Özgün Metin
Vezin: Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün
İşimi altûn ider sâkî gümüş peymâneler
Kîmyâdür var ise hâk-i der-i meyhaneler
Tâze gülşendür ruhuñ şevkiyle meclis sâkiyâ
Bülbüle bilüpdür anda gül durur peymâneler
Hâller sükker lebüñde noktalardur Hüsrevâ
'Aks-i dendânuñ olupdur güyiyâ dendâneler
Almazam ben âb-ı hayvânı ölürsem ağzıma
Yeter insâne ola dirlik gam-ı cânâneler
Ey Harîmî 'âşıkuñ göñlin perişân eyleyüp
Zülfine her bir perînüñ dil virürler şâneler
Günümüz Türkçesiyle
1. Sâkî, gümüş kadehlerle işimi altın eder; eğer bir kimya (bakırı altına çeviren iksir) varsa, o da meyhanelerin kapısının toprağıdır.
2. Ey sâkî, meclis yanağının şevkiyle taze bir gül bahçesidir; kadehler orada gül gibi durur, bülbül de onları gül sanmıştır. Mısraın dökümdeki biçimi vezne tam oturmaz, bu okuma bizimdir.
3. Ey güzellerin Hüsrev'i, dudağının şekerindeki benler birer noktadır; dişlerinin aksi kadehte sanki diş diş kenar olmuştur.
4. Ölsem de ağzıma âb-ı hayatı almam; insana sevgililerin gamı dirlik olsa yeter.
5. Ey Harîmî, taraklar âşığın gönlünü perişan edip her perinin zülfüne gönül verirler.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik bir gazeldir. Vezin remel bahrinin Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün kalıbıdır. Redif "-ler" ekidir, kafiye "peymâne, meyhane, dendâne, cânâne, şâne" kelimelerindeki "-âne" sesiyle kurulur. Başlıktaki dua "Tâbe s̱erâhü"dür (toprağı hoş olsun). Dökümde birinci beyitteki "hâk-i" kelimesi "bâk-i" diye çıkmıştır ve "hâk-i" olarak düzeltilmiştir. Üçüncü beyitte dökümde mısra sonuna kaymış olan kesme işareti "'Aks" kelimesinin başına alınmıştır. Şairin hayatı, eserleri ve divançenin durumu Şehzade Korkut (Harîmî): Edebî Kişiliği, Eserleri ve Şiirleri yazısında anlatılmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir şarap meclisinde geçer. İlk beyitte gümüş kadehin işi altın etmesi, gümüş ile altın arasında bir tezat kurar. Kimya, eskilerin bakırı altına çevirdiğine inandığı iksirdir. Şair, böyle bir iksir varsa onun meyhane kapısının toprağı olduğunu söyleyerek meyhaneyi bir dönüşüm yeri olarak gösterir. Bu söz tasavvufta mürşidin kapısının değeri için de kullanılan bir benzetmedir. Üçüncü beyitte "Hüsrevâ" seslenişi sevgiliyi güzellerin hükümdarı yapar. Hüsrev adı Şîrîn'i hatırlattığı için "sükker" (şeker) kelimesiyle bir tenasüp oluşur. Dudaktaki benler, şeker üstündeki noktalar gibi düşünülür. Dördüncü beyitte âşık ölümsüzlük veren âb-ı hayatı bile reddeder. Ona sevgilinin gamı hayat olarak yeter. Son beyitte tarak (şâne) zülfü tarar ve dişleriyle onu dağıtır, bu yüzden âşığın gönlünü de perişan eder.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Harîmî (Şehzade Korkut), Dîvânçe, Millet Kütüphanesi, Ali Emîrî, Manzum Eserler nr. 104.
Akademik çalışmalar
- Filiz Kılıç, "Osmanlı Hanedanında Bir Şair: Şehzade Korkut", Bilig (Ahmet Yesevi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi), 2, Yaz 1996, s. 203–219 (Dîvânçe metni s. 209–218; 9. gazel, s. 211). teis.yesevi.edu.tr
Kitaplar
- Filiz Kılıç, "Harîmî, Şehzâde Korkud", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/harimi-sehzade-korkud






