Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Bize leymunıle turunc gerek
Ne ṭaşaġum durur aġac ḳavunı
Günümüz Türkçesiyle
1. Bize limon ile turunç gerekir; ağaç kavunu ne ki, benim taşağım mı? (Ağaç kavunu, limona benzeyen ama ondan çok daha iri, kalın ve buruşuk kabuklu bir narenciye meyvesidir. Şair, limon ve turunç dururken bu meyveye neden ihtiyaç olsun diye sorar ve onun biçimiyle açık saçık bir şaka yapar. İkinci mısraın sözdizimi biraz kapalıdır; "ne" kelimesi hem soru hem de küçümseme anlamıyla okunabilir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beyit, iki mısraı kafiyelenmediği için bir müfreddir. Vezin aruzun hafif bahrinden "fā‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır; neşir vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. Ahmet Kartal'ın neşrinde LIV numaradadır ve divan nüshasının sonundaki tek beyitler arasında yer alır. Tezkirelerde aktarıldığına rastlanmadı. Kime ve hangi vesileyle söylendiği bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyit, Basîrî'nin hezl, yani şaka ve müstehcen latife yönünü en açık biçimde gösteren parçalardandır. İlk mısra sofrada ya da bahçede sıradan bir tercih bildirir: limon ile turunç gereklidir. Bu iki meyve ekşi suyu için kullanılan, yemeğe ve şerbete katılan narenciyelerdir. İkinci mısra ise ağaç kavununu küçümser ve onu kaba bir benzetmeyle gülünç hale getirir. Ağaç kavununun iri, ağır ve buruşuk görünüşü, şairin bu benzetmeyi kurmasına zemin hazırlar. Şaka, kibar bir sofra konuşmasının birden argo bir söze dönmesinden doğar. Birinci mısraın "bize" diye başlayan, topluluk adına konuşan sesi, ikinci mısrada "ṭaşaġum" sözündeki birinci tekil şahsa geçer; bu geçiş, ölçülü bir tercihin kişisel ve kaba bir itiraza dönüşmesini daha da belirgin kılar.
Beyitte limon, turunç ve ağaç kavunu adlarının bir arada kullanılması bir tenasüp oluşturur; üçü de aynı meyve ailesindendir. Basîrî'nin divan nüshasında yer alan iki yemek gazeli de, aşk şiirinin kalıplarını sofraya taşıyarak benzer bir şaka yapar. Kartal, Basîrî'nin Türkçe şiirlerinin dikkat çeken bir özelliğinin, dönemin yemek adlarını içeren ve şairin hangi yemekleri sevip hangilerini sevmediğini anlatan bu gazeller olduğunu belirtir. Bu beyit de aynı zevkin, bu kez meyveler üzerinden söylenmiş kısa bir örneğidir.
Tezkireler Basîrî'yi her şeyden önce latifeci bir meclis adamı olarak anlatır. Âşık Çelebi, şiirlerinin "gāh cidd ü gāh hezl", yani bazen ciddi bazen şaka olduğunu, bir kısmının övgüye, bir kısmının da kınanmaya layık bulunduğunu yazar. Kınalızâde de şiirlerinin ve sözlerinin çoğunun hezle meylettiğini, hicivlerinin ve hezliyatının bol olduğunu söyler. Bu beyit, tezkirecilerin "kınanmaya layık" dediği türden söz sanatının divan nüshasına geçmiş bir örneğidir. Şairin bu tür parçaları da kendi eliyle divanına kaydetmiş olması, onların meclis çevresinde hoş karşılandığını düşündürür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 180, Basîrî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-şu'arâ, hzl. Aysun Sungurhan, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 235, Basîrî maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Mehmed Çavuşoğlu, "Basîrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 105-106, https://islamansiklopedisi.org.tr/basiri.
Kitaplar
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, müfred LIV: s. 95; değerlendirme: s. 80, 85, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
Çevrimiçi kaynaklar






