Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

Nice olsun ḥâl ʿâlemde ḳarar üzre s̱ebât
Kâyinâtuñ ḥâli çünki inḳılâb üstindedür
Ey göñül ṣal bu iḳâmet raḫtını ârâm içün
Çarḫ-ı bî-ârâmı gör ki ıżṭırâb üstindedür
Fırṣatı fevt eyleme bir ân teʿḫîr eyleme
Kim zamân sürʿatde vü devrân şitâb üstindedür

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu dünyada hiçbir hâl nasıl yerinde durup kalıcı olabilir; bütün varlıkların hâli değişip dönmektedir.

2. Ey gönül, rahat edeyim diye yerleşip kalmanın yükünü at; şu durup dinlenmeyen göğün çarkına bak, hep çalkantı içindedir. ("Çarh-ı bî-ârâm", dönmekten bir an durmayan felektir; yazgının ve zamanın değişkenliğini anlatır.)

3. Fırsatı kaçırma, bir an bile geciktirme; çünkü zaman hızla akıp gitmekte, devran acele etmektedir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir üç beyitlik bir kıt‘adır ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Vezin tezkirede belirtilmez; beyitlerin ölçüsünden çıkarılmıştır. Kıt‘a, yalnız çift mısraları kafiyeli olan, matla‘sız ve çoğunlukla mahlassız kısa bir nazım şeklidir; burada da birinci mısra kafiyeye katılmaz. Çift mısralar "üstindedür" redifini ve inḳılâb, ıżṭırâb ve şitâb kelimelerindeki "-âb" kafiyesini taşır. Şiir yalnız Latîfî'nin tezkiresinde, "Ḳıṭʿa lehu" (onun kıt‘ası) başlığıyla yer alır. Latîfî, Müeyyedzâde'nin şiire yatkın olduğunu, zaman zaman "rubâʿîden ve ḳıṭʿadan baʿżı laṭîf beytler" söylediğini yazar; bu kıt‘ayı da bu sözün ardından verir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Kıt‘anın konusu dünyanın değişkenliği ve fırsatın kıymetidir. Birinci beyit genel bir hükümle açılır: varlıkların hâli sürekli değiştiğine göre dünyada hiçbir durum kalıcı olamaz. "Ḳarar" ve "s̱ebât" ile "inḳılâb" arasında açık bir tezat vardır. İkinci beyit bu hükmü gönle yöneltir ve onu bir yolcu gibi düşünür. Gönül, rahat edeyim diye bir yere yerleşmiş, yükünü indirmiştir; şair ona bu yükü bırakmasını, yani kalıcılık hevesinden vazgeçmesini öğütler. Gerekçesi göğün çarkıdır: felek bir an durmadan döner ve çalkantı içindedir. "Ârâm" (rahat, durgunluk) ile "bî-ârâm" (durmayan) kelimelerinin yan yana gelişi, gönlün aradığı rahat ile dünyanın huzursuzluğu arasındaki karşıtlığı keskinleştirir. "İkâmet" ile "raḫt" (yük, eşya) arasında da yolculuğu çağrıştıran bir tenasüp kurulur.

Üçüncü beyit sonucu söyler: fırsatı kaçırmamak ve hiçbir işi ertelememek gerekir, çünkü zaman da devran da aceleyle geçip gitmektedir. Fırsat, an, zaman, sürat ve şitâb (acele) kelimeleri arasında bir tenasüp vardır ve beyit bu kelimelerle kendisi de hızlı bir söyleyiş kazanır. Kıt‘anın düşüncesi, Müeyyedzâde'nin tezkirelerde aynı maddede verilen "İçelüm içelüm şarâb içelüm" beyitleriyle bir akrabalık taşır: ikisinde de dünyanın geçiciliği, anı değerlendirme çağrısına dönüşür. Ancak kıt‘a şaraptan söz etmez ve öğüdünü daha genel bir dille söyler.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar