Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Manṣıb-ı ḥüsnin dirīġ eyler bu ben üftādeden
Dilberüm bī-raḥmrek olmış Mü’eyyed-zādeden

Günümüz Türkçesiyle

1. Dilberim güzelliğinin makamını ben düşkünden esirger; o, Müeyyedzâde'den de merhametsiz olmuş. (Âşık Çelebi'nin metninde "manṣıb-ı ḥüsnin" yerine "manṣıb-ı vaṣlın", yani "kavuşma makamını" okunur. "Manṣıb" hem makam, görev hem de bir şeyin bağışlanan payı demektir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beyit, iki mısraı "üftādeden / zādeden" diye kafiyelendiği için bir matladır. Kafiye "-âde", redif "-den" ekidir. Vezin aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Ahmet Kartal'ın neşrinde "Matla" başlığıyla LII numarada yer alır. Âşık Çelebi aynı beyti "Manṣıb-ı vaṣlın dırīġ eyler bu ben üftādeden / Dil-berüm bī-raḥmrek olmış Mü’eyyed-zādeden" biçiminde verir; tezkirenin bir nüshasında "vaṣlın" yerine "ḥüsnin" okunur, başka bir nüshada da "ḥüsnin" kelimesi "vaṣlın" olarak düzeltilmiştir. Kartal'ın divan nüshasından verdiği metin "ḥüsnin" okuyuşunu taşır. Kınalızâde Hasan Çelebi de beyti aynı olayla birlikte anar.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit bir aşk beyti gibi kurulmuştur, ama asıl hedefi gerçek bir kişidir. Birinci mısrada sevgilinin âşıktan esirgediği şey bir "manṣıb", yani makam ya da görevdir: güzelliğin makamı ya da kavuşmanın makamı. Divan şiirinde sevgiliden lütuf, kavuşma ya da bir bakış istenir; Basîrî ise bunu bir memuriyet dilekçesinin diliyle ifade eder. İkinci mısrada beklenmedik bir karşılaştırma gelir: sevgili, Müeyyedzâde'den de merhametsiz olmuştur. Böylece bir kazaskerin adı, divan şiirinin "merhametsiz sevgili" kalıbına yerleştirilir. Beytin nüktesi, gerçek hayattaki bir ret ile aşk şiirindeki sevgilinin cefasını birbirine karıştırmasından doğar. "Manṣıb" kelimesinin hem aşk hem devlet dilinde kullanılabilmesi beyte bir tevriye kazandırır.

Tarihî Bağlam

Âşık Çelebi beytin hikâyesini anlatır. Basîrî ilk geldiğinde Müeyyedzâde kazaskermiş; Basîrî ondan bir "‘askerī tevliyet", yani askerî sınıfa bağlı bir vakıf yöneticiliği istemiş. Müeyyedzâde'nin her zaman "şefḳat bir marażdur ol bizde yoḳdur", yani "şefkat bir hastalıktır, o bizde yoktur" dediğini işiten Basîrî bu beyti söylemiş. Müeyyedzâde beyti işitip oralı olmayınca Basîrî bir de Farsça bir kıt'a yazıp onun minderinin altına koymuş, Müeyyedzâde de bunu okumuştur. Bu Farsça kıt'ada şair, kanaat sahibi olana dünyanın bir arpa değeri olmadığını, Müeyyedzâde makam vermese de rızkın Allah'tan olduğunu söyler.

Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi 1456'da Amasya'da doğmuş, gençliğinde Amasya'da sancakbeyi olan Şehzade Bayezid'in yakınları arasına girmiş bir âlim ve şairdir. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre 907 (1501) yılında Anadolu, dört yıl sonra da Rumeli kazaskeri olmuştur. Ahmet Kartal ise Basîrî'nin bu isteğini 897 (1491) yılı civarında İstanbul'da kısa bir süre bulunduğu zamana bağlar. TDV'deki tarihlere göre Müeyyedzâde o yıllarda henüz kazasker değildi; Âşık Çelebi'nin "evvel geldüginde", yani Basîrî ilk geldiğinde Müeyyedzâde'nin kazasker olduğu yolundaki sözü bu yüzden kesin bir tarih vermez. Olayın 1501'den sonraya ait olması da mümkündür. Beyit, iki Amasya bağlantılı ismi, Bayezid'in Amasya çevresinden gelen Müeyyedzâde ile Hüseyin Hüsameddin'in Amasyalı saydığı Basîrî'yi bir araya getirmesiyle de ilgi çekicidir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 180, Basîrî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
  • Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-şu'arâ, hzl. Aysun Sungurhan, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 235-236, Basîrî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
  • Abdizâde Hüseyin Hüsâmeddin Yasar, Amasya Tarihi 6-8. Cilt, ed. Songül Keçeci Kurt - Recep Orhan Özel - Metin Hakverdioğlu, Amasya: Amasya Belediyesi, 2022, s. 418-419. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar