Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Yüz yire ḳor öñüñe ta‘ẓīm içün mihr-i felek
Mülk-i ḥüsne ḫusrev olduñ begliguñ var ey melek
Kūyuñuñ her sengine yüz sürdigüm ‘ayb itme kim
Yüzüm altundur nigārā seng-i kūyuñdur mihek
Yüz çevirse benden ol ḫūrşīd-ruḫ senden degül
Gerdiş-i devr-i ḳamerdendür şikāyet ey felek
Defter-i ‘uşşāḳda ḥālüm görüp ḫaṭṭāṭ-ı ṣun‘
Adumı s̱ebt eyledi Mecnūnuñ ismin itdi hek
Ey Basīrī ḫusrevüñ şīrīn lebi ‘uşşāḳdan
Aldı cānlar naḳdini bir būse ḥalvālıḳ gerek
Günümüz Türkçesiyle
1. Göğün güneşi saygıdan önünde yüzünü yere koyar; güzellik ülkesinin hükümdarı oldun, ey melek, beyliğin var.
2. Sokağının her taşına yüz sürmemi ayıplama; ey güzel, benim yüzüm altındır, sokağının taşı da mihenktir. (Âşığın sararmış yüzü altına benzer; altının ayarı mihenk taşına sürülerek anlaşılır.)
3. O güneş yüzlü benden yüz çevirse, bu senin suçun değil; ey felek, şikâyet ay devrinin dönüşündendir. (Beyit iki türlü okunabilir: "ḳamer", ay burada gökteki ayı ve zamanın dönüşünü anlatabileceği gibi, ay yüzlü sevgiliyi de hatırlatır.)
4. Yaradılışın hattatı, âşıklar defterinde halimi görünce benim adımı kaydetti, Mecnun'un adını kazıdı.
5. Ey Basîrî, hükümdarın tatlı dudağı âşıklardan canların nakdini aldı; bir öpücük de helvalık olarak gerekir. ("Ḫusrev" hem hükümdar hem de Şirin'in sevgilisi Hüsrev'in adıdır; "şīrīn", tatlı kelimesi Şirin'i hatırlatır. Helvalık, alışverişin ardından verilen tatlı ya da bahşiştir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-ek" sesidir: felek, melek, mihek, felek, hek, gerek. "Felek" kelimesi matlada ve üçüncü beyitte iki kez kafiye olarak kullanılmıştır. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde XXXIV numaradadır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir saltanat ve ticaret dili üzerine kurulmuştur. Matlada göğün güneşi sevgilinin önünde saygıyla yüzünü yere koyar; sevgili güzellik ülkesinin "ḫusrev"i, yani hükümdarıdır ve bir beyliği vardır. Güneşin yere eğilmesi, sevgilinin yüzünün güneşten parlak olduğunu söyleyen bir hüsn-i talil gibi işler. "Melek" hitabı da sevgiliyi insanüstü bir güzelliğe yükseltir.
İkinci beyit kuyumculuk dilini kullanır. Âşık sevgilinin sokağının her taşına yüzünü sürer; bunun ayıplanmaması gerektiğini söyler, çünkü yüzü sararmış, altına dönmüştür. Altının ayarı mihenk taşına sürülerek anlaşılır; sokağın taşları da bu mihenk taşlarıdır. Altın ile mihenk, yüz sürmek ile ayar arasındaki tenasüp, âşığın sadakatini bir sınav gibi gösterir. Üçüncü beyitte âşık sevgilinin yüz çevirmesinden feleği sorumlu tutmaz; şikâyeti ayın dönüşündendir. Sevgilinin güneş yüzlü, şikâyetin de ay devrinden olması, gökteki iki ışığı beyitte karşı karşıya getirir.
Dördüncü beyit Kartal'ın, Basîrî'nin kendini Mecnun'la karşılaştırıp âşıklıkta ondan üstün gördüğü beyitler arasında andığı beyittir. "Ḫaṭṭāṭ-ı ṣun‘", yaradılışın hattatı, yani Tanrı, âşıklar defterinde Basîrî'nin halini görünce onun adını sabit kılmış, Mecnun'un adını defterden kazımıştır. Defter, hattat, kaydetmek ve kazımak kelimeleri yazı ve kâtiplik alanından bir tenasüp dizisi kurar. Böylece âşıkların başı olarak bilinen Mecnun, Basîrî karşısında geride kalır.
Makta beyti Hüsrev ile Şirin hikâyesine telmihte bulunur. "Ḫusrev" hem hükümdar hem de Şirin'in sevgilisi Hüsrev'in adıdır; "şīrīn leb", tatlı dudak da Şirin'i hatırlatır. Bu tatlı dudak âşıklardan can nakdini almıştır; bir alışverişin ardından verilen helvalık gibi, bir öpücük de verilmesi gerekir. Tatlı, helva ve şeker çağrışımları, alışveriş dili ile aşk dilini nükteli bir biçimde birleştirir.
Kaynakça
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, gazel XXXIV: s. 92; değerlendirme: s. 84, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
Çevrimiçi kaynaklar






