Özgün Metin
Vezin: Mefâ'îlün Mefâ'îlün Mefâ'îlün Mefâ'îlün
Ne fitnedür beñüñ zülfün biri zengî biri Hindû
Ne sihr olur gözün gamzeñ biri 'ayyâr biri câdû
Kimüñ vardur senüñ gibi cihânda bir dahı dilber
Ṣanavber-kad münevver-had lebi hokka dişi incû
Boyı 'ar'ar semenber bir melek-manzar hatı 'anber
Saçı sünbül beni fülfül mu'attar zülf ü müşgîn bû
Sa'âdet ahteri togdı başıma dün gice cânâ
Ne tâli'dür bu tâli' kim tulü' itdükde sen meh-rü
Harîmî cân virem dirken işigüñ yaṣdanup cânâ
Nice gavgâ nice sevdâ getürdi başuma bu hû
Günümüz Türkçesiyle
1. Ne fitnedir bu: benin ve zülfün, biri Zenci biri Hintli; ne büyüdür bu: gözün ve gamzen, biri hilekâr biri büyücü.
2. Cihanda senin gibi bir sevgilisi olan başka kim var: çam boylu, parlak yanaklı, dudağı küçük bir kutu, dişi inci.
3. Boyu ardıç, göğsü yasemin, melek yüzlü, ayva tüyü amber; saçı sümbül, beni karabiber, zülfü güzel kokulu ve misk kokulu.
4. Dün gece başımda mutluluk yıldızı doğdu, ey can; ne talihtir bu talih ki doğduğunda o ay yüzlü sen çıktın.
5. Harîmî eşiğine baş koyup can vereyim derken, bu "hû" başına nice kavga, nice sevda getirdi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik bir gazeldir. Vezin hezec bahrinin dört Mefâ'îlün'den oluşan uzun kalıbıdır. Redif yoktur, kafiye "Hindû, câdû, incû, bû, meh-rü, hû" kelimelerindeki "-û" sesidir. Başlıktaki dua "Revvahallâhü rûhahû"dur. Dökümde ikinci beyitteki "münevver" kelimesi "münewer", son beyitteki "hû" kelimesi de "hü" diye çıkmış ve düzeltilmiştir. Kılıç bu gazeli divançeden seçtiği dört örnekten biri olarak Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ne de koymuştur. Oradaki metin sade bir imlâyla verilir ("benün zülfün", "Sanavber-kad", "dişi incü", "yasdanup"). Dijital dökümde ş olarak çıkan ṣ (sad) ve s̱ (se) harfleri kelimelerin aslına göre düzeltilmiştir. Şairin hayatı, eserleri ve divançenin durumu Şehzade Korkut (Harîmî): Edebî Kişiliği, Eserleri ve Şiirleri yazısında anlatılmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, divan şiirinin güzellik kataloğunu art arda sıralar. İlk beyitte bir leff ü neşr vardır: önce ben ve zülüf, göz ve gamze sayılır, sonra bunların karşılıkları aynı sırayla verilir. Kara ben ve zülüf Zenci ile Hintliye, göz ve gamze hilekâr ile büyücüye benzetilir. İkinci ve üçüncü beyitlerde boy çama ve ardıca, diş inciye, ağız küçüklüğü yüzünden bir kutuya, saç sümbüle, ben karabibere benzetilir. Tamlamaların peş peşe sıralanması beyitlere hızlı ve dolu bir ses verir. Dördüncü beyitte "tâli'" kelimesi hem talih hem de doğan yıldız anlamında kullanılır ve "tulû'" (doğuş) kelimesiyle aynı kökten gelerek bir iştikak sanatı kurar. Son beyitteki "hû" kelimesi, dervişlerin zikirde söylediği "Hû" nidası olarak da anlaşılabilir. Bu okuma, eşiğe baş koyup can verme isteğini tasavvufî bir aşka bağlar. Hangisinin kastedildiği kesin değildir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Harîmî (Şehzade Korkut), Dîvânçe, Millet Kütüphanesi, Ali Emîrî, Manzum Eserler nr. 104.
Akademik çalışmalar
- Filiz Kılıç, "Osmanlı Hanedanında Bir Şair: Şehzade Korkut", Bilig (Ahmet Yesevi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi), 2, Yaz 1996, s. 203–219 (Dîvânçe metni s. 209–218; 30. gazel, s. 214). teis.yesevi.edu.tr
Kitaplar
- Filiz Kılıç, "Harîmî, Şehzâde Korkud", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/harimi-sehzade-korkud






