Özgün Metin
Vezin: Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün
Şol gönül kim 'ışkuñuñ nârıyle pür-nür olmadı
Pertev-i hüsnün tecellisine ol Tür olmadı
Ey gönül şâd ol gam-ı 'ışk ile kim her kimsede
Bu gam olmadı iki 'âlemde mesrûr olmadı
Hâk ola ol ser ki bâd-ı 'ışka perrân olmaya
Çâk ola ol sîne kim 'ışkla tenevvür olmadı
Düş hârâbâtına 'ışkınuñ bu 'âlem halkına
Ey dil-i divâne ahvâlüñ çü ma'zûr olmadı
Ey Harîmî hânumân kıl pîşkeş dergâhına
Ol cenâba çünki her dervîşe destûr olmadı
Günümüz Türkçesiyle
1. Aşkının ateşiyle nurla dolmamış gönül, güzelliğinin ışığının tecellisine Tûr Dağı olmadı.
2. Ey gönül, aşkın gamıyla sevin; çünkü kimde bu gam olmadıysa iki dünyada da mutlu olmadı.
3. Aşk rüzgârıyla uçmayan baş toprak olsun; aşkla aydınlanmayan göğüs yırtılsın.
4. Ey deli gönül, hâlin bu dünya halkınca mazur görülmediğine göre aşkın harabatına düş.
5. Ey Harîmî, evini barkını onun dergâhına armağan et; çünkü o makama her dervişe izin verilmedi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik bir gazeldir. Vezin remel bahrinin Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilâtün Fâ'ilün kalıbıdır. Redif "olmadı", kafiye "pür-nûr, Tûr, mesrûr, tenevvür, ma'zûr, destûr" kelimelerindeki "-ûr" sesidir. Başlıktaki dua "Refa'allâhü kadrehü"dür (Allah kadrini yüceltsin). Redif "olmadı", her beyti bir yokluğun ya da eksikliğin bildirimiyle bitirir. Şairin hayatı, eserleri ve divançenin durumu Şehzade Korkut (Harîmî): Edebî Kişiliği, Eserleri ve Şiirleri yazısında anlatılmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel tasavvuf kavramlarıyla örülüdür. İlk beyitte Hz. Musa'nın Tûr Dağı'nda Tanrı'nın tecellisine şahit olmasına telmih vardır. Aşk ateşiyle aydınlanmamış gönül, sevgilinin güzelliğinin tecelli ettiği bir Tûr olamaz. İkinci beyitte aşkın gamı bir mutluluk sebebi sayılır. Gamı olmayanın iki dünyada da mutlu olamayacağını söyleyen bu tezat, tasavvufta acının olgunlaştırıcı gücüne yapılan vurguyu hatırlatır. Üçüncü beyitte "Hâk ola, çâk ola" sözleriyle bir beddua üslubu kurulur. Aşk rüzgârıyla uçmayan başa toprak, aşkla aydınlanmayan göğse yırtılmak dilenir. Dördüncü beyitte dünya halkının anlamadığı âşık, kendini aşkın harabatına, yani meyhanesine bırakır. Son beyitte "dergâh", "derviş" ve "destûr" (izin) kelimeleri bir tekke ortamını çağrıştırır. Sevgilinin dergâhına herkes kabul edilmez; Harîmî'den evini barkını o kapıya adaması istenir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Harîmî (Şehzade Korkut), Dîvânçe, Millet Kütüphanesi, Ali Emîrî, Manzum Eserler nr. 104.
Akademik çalışmalar
- Filiz Kılıç, "Osmanlı Hanedanında Bir Şair: Şehzade Korkut", Bilig (Ahmet Yesevi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi), 2, Yaz 1996, s. 203–219 (Dîvânçe metni s. 209–218; 40. gazel, s. 216). teis.yesevi.edu.tr
Kitaplar
- Filiz Kılıç, "Harîmî, Şehzâde Korkud", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014 (güncelleme 2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/harimi-sehzade-korkud






