Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Hem-dem kimüñile olurdum ger ney olmasa
Göñlüm neyile eglenüridi mey olmasa
Hicr olmasa viṣāl de olmazdı ġālibā
Olur mıdı bahār cihānda dey olmasa
Kūyına varmasam baña dirlik muḥāldür
Mecnūn olurdı seyr-gehi ger hay olmasa
Baġrı delindi gāh fiġān u daḫı nefīr
Neyidi bu deñlü nāle eger dil-i ney olmasa
Ḥüsnüñ kitābını iderdi Basīrī şerḥ
Ṭūmār-ı ‘ömr bir niçe müddet ṭay olmasa

Günümüz Türkçesiyle

1. Ney olmasa kiminle dertleşirdim; şarap olmasa gönlüm neyle avunurdu?

2. Ayrılık olmasa, galiba kavuşma da olmazdı; dünyada kış olmasa bahar olur muydu? ("Dey", İran takviminde kışın ilk ayının adıdır ve kış anlamında kullanılır.)

3. Onun sokağına varmasam bana rahat yüzü imkânsızdır; Leylâ'nın obası olmasa Mecnun'un gezinti yeri ne olurdu? (Mısra neşirde soru ekisiz "Mecnūn olurdı seyr-gehi ger hay olmasa" biçimindedir ve anlamı tam açık değildir; "hay", Arapça "ḥayy" kelimesinden gelir ve Leylâ'nın kabilesinin oturduğu yeri anlatır.)

4. Bağrı kâh feryattan, kâh iniltiden delik deşik oldu; neyin gönlü olmasa bu kadar inilti ne olurdu? (Neyin delikleri, inlemekten delinmiş bir bağra benzetilir. İkinci mısra neşirde vezne göre iki hece uzundur; okunuş kesin değildir.)

5. Ömür tomarı birkaç zaman içinde dürülüp kapanmasa, Basîrî senin güzelliğinin kitabını şerh ederdi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun muzâri bahrinden "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Redif "olmasa" kelimesidir; kafiye "-ey" sesidir: ney, mey, dey, hay, ney, ṭay. "Ney" kelimesi matlada ve dördüncü beyitte iki kez kafiye olarak kullanılmıştır. Dördüncü beytin ikinci mısraı neşirde vezne göre fazla hecelidir; üçüncü beytin ikinci mısraı da anlam bakımından eksik görünür. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde XXXV numaradadır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

"Olmasa" redifi gazeli bir varsayımlar dizisine çevirir: ney olmasa, şarap olmasa, kış olmasa, Leylâ'nın obası olmasa, neyin gönlü olmasa, ömür tomarı kapanmasa. Her beyit, bir şeyin yokluğunu düşünerek onun değerini gösterir. Matlada ney ile mey, yani çalgı ile şarap, âşığın iki dostudur. Kelimeler arasındaki ses yakınlığı bir cinas kurar ve beyte müzikli bir açılış verir. Ney ile mey, divan şiirinde meclisin iki temel unsurudur; âşık yalnızlığını bunlarla avutur.

İkinci beyit gazelin en bilinen düşüncesini taşır. Ayrılık olmasa kavuşma da olmazdı, tıpkı kış olmasa baharın da olmayacağı gibi. Hicr ile visal, dey ile bahar arasındaki iki tezat birbirine paralel kurulmuştur; birinci mısradaki düşünce ikinci mısrada tabiattan alınmış bir örnekle kanıtlanır. Bu, irsal-i mesel denen, bir yargıyı herkesin bildiği bir gerçekle destekleme sanatına yakın bir söyleyiştir.

Üçüncü beyitte âşık sevgilinin sokağına gitmeden yaşayamayacağını söyler ve Mecnun'u örnek gösterir. Mecnun çölde Leylâ'nın kabilesinin, "ḥayy"ın çevresinde dolaşan âşıktır; o oba olmasa onun gezinecek bir yeri de kalmazdı. Dördüncü beyitte neyin delikleri bir bağrın yaralarına benzetilir. Ney feryat ve iniltiden bağrı delinmiş bir âşıktır; bu kadar inlemesinin sebebi de bir gönlü olmasıdır. "Nefīr" kelimesi hem feryat hem de bir üflemeli çalgının adıdır; neyle birlikte bir tenasüp kurar.

Makta beyti kitap ve yazı dilinden alınmıştır. Basîrî, sevgilinin güzelliğini bir kitaba benzetir ve onu şerh etmek, yani açıklamalı olarak yorumlamak ister. Ama ömrü bir "ṭūmār", yani rulo halinde sarılmış uzun bir kâğıttır ve kısa bir süre içinde dürülüp kapanacaktır. Kitap, şerh, tomar ve dürmek kelimeleri arasındaki tenasüp, ömrün kısalığı karşısında güzelliğin sonsuzluğunu anlatır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar