Özgün Metin
Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün
Ruḫ u zülfüñden ayru ey şeker-leb
Berāber oldı baña rūzile şeb
Lebi yādına ey sāḳī-i meclis
Baña bir niçe sāġardur lebāleb
Çü münkirsin mey-i ṣāfiye ṣūfī
Bizümle eyleme da‘vā-yı meşreb
Dür-i gūşuñ gören ey meh-cebīn dir
Güneşden yaña ṭoġmışdur bu kevkeb
Devāt-ı çīnīdür çeşm-i Basīrī
Ḫayāli ḫālüñüñ anda mürekkeb
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey şeker dudaklı, yanağından ve saçından ayrı kalınca gündüz ile gece benim için bir oldu. (Yanak gündüze, saç geceye benzetilir; ikisinden de uzak kalan âşık için gece ile gündüz arasında fark kalmamıştır.)
2. Ey meclisin sakisi, onun dudağının hatırına bana ağzına kadar dolu birkaç kadeh ver. ("Lebâleb", ağzına kadar dolu demektir ve "leb", dudak kelimesini içinde taşır.)
3. Ey sofu, saf şarabı inkâr ettiğine göre bizimle meşrep davası güdme. ("Meşreb" hem mizaç, yaradılış hem de su içilen yer demektir.)
4. Ey ay alınlı, kulağındaki inciyi gören "Bu yıldız güneşin yanında doğmuş" der. (Küpe yıldıza, yüz güneşe benzetilir.)
5. Basîrî'nin gözü bir Çin hokkasıdır; onun içindeki mürekkep de beninin hayalidir. (Çin işi beyaz porselen hokka gözün beyazına, siyah mürekkep de göz bebeğinde yaşayan siyah benin hayaline benzetilir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-eb" sesidir: şeker-leb, şeb, lebāleb, meşreb, kevkeb, mürekkeb. Mahlas son beyitte "Basīrī" yazımıyla geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde XL numaradadır. Gazelin beş beytinden dördü ayrı bir benzetmeye ayrılmış, bu da şiire bağımsız beyitlerden oluşan bir dizi görünümü vermiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Kısa ve derli toplu bu gazel, her beyitte bir benzetmeyi ya da kelime oyununu işler. İlk beyitte yanak ile saç, gündüz ile gece karşılığında kullanılır; bu, divan şiirinde leff ü neşr denen sanatın bilinen bir örneğidir. Sevgilinin aydınlık yanağı gündüz, siyah saçı gecedir; ikisinden de ayrı kalan âşık için zamanın bölümleri anlamını yitirir, gece ile gündüz "berâber" olur. Beyitte "şeker-leb", yani şeker dudaklı hitabı kafiyeyi başlatır.
İkinci beyitte "leb" (dudak) ile "lebāleb" (ağzına kadar dolu) kelimeleri arasında bir cinas vardır. Âşık, sevgilinin dudağını anarak sakiden ağzına kadar dolu kadehler ister; dudak ile kadehin ağzı birbirine bağlanır. Üçüncü beyitte sofu ile rind arasındaki bilinen tartışma ele alınır. "Meşreb" kelimesi hem bir kişinin yaradılışını, yolunu hem de su içilen yeri anlatır. Şarabı inkâr eden sofu, içenlerle aynı meşrepten olduğunu iddia edemez; kelimenin "içmek" köküyle ilgisi bu tevriyeye ayrı bir tat katar.
Dördüncü beyitte sevgilinin kulağındaki inci küpe, güneşin yanında doğmuş bir yıldıza benzetilir. Yüz güneş, küpe yıldızdır; ama gündüz güneşin yanında yıldız görünmez, bu yüzden küpenin parıltısı doğa düzenini aşan bir hayret konusu olur. Son beyit, kâtiplik dünyasından alınmış bir imgeyle biter. Çin işi porselen hokka, beyaz zemini ve içindeki siyah mürekkebiyle âşığın gözüne benzetilir; gözün beyazı hokka, göz bebeğinde duran sevgilinin beninin hayali de mürekkeptir. "Mürekkeb" kelimesi hem mürekkep hem de "birleşmiş, karışmış" anlamına gelir; benin hayali gözle birleşmiştir. Kâtip ve defter imgelerine Basîrî'nin başka şiirlerinde de rastlanır.
Kaynakça
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, gazel XL: s. 93, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
- Mehmed Çavuşoğlu, "Basîrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 105-106, https://islamansiklopedisi.org.tr/basiri.
Çevrimiçi kaynaklar






