Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü Mefā‘īlü Mefā‘īlü Fa‘ūlün

Her tīr-i se-per k’ez tu resed ber dil-i çākem
Murġī şeved u raḳṣ kuned ber ser-i ḫākem

Günümüz Türkçesiyle

1. Senden yaralı gönlüme erişen her üç kanatlı ok, bir kuş olur ve mezarımın başında raks eder. ("Se-per", arkasına üç tüy takılmış ok demektir; tüylü ok, ölen âşığın mezarı üzerinde bir kuşa dönüşür. "Hâk" toprak demektir ve burada mezarı anlatır.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu, iki mısraı birbiriyle kafiyeli tek beyitlik bir Farsça matla‘dır ve aruzun hezec bahrinden "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fa‘ūlün" kalıbıyla yazılmıştır. Vezin tezkirelerde belirtilmez; beytin ölçüsünden ve tanzir edilen beyitle aynı kalıpta olmasından çıkarılmıştır. Kafiye "çākem" ile "ḫākem" kelimelerindeki "-āk" sesidir; ardından gelen "-em" birinci şahıs iyelik ekidir. Beyit bir nazire, yani başka bir şairin şiirine aynı vezin ve kafiyede yazılmış bir karşılıktır. Burada esas alınan metin Âşık Çelebi'nindir. Kınalızâde Hasan Çelebi beyti "Her tîr-i se-per-ke’z tu resed ber-dil-i çâkem / Murgî şeved ü raks koned ber-ser-i hâkem" biçiminde verir; Beyânî de Müeyyedzâde'nin naziresini anar.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, tanzir ettiği matla‘ın kalıbını korur ve içine yeni bir imge yerleştirir. Sevgilinin attığı oklar âşığın yaralı gönlüne saplanmıştır. Bu oklar arkalarındaki üç tüy yüzünden kuşa benzer; âşık öldükten sonra da her biri bir kuş olup mezarının başında oynar. Ok, tüy ve kuş arasında açık bir tenasüp vardır. Okun kuşa dönüşmesi, âşığın aşk yüzünden ölmesini bir yas sahnesinden çok bir kutlama gibi gösterir: sevgiliden gelen her yara, âşığın ölümünden sonra bile onun toprağı üzerinde sevinçle raks eder. Gönlün "çâk", yani yarık olması ile mezarın toprağı arasında, ölümü ve sonrasını birbirine bağlayan bir zincir kurulur.

Tarihî Bağlam

Matla‘, II. Bayezid'in, yani şair Adlî'nin, "Her nāle ki peydā şeved ez sīne-i çākem / Ebrī şeved ü girye kuned ber ser-i ḫākem" (yarık göğsümden çıkan her inilti bir bulut olur, toprağımın başında ağlar) Farsça matla‘ına yazılmıştır. Âşık Çelebi, padişahın bu matla‘ına "ekābir-i ‘aṣr", çağın büyüklerinin nazireler söylediğini yazar ve sırasıyla Müeyyedzâde, Hâcı Hasanzâde, Kemalpaşazâde, Câfer Çelebi, Necâtî ve Vasfî'nin beyitlerini verir. Kınalızâde de aynı nazireleri aktarır. Yavuz Bayram, Adlî divanının neşrinde, Ali Emîrî Efendi'nin istinsah ettiği bir nüshada Necâtî, Müeyyedzâde ve Câfer Çelebi'nin bu nazirelerinin de bulunduğunu belirtir. Nazirelerin ne zaman ve hangi mecliste söylendiği kaynaklarda yazılmaz.

Nazire söyleyenlerin hepsi, padişahın sarayına yakın âlim ve şairlerdir. Müeyyedzâde ile Câfer Çelebi, Bayezid'in gençliğinde Amasya'daki şehzade sarayında onunla birlikte bulunmuş iki Amasyalıdır; ikisi de padişahlığı döneminde yüksek görevlere getirilmiştir. Bu küçük nazire zinciri, Bayezid'in Amasya yıllarında kurulan şiir ve sohbet çevresinin İstanbul'da da sürdüğünü düşündürür. Adlî'nin matla‘ı ve nazire zinciri, sitemizin Adlî bölümünde ayrı bir yazıda ele alınmıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar