Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Çihre-i zerd üzre eşk-i ḫūn nis̱ār itsem gerek
Za‘ferānzārını her dem lāle-zār itsem gerek
Ṭoldurup ḫūn-ı cigerle gözlerüm peymānesin
Bir iki sāġar içüp def‘-i ḫumār itsem gerek
Āh idüp ṣabr u ḳarārı cān u dilden her nefes
Ol ḥabībüñ zülfi gibi tār u mār itsem gerek
Ol hümānuñ ṣaydına dil murġını göndermişem
Peşşeyile ya‘ni ‘anḳāyı şikār itsem gerek
Görmesün aġyār gözi diyü mihrüñ yüzini
Cismümi ḫāk eyleyüp andan ġubār itsem gerek
Ġonca öykinmek dilersin gül-‘iẕāruñ aġzına
Gülsitānı ġonçenüñ başına ṭar itsem gerek
Ey Baṣīrī ṭaġıdup ṣabr u ḳarārı derdile
Nāle idüp cümle ḫalḳı bī-ḳarār itsem gerek
Günümüz Türkçesiyle
1. Sararmış yüzüme kanlı gözyaşı saçmalıyım; onun safran tarlasını her an lale bahçesine çevirmeliyim. (Sararmış yüz safran tarlasına, kanlı gözyaşları kırmızı lalelere benzetilir.)
2. Gözlerimin kadehini ciğer kanıyla doldurup bir iki kadeh içerek mahmurluğu gidermeliyim.
3. Her nefeste âh edip sabrı ve huzuru, o sevgilinin saçı gibi candan ve gönülden darmadağın etmeliyim.
4. O hüma kuşunu avlamak için gönül kuşunu göndermişim; yani bir sivrisinekle Anka'yı avlamaya kalkmalıyım. (Hüma ve Anka, ele geçmez efsanevî kuşlardır; gönül kuşu ise sivrisinek kadar küçüktür. Âşık, imkânsız bir işe giriştiğini söyler.)
5. Ağyarın gözü senin sevgi güneşi yüzünü görmesin diye bedenimi toprak edip ondan bir toz bulutu kaldırmalıyım. ("Mihr" hem güneş hem sevgi demektir; âşık, kendi toprağından kalkan tozla bu güneşi rakiplerden örtmek ister.)
6. Goncanın, gül yanaklının ağzına benzemek istediğini söylüyorsun; gül bahçesini goncanın başına dar etmeliyim. (Başına dar etmek, birinin hayatını zorlaştırmak demektir; sevgilinin ağzına özenen gonca cezalandırılmalıdır.)
7. Ey Basîrî, dertle sabrı ve huzuru dağıtıp inleyerek bütün halkı huzursuz etmeliyim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir yedi beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Redif "itsem gerek" sözüdür; kafiye "-ār" sesine dayanır: nis̱ār, lāle-zār, ḫumār, tār u mār, şikār, ġubār, bī-ḳarār. Altıncı beyitteki Türkçe "ṭar" kelimesi kafiyeye kısa ünlüyle katılır. Mahlas son beyitte, şairin kendine hitabıyla geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde XXXVIII numaradadır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
"İtsem gerek" redifi gazele bir kararlılık ve zorunluluk havası verir: âşık her beyitte yapması gereken bir işi sayar. İlk iki beyit renk ve kadeh imgeleriyle kurulur. Sararmış yüz bir safran tarlası, kanlı gözyaşı da o tarlada açan lalelerdir; sarı ile kırmızı arasındaki renk karşıtlığı beyte görsel bir canlılık katar. İkinci beyitte göz bir kadehe dönüşür ve içine şarap yerine ciğer kanı doldurulur. Meyhane dilinin "mahmurluğu gidermek" deyimi, âşığın kendi kanıyla sarhoşluğunu bastırmasına uygulanır.
Üçüncü beyitte "tār u mār", yani darmadağın etmek deyimi, sevgilinin dağınık saçıyla birlikte düşünülür; âşığın sabrı ve huzuru o saçlar gibi perişan olacaktır. Dördüncü beyit gazelin en dikkat çekici beytidir. Hüma, gölgesi kimin üstüne düşerse onu devlete kavuşturduğuna inanılan bir kuştur; Anka ise adı olup kendisi bulunmayan efsanevî kuştur. Âşık, sevgiliyi bu kuşlara, kendi gönlünü de bir sivrisineğe benzetir. Büyük ile küçük arasındaki bu tezat, âşığın imkânsıza talip olduğunu açıkça gösterir.
Beşinci beyitte "mihr" kelimesi hem güneş hem sevgi anlamıyla kullanılır ve bir tevriye oluşturur. Âşık, sevgilinin güneş gibi yüzünü rakiplerin gözünden saklamak için kendi bedenini toprağa çevirip ondan toz kaldırmak ister; toz bulutunun güneşi örtmesi tabiattan alınmış bir gözlemdir. Altıncı beyitte goncanın sevgilinin ağzına özenmesi bir küstahlık sayılır; divan şiirinde dar ve küçük ağız goncaya benzetilir, burada ise gonca o ağzı taklit etmeye kalktığı için cezalandırılacaktır. "Başına dar etmek" deyimi, goncanın kendisinin de dar ve kapalı bir şekli olduğunu hatırlatır. Son beyit, ilk beyitlerdeki kişisel acıyı topluma taşır: âşığın iniltisi bütün halkı huzursuz edecektir.
Kaynakça
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, gazel XXXVIII: s. 93, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
- Mehmed Çavuşoğlu, "Basîrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 105-106, https://islamansiklopedisi.org.tr/basiri.
Çevrimiçi kaynaklar






