Özgün Metin
Vezin: Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün
'Işkuñuñ deryâsınuñ çün düşmüşüm girdabına
Vaktidür bu teşne-dil ire viṣâlüñ âbına
Komadı nâlem rebâbı râhat-ı cân bir nefes
Her yana devrân ider dönüp yaşum seylâbına
Saltanat deyrine 'âlemde revân ola mı şol
Dil ki bir rek'at namâz ide kaşuñ mihrâbına
Göz ki ol nûr-ı tecelline nazar kılup senüñ
İltifat ide cihâne gark ola ko hâbına
Bu Harîmî cânına cevrüñ bıçağı kâr ide
Nefsini teslîm kıldı 'ışkuñuñ kassâbına
Günümüz Türkçesiyle
1. Aşkının denizinin girdabına düştüğüme göre bu susuz gönlün vuslatının suyuna ermesinin vaktidir.
2. İniltim, bir rebab gibi, can rahatına bir nefes bile yer bırakmadı; gözyaşı selim dönüp dolaşarak her yana yayılır. Beytin ikinci mısraı tam açık değildir, bu okuma bizimdir.
3. Kaşının mihrabında bir rekât namaz kılan gönül, dünyada saltanat manastırına gider mi.
4. Senin tecelli nurunu gören göz dünyaya iltifat ederse, bırak uykusunda boğulsun.
5. Cevrinin bıçağı bu Harîmî'nin canına işlesin; o kendini aşkının kasabına teslim etti.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik bir gazeldir. Vezin remel bahrinin Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün kalıbıdır. Redif "-ına" ekidir, kafiye "girdâb, âb, seylâb, mihrâb, hâb, kassâb" kelimelerindeki "-âb" sesiyle kurulur. Başlıktaki dua "Eskenallâhü fi'l-cinân"dır. Kafiye kelimelerinin üçü (girdâb, âb, seylâb) su ile ilgilidir. Dijital dökümde ş olarak çıkan ṣ (sad) ve s̱ (se) harfleri kelimelerin aslına göre düzeltilmiştir. Şairin hayatı, eserleri ve divançenin durumu Şehzade Korkut (Harîmî): Edebî Kişiliği, Eserleri ve Şiirleri yazısında anlatılmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk iki beyit su imgeleriyle kurulur. Aşk bir denizdir ve âşık onun girdabına düşmüştür. Denizin içindeki âşığın susuz olması bir tezattır; susuzluğu ancak vuslatın suyu giderir. İkinci beyitte rebab, iniltisi ve sızlayan sesiyle âşığın feryadına benzetilir. Gözyaşı da bir sel olur. Üçüncü beyit kaş-mihrap benzetmesini kullanır. Sevgilinin kaşının mihrabında namaz kılmış gönül, saltanat "deyri"ne, yani manastırına gitmez. Dünya saltanatının bir manastıra, yani başka bir dinin mabedine benzetilmesi, onun gerçek ibadetten uzak oluşunu anlatır. Dördüncü beyitte "tecelli" kelimesi tasavvufta Tanrı'nın varlığını göstermesi demektir ve Hz. Musa'nın Tûr Dağı'nda gördüğü nuru hatırlatır. O nuru gören gözün dünyaya bakması bir gaflettir. Son beyitte bıçak, kasap ve teslim kelimeleri bir kurban sahnesi kurar. Âşık kendini aşkın kasabına kurban olarak teslim etmiştir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Harîmî (Şehzade Korkut), Dîvânçe, Millet Kütüphanesi, Ali Emîrî, Manzum Eserler nr. 104.
Akademik çalışmalar
- Filiz Kılıç, "Osmanlı Hanedanında Bir Şair: Şehzade Korkut", Bilig (Ahmet Yesevi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi), 2, Yaz 1996, s. 203–219 (Dîvânçe metni s. 209–218; 34. gazel, s. 215). teis.yesevi.edu.tr
Kitaplar
- Filiz Kılıç, "Harîmî, Şehzâde Korkud", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/harimi-sehzade-korkud






