Özgün Metin
Vezin: Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün
Dişlerüñ nazmın tuyup bâğrın deler dürr-i 'Aden
Kâkülün büyın alup hâke düşer müşk-i Huten
Bâg-ı hüsn içre şehâ kadd-i hırâmânuñ görüp
Dâ'im ayag üzre sergerdân turur serv-i çemen
Ka'be-i kûyuñda her hâr-ı mugaylânuñ senüñ
Yâ gül-i terdür bana yâ nesterendür yâ semen
Gönlüme virür tarab sevdâ-yı zülfün dem-be-dem
Cânuma virür ferah yaraşur ol sîb-i zekan
Gül yüzi şevki ile ölür ise ey 'andelîb
Verd-i terden eylesünler bu Harîmîye kefen
Günümüz Türkçesiyle
1. Dişlerinin dizisini duyunca Aden incisi bağrını deler; kâkülünün kokusunu alınca Hoten miski toprağa düşer.
2. Ey şah, güzellik bahçesinde salınan boyunu gören çimen servisi daima ayakta, başı dönmüş hâlde durur.
3. Kâbe gibi sokağındaki her Arap dikeni bana ya taze gül ya yaban gülü ya da yasemindir.
4. Zülfünün sevdası gönlüme durmadan sevinç verir; o elma gibi çene canıma ferahlık verir, sana ne yaraşır.
5. Ey bülbül, bu Harîmî gül yüzünün şevkiyle ölürse ona taze gülden kefen yapsınlar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik bir gazeldir. Vezin remel bahrinin Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün kalıbıdır. Redif yoktur, kafiye "'Aden, Huten, çemen, semen, zekan, kefen" kelimelerindeki "-en, -an" sesidir. Başlıktaki dua "Nevverallâhü merkadehû"dur (Allah kabrini nurlandırsın). Dördüncü beytin ilk mısraındaki "tarab" (sevinç) kelimesi dökümde "tarah" diye çıkmıştır. Divançede b ile h harflerinin dökümde sık sık karıştığı ve ikinci mısradaki "ferah" ile anlamca eşleştiği için "tarab" okunmuştur. Şairin hayatı, eserleri ve divançenin durumu Şehzade Korkut (Harîmî): Edebî Kişiliği, Eserleri ve Şiirleri yazısında anlatılmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla beyti iki ünlü kaynağı bir araya getirir. Aden incisiyle, Hoten de miskiyle bilinir. Sevgilinin diş dizisi inciyi, kâkülünün kokusu miski küçük düşürür. İnci kıskançlıkla bağrını deler, misk de toprağa düşer. İncinin ipe dizilmek için delinmesi bu benzetmeye ayrıca bir anlam katar. İkinci beyitte sevgilinin salınan boyunu gören servi, hayranlıktan hep ayakta kalakalmış gibi düşünülür. Servinin hiç oturmaması bir hayranlık hâline yorulur; bu bir hüsn-i talildir. Üçüncü beyitte sevgilinin sokağı Kâbe'ye benzetilir. Mugaylân, Hicaz yolundaki çöllerde biten Arap dikenidir ve hac yolculuğunun zahmetini anlatan bir mazmundur. Âşık için o yoldaki diken bile gül ve yasemindir. Son beyitte bülbül ile gül, âşık ile sevgilinin yerini alır. Gülden yapılan kefen, ölümün bile sevgiliye ait bir güzellikle örtülmesini ister.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Harîmî (Şehzade Korkut), Dîvânçe, Millet Kütüphanesi, Ali Emîrî, Manzum Eserler nr. 104.
Akademik çalışmalar
- Filiz Kılıç, "Osmanlı Hanedanında Bir Şair: Şehzade Korkut", Bilig (Ahmet Yesevi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi), 2, Yaz 1996, s. 203–219 (Dîvânçe metni s. 209–218; 25. gazel, s. 213-214). teis.yesevi.edu.tr
Kitaplar
- Filiz Kılıç, "Harîmî, Şehzâde Korkud", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/harimi-sehzade-korkud






