Özgün Metin
Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Zihī merāsim-i cūduñ mürebbi-yi fużalā
Levāyıḥ-ı himemüñ old-ı feyż-i ehl-i ḥużūr
Günümüz Türkçesiyle
1. Ne güzel, cömertliğinin âdetleri faziletli kişilerin, bilginlerin besleyicisidir; yüksek gayretlerinin parıltıları da huzurda bulunanların feyzi, nasibi oldu. ("Ehl-i huzur" hem hükümdarın huzuruna çıkanları hem de gönül huzuruna ermiş kişileri anlatabilir. Sehî Bey'in metninde ikinci mısra "himmetlerinin parıltıları huzur ehline feyiz bağışlar" anlamındadır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beyit tek başına aktarıldığı için bir müfred olarak verilmiştir; ama asıl yeri bir kasidedir. Vezin aruzun müctes bahrinden "mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır; tezkireler vezin göstermez, kalıp taktimden çıkar. İkinci mısraın sonundaki "ḥużūr" kelimesi, kasidenin "-ūr" kafiyesine işaret eder. Beyit divan nüshasındaki Türkçe şiirler arasında yoktur. Ahmet Kartal onu "Basîrî'nin Diğer Şiirleri" başlığı altında, Mustafa İsen'in Künhü'l-ahbâr neşrine dayanarak verir. Kartal'ın baskısındaki "old-ı" dizgisi metinde aynen bırakılmıştır; Künhü'l-ahbâr'daki okuyuş "oldı"dır.
Beytin kime ait olduğu tartışmalıdır. Gelibolulu Âlî, Künhü'l-ahbâr'ın Basîrî maddesinde bu beyti "Ve lehū", yani "bu da onundur" diyerek Basîrî'nin şiirleri arasında aktarır. Sehî Bey'in Heşt Bihişt'inde ise aynı beyit, "Zihī merāsim-i cūduñ mürebbiyü'l-fużalā / Levāyıḥ-ı himemüñ feyż-baḫş-ı ehl-i ḥużūr" biçimiyle, Mevlânâ Emîrî'nin II. Bayezid'i öven bir kasidesinin beyitleri arasında yer alır. Sehî beyti, adı belli bir kasidenin içinde, öncesindeki ve sonrasındaki beyitlerle birlikte verir; Âlî ise onu tek başına aktarır. Bu yüzden beytin Emîrî'ye ait olması güçlü bir ihtimaldir, ama kesin bir hüküm verilemez.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyit, kaside geleneğinin övgü dilini taşır. "Zihī", yani "ne güzel, aferin" ünlemiyle başlar ve övülen kişinin iki niteliğini sayar: cömertliği ve yüksek himmeti. Cömertlik, bilginleri ve faziletli kişileri besleyen bir "mürebbî", yani terbiye eden, yetiştiren olarak anlatılır. Himmet ise "levâyih", yani parıltılar, ışıklar saçar ve bu ışıklar huzurda bulunanlara feyiz olur. "Merâsim" (âdetler, usuller) ile "levâyih" (parıltılar) kelimelerinin karşılıklı kullanılması, iki mısraı birbirine denk iki yarım gibi kurar. Sehî'deki "mürebbiyü'l-fuzalâ" ve "feyz-bahş-ı ehl-i huzûr" okuyuşu, Arapça ve Farsça tamlamalarla daha süslü bir dil kullanır.
Tarihî Bağlam
Sehî Bey'e göre Mevlânâ Emîrî, asıl adı Seyyid Mahmud olan, II. Bayezid ve I. Selim zamanlarında nakîbüleşraflık yapmış ve Kanunî Sultan Süleyman devrinde ölmüş bir âlimdir. Sehî onun Sultan Bayezid'in hocasının oğlu olduğunu, zühd ve takva yolunu seçtiğini ve duası makbul bir kişi sayıldığını yazar. Beytin içinde yer aldığı kaside, Sehî'ye göre "Sultan Bayezid vasfında mev'iza üslubunda", yani öğüt verir bir üslupla yazılmıştır ve iki Bayezid'i, Sultan Bayezid ile mutasavvıf Bâyezîd-i Bistâmî'yi karşılaştırır. Bu bağlamda beyitteki övgünün muhatabı II. Bayezid'dir. Beyit Basîrî'ye aitse, onun da bir padişaha ya da devlet büyüğüne sunduğu bir kasideden kalmış olmalıdır; Basîrî'nin padişaha ve devrin ileri gelenlerine kasideler sunup câizeler aldığı bilinmektedir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Gelibolulu Mustafa Âlî, Künhü'l-ahbâr'ın Tezkire Kısmı, hzl. Mustafa İsen, Ankara: Atatürk Kültür Merkezi, 1994, s. 152-153, Basîrî maddesi.
Akademik çalışmalar
- Mehmed Çavuşoğlu, "Basîrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, s. 105-106, https://islamansiklopedisi.org.tr/basiri.
Resmî kaynaklar
- Sehî Beg, Heşt Bihişt, hzl. Halûk İpekten, Günay Kut, Mustafa İsen, Hüseyin Ayan, Turgut Karabey, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), Mevlânâ Emîrî maddesi, s. 64-65. ekitap.ktb.gov.tr
Kitaplar
- Ahmet Kartal, "Basîrî ve Türkçe Şiirleri", İlmî Araştırmalar: Dil, Edebiyat, Tarih İncelemeleri 10 (2000), s. 77-96, "Basîrî'nin Diğer Şiirleri": s. 96 (dipnot 20); değerlendirme: s. 80, https://acikerisim.fsm.edu.tr/xmlui/handle/11352/1033.
Çevrimiçi kaynaklar






