Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün mefā‘ilün fa‘lün

Kim ki bīmār-ḫāneye girdi
Eceli geldi ḳabż-ı rūḥ itdi
Çünki içdi naṣūḥī şerbetini
Ṣıḥḥata tevbe-i naṣūḥ itdi

Günümüz Türkçesiyle

1. Kim hastaneye girdiyse eceli geldi ve canını aldı.

2. Çünkü Nasûhî'nin şerbetini içti; böylece sağlığa, bir daha dönmemek üzere tövbe etti. ("Tevbe-i naṣûḥ", bir daha dönülmemek üzere yapılan içten tövbedir; Nasûhî'nin şerbetini içen hasta da sağlığından bir daha dönmemek üzere vazgeçmiş olur.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir iki beyitlik bir kıt'adır; yalnız beyitlerin ikinci mısraları kafiyelenir: "rūḥ itdi" ile "naṣūḥ itdi". Kafiye "-ūḥ", redif "itdi" kelimesidir. Vezin aruzun hafîf bahrinden "fā‘ilātün mefā‘ilün fa‘lün" kalıbıdır; neşir vezin göstermez. Kıt'a Ahmet Kartal'ın neşrinde L numaradadır. Âşık Çelebi de aynı kıt'ayı, Basîrî'nin değil Nasûhî adlı bir şairin maddesinde, "Baṣīrī daḫı Naṣūḥī ḥaḳḳında dimişdür", yani "Basîrî de Nasûhî hakkında demiştir" diyerek aktarır. Onun metninde ikinci beytin ilk mısraı "Her kim içdi Naṣūḥi şerbetini" biçimindedir. Kartal'ın metnindeki "naṣūḥī" kelimesi küçük harfle dizilmiştir; Âşık Çelebi'nin kaydı, kelimenin bir kişi adı olduğunu gösterir.

Anlam ve Söz Sanatları

Kıt'a bir hicivdir ve bütün nüktesi bir kelime oyununa dayanır. Kur'an'da geçen "tevbe-i naṣûḥ", bir daha günaha dönmemek üzere yapılan içten tövbe demektir. Nasûhî ise bir hekimin mahlasıdır. Basîrî, Nasûhî'nin şerbetini, yani ilacını içen hastanın "sağlığa tevbe-i nasûh ettiğini" söyler: hasta, bir daha dönmemek üzere sağlığından tövbe etmiş, yani ölmüştür. Dinî bir terimin bir hekimin adıyla birleştirilerek onun beceriksizliğini anlatmak için kullanılması, kıt'aya keskin bir alay tonu verir. İlk beyitteki düz anlatım, hastaneye giren herkesin öldüğünü söyleyerek ikinci beyitteki nükteyi hazırlar. "Ḳabż-ı rûḥ", yani canın alınması da dinî bir ifadedir ve hicvin ciddi görünen dilini pekiştirir.

Tarihî Bağlam

Âşık Çelebi, Nasûhî'nin Edirneli olduğunu, önce attarlık yaptığını, dükkânının bir köşesinin hoş kokularla, bir köşesinin şerbet şişeleriyle dolu olduğunu ve şehrin zarif kişilerinin orada toplandığını anlatır. Tezkireciye göre Nasûhî, şerbet yapmakta eşsizdi ve hekim olarak Edirne darüşşifasının başhekimi olmuştu. Âşık Çelebi, onun hekimlikteki ününü de şakayla karışık anlatır ve Basîrî'nin bu kıt'asını o bağlamda verir. Basîrî'nin latifeleri ve hicivleriyle tanındığı bilinir; tezkireciler onun devlet büyüklerini bile laflarıyla iğnelediğini söyler. Bu kıt'a da şairin hiciv yönünün kısa ve etkili bir örneğidir. Kıt'anın ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Kaynakça

  • Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, kıt'a L: s. 95, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
  • Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 374-375, Nasûhî maddesi; s. 180-182, Basîrî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr

Çevrimiçi kaynaklar