Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Ey muḥīṭ-i ‘ulūm kim maḥżā
Ḳaṭredür ‘ilmüñüz ḳatında deñiz
Didiñüz virelüm saña ṣadaḳa
Va‘deden ġayrı nesne virmedüñüz
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey ilimlerin okyanusu olan zat, sizin ilminizin yanında deniz düpedüz bir damladır.
2. "Sana sadaka verelim" dediniz; ama vaatten başka bir şey vermediniz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir iki beyitlik bir kıt'adır; yalnız beyitlerin ikinci mısraları kafiyelenir: deñiz, virmedüñüz. Vezin aruzun hafîf bahrinden "fā‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır; neşir vezin göstermez. Ahmet Kartal'ın neşrinde XLVI numaradadır. Âşık Çelebi aynı kıt'ayı, aynı konudaki başka bir kıt'anın ardından "Der-īn ḥāl" (bu hal üzerine) başlığıyla verir; onun metninde ilk mısrada "kim" yerine "ki", ikinci mısrada "ḳatında" yerine "yanında" okunur; bazı nüshalarda da "virelüm saña" yerine "saña vireyüm" geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
Kıt'a bir övgü ile başlar ve bir hicivle biter. İlk beyitte muhatap "muḥîṭ-i ‘ulûm", yani ilimlerin okyanusu diye anılır; onun ilmi yanında deniz bir damladır. Okyanus, deniz ve damla kelimeleri arasında kurulan bu tenasüp, büyük bir abartıyla övgüyü en yüksek noktaya çıkarır. İkinci beyitte ise ton birden değişir. Bu okyanus gibi ilmin sahibi şaire "sana sadaka verelim" demiş, ama vaatten başka bir şey vermemiştir. İlk beyitteki cömert deniz imgesi, ikinci beyitte bir damla bile vermeyen bir cimriliğe dönüşür. Övgü ile yerginin bu ani karşıtlığı kıt'anın bütün nüktesini oluşturur. "Ṣadaḳa" kelimesinin seçilmesi de alaycıdır: şair, câizeyi bir sadaka gibi küçümseyerek anar.
Tarihî Bağlam
Âşık Çelebi kıt'anın yazılış sebebini açıkça anlatır. Zeyrekoğlu kazasker olduğunda Basîrî ona bir kaside sunmuş, Zeyrekoğlu da câize vereceğini vaat etmiş, ama vermemiştir. Bunun üzerine Basîrî önce şu kıt'ayı söylemiştir: "Zeyrekoġlına şā‘irüñ birisi / Medḥ iletdi vü devlete irdi / Ger ṣorarsañ ne virdi cā’izesin / Luṭflar itdi va‘deler virdi" (Zeyrekoğlu'na şairin biri övgü götürdü ve devlete erdi; câizesini ne verdi diye sorarsan, lütuflar etti, vaatler verdi). Ardından "Der-īn ḥāl" başlığıyla bu ikinci kıt'a gelir. Kartal'ın neşrinde ilk kıt'a XLIX, bu kıt'a XLVI numarayla ayrı ayrı yer alır. Kartal, makalesinde iki kıt'ayı birlikte Âşık Çelebi'den aktarır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre Basîrî, padişaha ve devlet büyüklerine sunduğu kasidelere karşılık aldığı câizelerle geçinmiştir; Kartal da câize vaat edip vermeyenleri yazdığı şiirlerle hicvettiğini belirtir. Âşık Çelebi de onun devlet büyüklerini laflarıyla iğnelediğini, ama yine de onların nimetlerinden yararlandığını söyler. Bu kıt'a, şairin geçimini sağladığı câize düzeninin bir kazaskerle yaşanmış küçük bir olay üzerinden alaycı bir tanıklığıdır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 182, Basîrî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Mehmed Çavuşoğlu, "Basîrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 105-106, https://islamansiklopedisi.org.tr/basiri.
Kitaplar
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, kıt'a XLVI: s. 95; değerlendirme: s. 80, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
Çevrimiçi kaynaklar






