Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü Mefā‘īlü Mefā‘īlü Fa‘ūlün

Hammâma girer ol gül-i nâzük-bedeni gör
Pehlû-yı temâşâdur o billûr teni gör
Cân virse sana tûtî-i dil itme ta’accüb
Ko söyleyeni sözüm işit söyleteni gör
Bir mâhun olup âyine-i hüsnine nâzır
Dil-dâdesi olursan eger sende seni gör
Bî-ayş nice yâr ile hem-sohbet olur dil
Kır tevbeleri bâde-i peymân-şikeni gör
Âşık olalı Hâtemî ol mihr-i münîre
Za’f ile hilâl itdi gam u gussa beni gör

Günümüz Türkçesiyle

1. Hamama giren o nazik bedenli gülü gör; o billur gibi teni gör, seyre doyulmaz bir manzaradır. ("Gül" burada sevgilinin kendisidir; "billur ten" ince ve parlak bir beyazlığı anlatır.)

2. Gönül papağanı sana canını verirse şaşma; konuşanı bırak, sözümü dinle de onu konuşturanı gör. (Papağanlar ayna karşısında, aynanın ardına gizlenen birinin sesini tekrarlayarak konuşmayı öğrenirdi; asıl söyleyen, papağanı konuşturan kişidir.)

3. Ay yüzlü bir güzelin güzellik aynasına bakan biri olup ona gönül verirsen, kendinde kendini gör. (Beyit iki türlü okunabilir: sevgilinin aynasında âşık kendi suretini görür; ya da sevgiliyi seven, onu kendi içinde aramalıdır.)

4. Gönül, içki ve neşe olmadan sevgiliyle nasıl sohbet edebilir; tövbeleri kır da yeminleri bozduran şarabı gör. ("Peymân" söz ve yemin demektir; "peymâne" de kadeh anlamına gelir, beyitte bu iki kelime birbirini çağrıştırır.)

5. Hâtemî o parlak güneşe âşık olalı, gam ve keder beni zayıflıktan hilale çevirdi; beni gör. (Âşık, güneş yüzlü sevgilinin karşısında incelip hilal gibi kalmıştır.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fa‘ūlün" kalıbıyla yazılmıştır. Vezin kaynakta belirtilmez; beyitlerin ölçüsünden çıkarılmıştır. Redif, her beytin sonunda tekrarlanan "gör" emridir; kafiye bedeni, teni, söyleteni, seni, şikeni ve beni kelimelerindeki "-eni" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte "Hâtemî" biçiminde geçer.

Bu gazel tezkirelerde yer almaz. Metni, Yunus Kaplan'ın TEİS'teki Hâtemî maddesinin örnekler bölümünde, Millî Kütüphane'deki bir şiir mecmuasından (06 Mil A 7076, vr. 36a) yayımlanmıştır. Mecmuadaki tek kayda dayandığı için başka bir nüshayla karşılaştırılamamıştır. Çeviriyazı TEİS'in sade yazımıdır ve aynen korunmuştur. Kınalızâde Hasan Çelebi, Müeyyedzâde'nin Arapça ve Farsça kasidelerinden başka Türkçe şiirlerinin de "bî-hadd ü bî-şümâr", yani sayısız olduğunu söyler; ama tezkireler bunlardan ancak birkaç beyit aktarır. Bu gazel, kaybolan Türkçe şiirlerinden birinin mecmualar yoluyla bugüne ulaşabildiğini gösterir. Gazelin kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, sevgiliyi hamama girerken gösteren bir sahneyle açılır. Sevgili nazik bedenli bir güldür, teni billur gibidir. Ama ilk beyitteki bu görünüm gazelin geri kalanında sürdürülmez; ikinci beyitten itibaren söz, âşığın iç dünyasına döner. Her beyti bitiren "gör" redifi, okuru ya da gönlü sürekli bir bakmaya çağırır: önce sevgilinin tenine, sonra konuşturan gizli kişiye, sonra insanın kendine, şaraba ve en sonunda zayıflıktan hilale dönmüş âşığa.

İkinci beyit divan şiirinin bilinen bir imgesine dayanır. Papağanlara konuşma, önlerine konan bir aynanın arkasında saklanan birinin söylediklerini tekrarlatarak öğretilirdi; papağan aynadaki kendi aksini konuşuyor sanırdı. Şair bu imgeyle konuşanı bırakıp onu konuşturana bakmayı öğütler; beyit, söylenen sözün asıl sahibinin görünmeyen biri olduğu fikrini taşır. Üçüncü beyitteki ayna da aynı düşünceye bağlanabilir: güzelin aynasına bakan âşık, sonunda kendi suretini görür. Bu beytin tasavvufi bir anlamla da okunabileceği açıktır, ama kaynak böyle bir yorum yapmaz.

Dördüncü beyitte "peymân" (yemin) kelimesi, ses yakınlığıyla "peymâne"yi (kadeh) hatırlatır; tövbe, yemin ve şarap arasında tenasüp vardır. Son beyitte güneş ile hilal arasında hem tenasüp hem de tezat kurulur: sevgili parlak bir güneştir, âşık ise ona duyduğu aşkın zayıflığıyla incelip hilale dönmüştür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar