Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Būm-ı meyüm k’ola bu vīrānile ülfetüm
Sidre üzre āşıyān itmiş hümā-yı himmetüm
Yārdan özge bu göñlüm ḫānesinde kimse yoḳ
Şükr kim aġyārdan ḫālī olupdur ḫalvetüm
Ḫalvet-i ins içre tenhā ṣanma ey zāhid beni
Ḳudsī vü rūḥānīlerdür her gice hem-ṣoḥbetüm
Ben fenā meyḫānesinüñ rindiyüm ey muġbeçe
İdilecek ḫışt-ı serḫum ile levḥ-i türbetüm
Çūb-i rezden baña tābūt eyle ey pīr-i muġān
Bāde-i ‘ışḳ olıcaḳ āḫir nefesde şerbetüm
Dergeh-i pīr-i muġāndan kim sa‘ādetkānidür
Ey Baṣīrī gitme kim bu bābdandur devletüm
Günümüz Türkçesiyle
1. Ben meyhane harabesinin baykuşuyum, bu virane ile dostluğum olsun; ama himmetimin hüma kuşu Sidre ağacının üzerine yuva kurmuştur. (Baykuş harabelerde yaşar; hüma ise talih getirdiğine inanılan yüce bir kuştur. Sidre, yedinci kat göğün sonundaki ağaçtır.)
2. Bu gönül evinde sevgiliden başka kimse yok; şükür ki halvetim rakiplerden, yabancılardan boşaldı.
3. Ey zahit, insanlardan çekildiğim bu halvette beni yalnız sanma; her gece kudsî ve ruhanî varlıklar benim sohbet arkadaşımdır.
4. Ey meyhane çırağı, ben fena meyhanesinin rindiyim; mezar taşımı şarap küpünün ağzını kapatan kerpiçten yapsınlar.
5. Ey meyhanenin piri, bana asma dalından bir tabut yap; son nefesimde şerbetim aşk şarabı olsun.
6. Ey Basîrî, saadet madeni olan meyhane pirinin dergâhından ayrılma; çünkü benim mutluluğum bu kapıdandır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir altı beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez. Redif "-üm" iyelik ekidir, kafiye "-et" sesidir: ülfet, himmet, ḫalvet, ṣoḥbet, türbet, şerbet, devlet. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde XXXII numaradadır. Kartal, Basîrî'nin şiirlerinde tasavvufun önemli bir yer tuttuğunu belirtir ve bu gazeli "tamamen tasavvuf düşüncesi ile kaleme alınmış" bir şiir olarak tam metniyle örnek gösterir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, divan şiirinin "rind" tipini ve meyhane dilini tasavvufî bir anlamla kullanır. Bu dilde meyhane, mürşidin dergâhı; meyhanenin piri ("pîr-i muġân"), yol gösteren mürşit; şarap da ilahî aşk ya da manevî coşkudur. Rind ise dış görünüşe ve kurallara aldırmayan, gönlünü yalnız Hakk'a bağlamış kişidir. Basîrî bu dil içinde kendini anlatır.
Matla bir karşıtlık üzerine kuruludur. Şair kendini baykuşa benzetir; baykuş harabelerde yaşar ve şair de bu dünya viranesiyle dostluk kurmuştur. Ama onun himmet kuşu bir hümadır ve Sidre ağacının, yani göklerin en yüksek yerindeki ağacın üzerine yuva yapmıştır. Baykuş ile hüma, virane ile Sidre arasındaki bu tezat, rindin dışta harap, içte yüce olan halini anlatır. İkinci ve üçüncü beyitlerde halvet düşüncesi işlenir. Âşığın gönül evinde sevgiliden başka kimse yoktur; halveti yabancılardan boşalmıştır. Zahit onu yalnız sanabilir, ama her gece kudsî ve ruhanî varlıklar onun sohbet arkadaşıdır. Burada divan şiirinin bilinen zahit tipi, yani dış ibadetle yetinen sofu, rindin karşısına konur.
Dördüncü ve beşinci beyitler gazelin en çarpıcı imgelerini taşır. Rind, ölümünü de meyhane eşyasıyla hayal eder: mezar taşı şarap küpünün ağzını kapatan kerpiçten, tabutu asma dalından olsun; son nefeste içeceği şerbet aşk şarabı olsun. Ölüm ile şarap, tabut ile asma, mezar taşı ile küp arasında kurulan bu bağlar, hayatın da ölümün de ilahî aşka adandığını anlatır. "Fenâ meyhânesi" sözü de tasavvuftaki fena, yani kişinin kendi varlığından geçmesi kavramına işaret eder. Makta beyti, şairin kendine yaptığı bir öğütle biter: saadet madeni olan pirin dergâhından ayrılmamalıdır, çünkü devleti, yani mutluluğu o kapıdandır. "Bâb" kelimesi kapı demektir; dergâh kapısında beklemek, mürşide bağlılığın bilinen bir ifadesidir.
Tarihî Bağlam
Kartal, Basîrî'nin şiirlerinde aşk konusunun yanı sıra tasavvufun da önemli bir yer tuttuğunu belirtir ve başka gazellerinden de örnekler verir: "Ey Basîrî ger basîret ehliyiseñ gözüñ aç / Kim toludur nûr-ı Ḥaḳdan mescid ü meyḫâne hem" gibi beyitlerde mescit ile meyhaneyi aynı nurla dolu gösteren düşünce, bu gazelle aynı çizgidedir. Tezkirecilerin Basîrî'yi nüktedan, latifeleriyle meclislerin aradığı bir kişi olarak tanıttığı düşünülürse, bu gazel onun şiirinin daha ciddi ve iç dünyaya dönük bir yüzünü gösterir.
Kaynakça
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, gazel XXXII: s. 92; değerlendirme: s. 84-85, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
- Mehmed Çavuşoğlu, "Basîrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 105-106, https://islamansiklopedisi.org.tr/basiri.
Çevrimiçi kaynaklar






