Özgün Metin

Vezin: Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün

Ol ṣanavber kad münevver had ki yârümdür benüm
Hâṣılıdur 'ömrümün 'âlemde varumdur benüm
Şol kadar taş urdı hicrüñ başuma kim haşre dek
Ol belâ taşı ki dâr-ı seng mezârumdur benüm
Gam beni pâ-bend ider zülfün hevâsına uyup
Bunca demdür kim husûsâ eski yârümdür benüm
Bu dimâğ-ı 'âlemi kılan mu'attar her nefes
Ol mu'anber zülf ü ol müşk-i tatârumdur benüm
Bu Harîmî keşf-i râz itmezdi halka âh kim
Sırrı fâş iden bu çeşm-i eşk-bârumdur benüm

Günümüz Türkçesiyle

1. Benim yârim olan o çam boylu, parlak yanaklı sevgili, dünyada ömrümün ürünü, varımdır.

2. Ayrılığın başıma o kadar taş vurdu ki mahşere kadar o bela taşı benim mezar taşımdır. Mısraın dökümdeki biçimi ("dâr-ı seng mezârumdur") şüphelidir, anlam bu okumaya göre verilmiştir.

3. Gam, zülfünün sevdasına uyup beni ayağı bağlı eder; bunca zamandır gam, hele ki, eski yârimdir.

4. Her nefes dünyanın burnunu güzel kokulara boğan, o amber kokulu zülüf ve o Tatar miskimdir.

5. Bu Harîmî sırrını halka açmazdı; ah ki sırrımı açığa vuran bu yaş döken gözümdür.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik bir gazeldir ve Arap alfabesindeki mîm harfiyle biten şiirlerin tek örneğidir. Vezin remel bahrinin Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün kalıbıdır. Redif "-dur benüm" (benimdir), kafiye "yâr, var, mezâr, yâr, tatâr, eşk-bâr" kelimelerindeki "-âr" ve onu izleyen "-um" ekiyle kurulur. "Yârümdür" kafiyesi birinci ve üçüncü beyitte tekrar eder. Dördüncü beyitteki "zülf" kelimesi dökümde "züif" diye çıkmıştır. Dijital dökümde ş olarak çıkan ṣ (sad) ve s̱ (se) harfleri kelimelerin aslına göre düzeltilmiştir. Şairin hayatı, eserleri ve divançenin durumu Şehzade Korkut (Harîmî): Edebî Kişiliği, Eserleri ve Şiirleri yazısında anlatılmıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

"Benimdir" redifi gazeli bir sahiplenme diline çevirir: sevgili ömrün ürünü ve tek varlıktır, bela taşı mezar taşıdır, gam eski bir yârdir, gözyaşı da sırrı ele veren bir hain. İlk beyitte sevgilinin boyu çama, yanağı parlak bir ışığa benzetilir. İkinci beyitte ayrılığın attığı taşlar âşığın mezar taşına dönüşür; ölümle biten bir aşkın imgesidir. Üçüncü beyitte gam, zülfün sevdasıyla âşığın ayağını bağlar. "Eski yâr" sözü acı bir alaydır: âşığın en eski ve en sadık arkadaşı gamdır. Dördüncü beyitte sevgilinin zülfü amber ve Tatar miski gibi bütün dünyayı kokuya boğar. Misk, Orta Asya'nın Tatar ve Hoten ülkelerinden geldiği için bu adlarla anılır. Son beyit, âşığın sırrını kendisinin değil gözyaşının ele verdiğini söyler. Böylece sırrı saklayamamanın suçu gözlere yüklenir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Harîmî (Şehzade Korkut), Dîvânçe, Millet Kütüphanesi, Ali Emîrî, Manzum Eserler nr. 104.

Akademik çalışmalar

  • Filiz Kılıç, "Osmanlı Hanedanında Bir Şair: Şehzade Korkut", Bilig (Ahmet Yesevi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi), 2, Yaz 1996, s. 203–219 (Dîvânçe metni s. 209–218; 21. gazel, s. 213). teis.yesevi.edu.tr

Kitaplar