Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Zīrek Oġlına şā‘irüñ birisi
Medḥ iletdi çü devlete irdi
Ger ṣorarısañ ne virdi cāyizesin
Luṭflar itdi va‘deler virdi
Günümüz Türkçesiyle
1. Zeyrekoğlu devlete, yani yüksek makama erişince şairin biri ona bir övgü şiiri götürdü.
2. Câizesini, yani övgünün karşılığı olan bahşişi ne verdi diye sorarsan: lütuflar etti, vaatler verdi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir iki beyitlik bir kıt'adır; yalnız beyitlerin ikinci mısraları kafiyelenir: irdi, virdi. Vezin aruzun hafîf bahrinden "fā‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır; son tef'ile yer yer "fa‘lün" olur ve "Oġlına" kelimesinde imâle gerekir. Neşir vezin göstermez. Ahmet Kartal'ın neşrinde XLIX numaradadır. Âşık Çelebi'deki metin iki yerde farklıdır: ikinci mısrada "çü" (çünkü, -ince) yerine "vü" (ve), üçüncü mısrada "ṣorarısañ" yerine "ṣorarsañ" okunur. Kartal'ın neşrindeki "ṣorarısañ" mısraa bir hece ekler ve vezni bozar; Âşık Çelebi'deki "ṣorarsañ" okuyuşu doğru görünür.
Anlam ve Söz Sanatları
Kıt'anın bütün nüktesi son mısradadır. İlk üç mısra, bir kasidenin sunuluşunu ve câize beklentisini sade bir anlatımla verir. Şair kendinden "şā‘irüñ birisi", yani şairin biri diye söz eder; bu, olayı dışarıdan anlatan bir hikâyecinin sesidir ve hicvin hedefini daha da açık hale getirir. Okur sorunun cevabını bir para ya da hil'at olarak bekler, ama cevap "lutuflar itdi, va‘deler virdi" olur. "Virdi" fiili ikinci beyitte iki kez geçer: soruda câizeyi, cevapta ise beklenen câizeyi değil vaatleri nesne alır; kafiyede de "irdi" (erdi) ile bir ses oyunu kurar. Vaatlerin bir hediye gibi "verilmesi", kıt'aya alaycı bir tezat katar.
"Devlete irmek" ifadesi de iki anlamlıdır. Hem Zeyrekoğlu'nun kazaskerlik gibi bir makama, yani devlete ve itibara erişmesini, hem de şairin, övgüsünü sunduktan sonra kendini bir devlete, yani bahta ermiş sanmasını anlatabilir. Bu ikinci okuyuşta mısra, şairin kendi saflığıyla da alay eder.
Tarihî Bağlam
Âşık Çelebi kıt'anın yazılış sebebini anlatır. Zeyrekoğlu kazasker olduğunda Basîrî ona bir kaside sunmuş, Zeyrekoğlu câize vereceğini vaat etmiş, ama vermemiştir. Basîrî bunun üzerine önce bu kıt'ayı, ardından "Der-īn ḥāl" (bu hal üzerine) başlığıyla "Ey muḥīṭ-i ‘ulūm" diye başlayan ikinci bir kıt'ayı söylemiştir. Kartal'ın neşrinde bu ikinci kıt'a XLVI numaradadır; Kartal makalesinde ikisini birlikte Âşık Çelebi'den aktarır ve câize vaat edip vermeyenleri Basîrî'nin şiirleriyle hicvettiğini belirtir.
Basîrî'nin geçimi, padişaha ve devlet büyüklerine sunduğu kasidelere karşılık aldığı câizelere ve Âşık Çelebi'ye göre Ayasofya vakfının artan gelirlerinden bağlanan ulûfesine dayanıyordu. Âşık Çelebi onun devlet büyüklerini laflarıyla iğnelediğini, yine de onların kaftanlarını giyip nimetlerini yediğini söyler. Bu kıt'a, şairle hamisi arasındaki bu ilişkinin bozulduğu bir anı, kısa ve keskin bir dille kayda geçirir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 180, 182, Basîrî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Mehmed Çavuşoğlu, "Basîrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 105-106, https://islamansiklopedisi.org.tr/basiri.
Kitaplar
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, kıt'a XLIX: s. 95; değerlendirme: s. 80, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
Çevrimiçi kaynaklar






