tasavvufta, kendini kınatarak nefsini kırmaya çalışan Melâmîliği de hatırlatır. Selamet ile melamet arasındaki bu cinas, gazelin bütün karşıtlıklarını tek bir sözde toplar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar