Özgün Metin

Vezin: Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilün

Ey ṣabâ zülfine el urma dilin şâne gibi
Kesmesün tîğ-i cefâ bağruñı dendâne gibi
Güher-i eşkümi besler ṣadefi gözlerümüñ
Ki ayağına nis̱âr eyleye dürdâne gibi
Zülf ü ruhsârı hayâlini giceler o mehüñ
Yakarum cân u dili şem'ine pervâne gibi
Yalıñuz ben degülüm nâr-ı firâkıyle yanan
Hicrinüñ odına bu cümle cihân yana gibi
Beydak-ı hâli ruhı nat'ına şâh oldığıçün
Ṣaldı fil ile feres üstüne ferzâne gibi
Bu revâ mı ki Harîmî giceler ṣubha degin
Meclis-i gamda kalup kan yuta peymâne gibi

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey saba, tarak gibi delik deşik olmuş gönlünü onun zülfüne uzatma; cefa kılıcı bağrını tarak dişi gibi kesmesin.

2. Gözlerimin sedefi, onun ayağına iri inciler gibi saçmak için gözyaşımın incisini besler.

3. O ayın zülfünün ve yanağının hayaliyle geceleri canımı ve gönlümü, mumuna pervane gibi yakarım.

4. Ayrılığının ateşiyle yanan yalnız ben değilim; bütün cihan da onun hicrinin ateşinde yanar gibidir.

5. Yanağının satranç tahtasında beninin piyadesi şah olduğu için, bir vezir gibi filin ve atın üstüne saldırdı.

6. Bu reva mı ki Harîmî geceleri sabaha kadar gam meclisinde kalıp kadeh gibi kan yutsun.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Altı beyitlik bir gazeldir. Vezin remel bahrinin Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilâtün Fe'ilün kalıbıdır. Redif "gibi", kafiye "şâne, dendâne, dürdâne, pervâne, yana, ferzâne, peymâne" kelimelerindeki "-âne" sesidir. Başlıktaki dua "Nevverallâhü s̱erâhû"dur. Gazel, bir önceki 47. gazelle aynı vezin ve redifte yazılmıştır; "şâne gibi, pervâne gibi, peymâne gibi" kafiyeleri iki şiirde ortaktır. Dijital dökümde ş olarak çıkan ṣ (sad) ve s̱ (se) harfleri kelimelerin aslına göre düzeltilmiştir. Şairin hayatı, eserleri ve divançenin durumu Şehzade Korkut (Harîmî): Edebî Kişiliği, Eserleri ve Şiirleri yazısında anlatılmıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk beyitte tarak (şâne) ile tarak dişi (dendâne) bir arada kullanılır. Saba rüzgârının zülfe uzanması yine bir taramaya benzetilir. Kılıcın bağrı tarak dişi gibi kesmesi, gönlün delik deşik oluşunu anlatır. İkinci beyitte göz bir sedeftir, gözyaşı da onun içinde büyüyen inci. İnciler sevgilinin ayağına saçılacaktır. Üçüncü ve dördüncü beyitlerde mum ile pervane mazmunu bütün cihana yayılır; ayrılık ateşinde yalnız âşık değil bütün dünya yanar. Beşinci beyit gazelin en ilginç beytidir ve satranç diliyle kurulur. "Nat'" satranç tahtası, "beydak" piyade, "fil" ve "feres" (at) birer taş, "ferzâne" de vezirdir. Satrançta karşı tarafın son sırasına ulaşan piyade vezire dönüşür. Yanağın tahtasındaki ben de böyle güç kazanmış, şah olmuş ve vezir gibi öteki taşlara saldırmıştır. Son beyitte kadeh gibi kan yutan âşık, gam meclisinde sabahı bekler.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Harîmî (Şehzade Korkut), Dîvânçe, Millet Kütüphanesi, Ali Emîrî, Manzum Eserler nr. 104.

Akademik çalışmalar

  • Filiz Kılıç, "Osmanlı Hanedanında Bir Şair: Şehzade Korkut", Bilig (Ahmet Yesevi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi), 2, Yaz 1996, s. 203–219 (Dîvânçe metni s. 209–218; 48. gazel, s. 217). teis.yesevi.edu.tr

Kitaplar