Özgün Metin
Vezin: Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilün
Sen cefâ-pişe yine cevr u cefâdan geçemez
Bi-riyâdur bu gönül mihr ü vefadan geçemez
Dil nice gamzeñ ile kaşuña eyleye nigâh
Tapuna geçmege ol ok ile yâdan geçemez
'Ârızuñ âbı kenârında beñüñ Hindileri
Gülşen-i hüsnüñi seyr itmege mâdan geçemez
Geyüben şâl u 'abâ tapuna geldi çü rakib
Gösterür zühdi veli kalbi riyadan geçemez
Gözlerüm yaşın akıdup veli odlara yakar
Başına toprak anuñçün bu hevâdan geçemez
Başuma kılmış imiş 'ışkuñı takdir-i ezel
Bu Harîmî ṣanemâ hükm-i Hudâdan geçemez
Günümüz Türkçesiyle
1. Sen cefa huylusun, yine cevirden ve cefadan vazgeçemezsin; bu gönül de riyasızdır, sevgiden ve vefadan vazgeçemez.
2. Gönül, gamzen yüzünden kaşına nasıl bakabilir; huzuruna geçmek için o oktan ve o yaydan geçemez.
3. Yanağının suyu kıyısındaki benlerinin Hintlileri, güzelliğinin gül bahçesini seyretmek için sudan geçemez.
4. Rakip şal ve aba giyip huzuruna geldi; zahitliğini gösterir ama kalbi riyadan geçemez.
5. Gözlerim yaşını akıtır ama yine de ateşlerde yakar; başına toprak olsun, bu yüzden bu sevdadan geçemez.
6. Ey güzel, ezelî takdir aşkını başıma yazmış imiş; bu Harîmî Tanrı'nın hükmünden geçemez.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Altı beyitlik bir gazeldir. Vezin remel bahrinin Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilün kalıbıdır. Redif "-dan geçemez", kafiye "cefâ, vefâ, yâ, mâ, riyâ, hevâ, Hudâ" kelimelerindeki "-â" sesidir. Başlıktaki dua "Es'adallâhü fi'l-cinân"dır (Allah onu cennetlerde mutlu kılsın). Redifteki "geçmek" fiili gazel boyunca iki anlamda kullanılır: bir şeyden vazgeçmek ve bir yerden geçip öte yana varmak. Dijital dökümde ş olarak çıkan ṣ (sad) ve s̱ (se) harfleri kelimelerin aslına göre düzeltilmiştir. Şairin hayatı, eserleri ve divançenin durumu Şehzade Korkut (Harîmî): Edebî Kişiliği, Eserleri ve Şiirleri yazısında anlatılmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyit sevgili ile âşığı karşı karşıya koyar. Sevgili cefadan, âşık vefadan vazgeçemez. İkinci ve üçüncü beyitlerde "geçmek" fiili bu kez bir engeli aşmak anlamına gelir. Kaş yaydır (yâ), gamze oktur; huzura geçmek isteyen gönül bu ok ve yaydan geçemez. Üçüncü beyitte benler, kara renkleri yüzünden Hintlilere benzetilir. Yanağın parlaklığı da bir sudur (mâ); kıyıda duran Hintliler o sudan geçip gül bahçesine varamaz. Dördüncü beyitte rakip, şal ve aba giyerek dindar görünen ikiyüzlü bir sofu olarak çizilir. Beşinci beyit, eskilerin dört unsurunu bir araya getirir: yaş (su), od (ateş), toprak ve hevâ (hava). "Hevâ" burada hem hava hem de sevda, arzu anlamındadır. Son beyitte bütün bu çaresizlik ezelî takdire bağlanır. Aşk âşığın alnına yazılmıştır ve Tanrı'nın hükmünden kaçılmaz.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Harîmî (Şehzade Korkut), Dîvânçe, Millet Kütüphanesi, Ali Emîrî, Manzum Eserler nr. 104.
Akademik çalışmalar
- Filiz Kılıç, "Osmanlı Hanedanında Bir Şair: Şehzade Korkut", Bilig (Ahmet Yesevi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi), 2, Yaz 1996, s. 203–219 (Dîvânçe metni s. 209–218; 12. gazel, s. 211). teis.yesevi.edu.tr
Kitaplar
- Filiz Kılıç, "Harîmî, Şehzâde Korkud", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/harimi-sehzade-korkud




![Gazel 13 — 'Işkuñ odı oldı çün nâr-ı Halîle bir [okunamadı]](https://amasya05.com/storage/gallery/e451c5f77ce2d8766d2c67a0f6158707.jpg)

