Özgün Metin

Vezin: Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün

Tâc u kabâyı terk idüp 'uryân olayum bir zemân
Gurbetde seyrân eyleyüp pûyân olayum bir zemân
Çeng ü rebâbuñ sohbeti mutrib temâm oldı hemân
Bezm-i belâda ney gibi nâlân olayum bir zemân
Gâh düşüp gâhi turup gâhi gülüp gâh ağlayup
Geh kan yutup bir hoş olup hayran olayum bir zemân

Günümüz Türkçesiyle

1. Tacı ve kaftanı bırakıp bir süre çıplak kalayım; gurbette dolaşıp bir süre koşup gezeyim.

2. Ey çalgıcı, çengin ve rebabın sohbeti artık bitti; bela meclisinde bir süre ney gibi inleyeyim.

3. Kâh düşüp kâh kalkayım, kâh gülüp kâh ağlayayım; kâh kan yutup bir hoş olayım, bir süre şaşkına döneyim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Üç beyitlik bir şiirdir ve divançede bu kadar kısa olan tek gazeldir. Neşirdeki numaralama üçüncü beyitte biter, bu yüzden dökümde bir eksik görünmez. Vezin recez bahrinin Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün Müstef'ilün kalıbıdır ve divançede bu vezinle yazılmış başka şiir yoktur. Redif "olayum bir zemân" (bir süre … olayım), kafiye "'uryân, pûyân, nâlân, hayrân" kelimelerindeki "-ân" sesidir. Birinci beytin ikinci mısraındaki "(İSEN, 1990:76)" ibaresi Kılıç'ın Latîfî neşrine yaptığı göndermedir ve metinden çıkarılmıştır. Kılıç üçüncü beyti harf tekrarlarına örnek olarak alıntılar. Şairin hayatı, eserleri ve divançenin durumu Şehzade Korkut (Harîmî): Edebî Kişiliği, Eserleri ve Şiirleri yazısında anlatılmıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiir, saltanatın işaretlerinden derviş hâline geçişi anlatır. Taç ve kaftan saltanatın görünen işaretleridir. Onları bırakmak, dünya makamından el çekmektir. Gurbette dolaşmak da gezgin dervişlerin hayatını çağırır. İkinci beyitte çeng ve rebaptan neye geçilir. Saray eğlencesinin çalgıları susar, yerini derviş âyinlerinde çalınan neyin iniltisi alır. Musikiyle bu kadar ilgilenen bir şehzadenin vedasını çalgılar üzerinden söylemesi dikkat çeker. Üçüncü beyit "gâh" (kâh) kelimesinin tekrarıyla hızlı bir ritim kurar. Düşmek ve kalkmak, gülmek ve ağlamak arasında gidip gelen bir sarhoşluk ya da vecd hâli anlatılır. Kınalızâde bu beyitleri "ebyât-ı dervîşâne", yani derviş tavrında beyitler diye niteler.

Tarihî Bağlam

Bu şiir tezkirelerde Korkut'un hayatıyla en açık biçimde ilişkilendirilen şiiridir. Latîfî, babasının ilgisinin ağabeyi Ahmed'e yöneldiğini gören Korkut'un tacı ve tahtı bırakıp Mısır'a gittiğini ve bu üç beyti o sırada "hasb-i hâl", yani hâlinin dili olarak söylediğini yazar. Emecen de şehzadenin 1509'da hac niyetiyle Mısır'a gittiğini kaydeder. Kınalızâde aynı beyitlerin şehzadeye "mensûb" olduğunu söyler; bu ifade şiirin ona aidiyetini bir rivayet olarak bırakır. Sehî yalnız ilk beyti verir. Tezkirelerdeki metin divançeden biraz farklıdır. Latîfî'de ilk beyit "mihmân olayın", son beyit "sarhoş olup sekrân olayın" biçimindedir. Kınalızâde'de üçüncü beyit "Geh düşeyin gâhî turup geh güleyin gâh aglayup" diye başlar. Latîfî'nin anlattığı bağlam doğruysa şiir, Korkut'un Mısır yolculuğunu taht yarışından çekilme olarak gösterme çabasıyla örtüşür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • Filiz Kılıç, "Osmanlı Hanedanında Bir Şair: Şehzade Korkut", Bilig (Ahmet Yesevi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi), 2, Yaz 1996, s. 203–219 (Dîvânçe metni s. 209–218; 27. gazel, s. 214). teis.yesevi.edu.tr
  • Feridun Emecen, "Korkut, Şehzade", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 26, Ankara 2002, s. 205–207. https://islamansiklopedisi.org.tr/korkut-sehzade

Resmî kaynaklar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar