Özgün Metin
Vezin: müstef‘ilün müstef‘ilün müstef‘ilün müstef‘ilün
Bulġur aşını sevmezem Tañrum aña irgürmesün
Dāne birincüñ ḳulıyam şūrbāyı gözüm görmesün
Ben ḳalyenüñ dervīşiyem hem ṣalmanuñ üftādesi
Bumbār iñen ṣalınmasun börek iñen üfürmesün
Deñ kim kesilsün dāneden ol rişteye yoḫsa bu dem
Bir pāre yir iken daḫı ol arada oturmasun
Pālūdeyi miskīn ṣanup didüm aña esrārumı
Bādām dilile dimiş servüm gitsün ṭurmasun
Miskīn Baṣīrī göñlini mantuya me’vā eyledi
Yā Rab kelem şorbasını gösterme k’anı görmesün
Günümüz Türkçesiyle
1. Bulgur aşını sevmem, Tanrım beni ona eriştirmesin; ben pirinç tanesinin kuluyum, gözüm çorbayı görmesin.
2. Ben kalyenin dervişiyim, salmanın da düşkünüyüm; bumbar fazla salınmasın, börek de fazla kabarıp üfürmesin. (Kalye ve salma etli yemeklerdir; bumbar, bağırsağa doldurularak pişirilen bir yemektir. "Salınmak" ve "üfürmek" fiilleri yemeklere insan davranışı yükler: bumbar salınarak, börek kabararak kendini beğendirmeye çalışmasın.)
3. Söyleyin, o erişte pilav tanesinden ayrılsın; yoksa şimdi ben bir parça yerken o da araya oturmasın. (Beytin anlamı tam açık değildir; şair erişteyi pirinçten ayırmak, sevdiği yemeği başka bir şeyle karışmış görmemek istiyor gibidir.)
4. Paluzeyi zavallı sanıp ona sırlarımı söyledim; selvi boylum badem diliyle "gitsin, durmasın" demiş. (Paluze nişasta ve şekerle yapılan bir tatlıdır; üzerine badem konduğu anlaşılıyor. Beyitte tatlı bir sırdaşa, bademler de dile benzetilir. Anlamı kesin değildir.)
5. Zavallı Basîrî gönlünü mantıya mesken etti; Yarab, ona lahana çorbasını gösterme, o da onu görmesin.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun recez bahrinden, dört kez tekrarlanan "müstef‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; neşir vezin göstermez ve taktimde Türkçe kelimelerde sık sık imâle yapılır. Redif, olumsuz emir bildiren "-mesün / -masun" ekidir; kafiye bu ekten önceki "-r" sesine dayanır: irgür, gör, üfür, otur, ṭur. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Ahmet Kartal'ın neşrinde XLIV numaradadır. Kartal, Basîrî'nin Türkçe şiirlerinde dikkati çeken önemli bir özelliğin, dönemin yemek adlarını içeren ve şairin hangi yemekleri sevip hangilerini sevmediğini anlatan iki gazel olduğunu belirtir; bu gazel onlardan biridir, öbürü XLII numaralı gazeldir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, divan şiirinin aşk dilini yemeklere uygulayan şakacı bir şiirdir. Âşığın sevgilisi bir güzel yerine pirinç, kalye, salma ve mantıdır; sevmediği "rakipler" ise bulgur aşı, çorba ve lahana çorbasıdır. Şair kendini "birincüñ ḳulı", yani pirincin kulu, "ḳalyenüñ dervîşi" ve "ṣalmanuñ üftâdesi", yani salmanın düşkünü olarak tanıtır; bu ifadeler aşk şiirinde âşığın sevgilisine karşı kullandığı bağlılık sözleridir. Böylece ciddi bir dil, gündelik ve hatta komik bir konuya taşınır. Eski edebiyatta şaka ve alay amacıyla yazılan bu tür şiirlere hezl denir. Tezkireler de Basîrî'nin şiirlerinin "gāh cidd ü gāh hezl", yani bazen ciddi bazen şaka olduğunu söyler.
İkinci beyitte yemekler insan gibi davranır. Bumbar "salınır", yani nazlı nazlı yürür; börek "üfürür", yani kabarıp böbürlenir. Şair, sevdiği yemeklerin yanında bu ikisinin kendini fazla göstermemesini ister. "Ṣalma" (bir yemek adı) ile "ṣalınmasun" (salınmasın) kelimeleri arasındaki ses benzerliği beyte bir cinas katar. Dördüncü beyitte paluze bir sırdaşa dönüşür: şair onu zavallı sanıp sırlarını açmış, ama "selvi boylu" sevgili (ya da tatlının kendisi) badem diliyle onun gitmesini istemiştir. Bu beyit ile üçüncü beytin anlamı tam olarak açık değildir; dönemin yemek adları ve bunlara bağlı deyişler bugün her zaman anlaşılamamaktadır.
Makta beytinde şair, gönlünü mantıya mesken ettiğini söyler ve Allah'tan, ona lahana çorbasını göstermemesini diler. "Miskîn Baṣîrî" sözü, divan şiirinde âşığın kendini "zavallı" diye anmasının şakacı bir yankısıdır. Gazel boyunca "görmesün" fiilinin iki kez kafiyede kullanılması, şairin sevmediği yemekleri görmeye bile tahammül edemediğini anlatır.
Tarihî Bağlam
Tezkireler Basîrî'yi her şeyden önce nüktedan ve latifeci bir kişi olarak tanıtır. Âşık Çelebi, onun devlet büyükleriyle şakalaştığını, her meclisin tuzu olduğunu ve sözlerinin süt ile şeker gibi karıştığını yazar; Latîfî de onu "laṭîfe-gûy", şakacı, "nedîm-şîve", meclis arkadaşı tavırlı biri olarak anar. Basîrî'nin latifelerinin derlendiği Letâif adlı eseri de onun en çok tanınan eseri sayılır. Bu yemek gazeli, Basîrî'nin bu yönünün şiirindeki bir yansımasıdır. Gazelde adı geçen kalye, salma, bumbar, börek, erişte, paluze ve mantı gibi yemekler, XV-XVI. yüzyıl Osmanlı mutfağına dair küçük bir tanıklık da sunar.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 180-182, Basîrî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
- Latîfî, Tezkiretü'ş-şu'arâ ve Tabsıratü'n-nuzamâ, hzl. Rıdvan Canım, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 148-149, Basîrî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Mehmed Çavuşoğlu, "Basîrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 105-106, https://islamansiklopedisi.org.tr/basiri.
Kitaplar
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, gazel XLIV: s. 94; değerlendirme: s. 85, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
Çevrimiçi kaynaklar






