İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · AMASYA TÂRÎHİ'NDEN ÜÇÜNCÜ DEVRE BAKİYYESİ

Hüseyin Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 659–660 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Amasyalıdır. Esbak kul kethüdâsı Amasyalı Türk Şa'bân Ağazâde Mehmed Ağa'nın oğludur. 1176 şevvâlinin sekizinci günü kendi ricâsıyla Amasya mutasarrıfı olup tebdîl-i havâ için geldi. Hasta olduğundan a'yândan Türedioğlu Hacı Süleymân Ağa Amasya mütesellimi oldu.

Şevvâlin on altıncı günü hasta olan Amasya müftüsü Şeyh Mehmed Efendi vefât etdi. Hastalığı zamânında vekâlet eden mahdûmu Sultâniyye müderrisi Hâfız Abdurrahmân [107] Efendi Amasya müftüsü oldu. İmâret şeyhliği de diğer mahdûmları Osmân, Abdurrahîm, Mahmûd, Mustafâ Efendiler'e verildi.

Zilka'de ibtidâsında Amasyalı Hatîbzâde Mahmûd Efendi Amasya kadısı ve yeni müftü olan Abdurrahmân Efendi nâ'ibi oldu. Amasya'nın fetvâ ve kazâsını nefsinde cem' etdi.

Birkaç gün sonra Mehmed Paşa müderrisi büyük âlimlerden "Emîr Müderris" demekle meşhûr Hacı Ahmed Efendi, Beyzavî tefsîrini hatim eylediğinden yüz kadar talebesine pek debdebeli icâzet düğünü yapıldı. Etrâfdan âlimler ve müftüler da'vet edildi. Sultân Bâyezîd Câmii dar geldiğinden Ok Meydânı'ndaki musallâya çıkıldı.

Amasya mutasarrıfı Hüseyin Paşa geldi. Musallâ değil bütün Ok Meydânı dolup taşdı. Bir mahşer hâlini aldı. Bütün ulemâ, a'yân ve halk huzûrunda Laz İbrâhim Efendi gür sesiyle icâzet-nâmeyi okudu. Huzzârı ağlatdı. Birkaç Ermenî müslümân oldu.

1177 muharreminde mahkeme başkâtibi Fazlıoğlu Hacı İsmâ'il Efendi, rebî'ulevvelde Sultân Bâyezîd hatîbi, şâ'ir ve hânende olan Hâfız Mehmed Kâmil Efendi vefât etdi. Taşâbâdîzâde Hacı Mehmed Emîn Efendi mahkeme başkâtibi ve Gürcüzâde Hacı Ahmed Bey alaybeyi oldu. [108]

Recebde yeniçeri serdârı Cebecioğlu Osmân Ağa, Hüseyin Paşa'nın kethüdâsı olup a'yândan Çiğdem Beyzâde Hacı Alî Ağa da vefât etdi. Şa'bânın ikinci günü dâru's-sa'âde ağası kâtibi Bolulu İzzet Mehmed Efendi evkâf-ı sultâniyye mütevellîsi olarak Amasya'ya geldi.

Zilka'de ibtidâsında Birgili Süleymân Efendi ikinci def'a Amasya kadısı olup tarafından mahkeme kâtibi Mehmed Emîn Efendi nâ'ibi oldu. Bu yıl a'yândan ve kapıcıbaşılardan Hacı Kadiroğlu Hacı Hâfız Mehmed Ağa ve enderûn ricâlinden Amasyalı Sarıbeyzâde İsmâ'il Bey bin Alî Bey vefât etdi.

1178 muharreminde Rahtuvân Paşazâde Hacı Alî Bey baş a'yân, Göztaşoğlu Hacı Alî Ağa bin Hacı Mustafâ Ağa hacıbaşı ve Hacı Zeynel Ağa nakîb olup saferde ulemâ ve a'yândan Saracoğlu Hacı İsmâ'il Efendi bin Hacı Mehmed Ağa vefât etdi. Bu yıl hasekibaşı Merzifonlu Mâdih Alî Efendi musâhib-i şehriyârî oldu.

Rebî'ulevvelde âlimlerin başı fuzalâdan Torumtay müderrisi Laz Hacı İbrâhim Efendi bin Mûsâ vefât edip mahdûmu dersiâm Mûsâ Efendi müderris oldu. Rebî'ulâhirde müfessir Emîr Müderris Hacı Ahmed Efendi de vefât etdi. [109]

Cemâziyelâhir ibtidâsında Hacı Osmân Efendi Amasya kadısı olup geldi. Receb ibtidâlarında müftü ve hacıbaşı azl edilip fetvâ emîni Hacı Servahdî Mustafâ Efendi Amasya müftüsü ve Bostancıoğlu Hacı Mehmed Ağa da hacıbaşı oldu.

Şa'bânda Rus muhârebesi melhûz olmakla Amasya mutasarrıfı Hüseyin Paşa İçil sancağıyla Özi kalesi muhâfızı ve Özi eyâleti vâlîsi olduğundan Amasya sancağı sâbık Ankara beylerbeyi Ebûbekir Paşa'ya verildi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Eski kul kethüdası (yeniçeri ağasının yardımcısı) Amasyalı Türk Şaban Ağazade Mehmed Ağa'nın oğludur. 1176 [1763] yılı şevval ayının sekizinci günü kendi ricasıyla Amasya mutasarrıfı oldu ve hava değişimi için Amasya'ya geldi. Hasta olduğundan ayandan Türedioğlu Hacı Süleyman Ağa Amasya mütesellimi oldu.

Şevval ayının on altıncı günü, hasta olan Amasya müftüsü Şeyh Mehmed Efendi vefat etti. Hastalığı sırasında ona vekâlet eden oğlu, Sultaniye Medresesi müderrisi Hafız Abdurrahman Efendi Amasya müftüsü oldu. İmaret şeyhliği de öteki oğulları Osman, Abdurrahim, Mahmud ve Mustafa Efendiler'e verildi.

Zilkade ayının başında Amasyalı Hatibzade Mahmud Efendi Amasya kadısı, yeni müftü Abdurrahman Efendi de onun naibi oldu. Böylece Abdurrahman Efendi Amasya'nın fetva ve yargı işlerini kendi şahsında birleştirdi.

Birkaç gün sonra, Mehmed Paşa Medresesi müderrisi ve büyük âlimlerden olup "Emir Müderris" diye tanınan Hacı Ahmed Efendi, Beyzâvî tefsirini baştan sona okutup bitirdiği için yüz kadar öğrencisine çok gösterişli bir icazet (diploma) töreni yapıldı. Çevreden âlimler ve müftüler davet edildi. Sultan Bayezid Camii dar geldiği için Ok Meydanı'ndaki musallaya (açık hava namazgâhına) çıkıldı.

Amasya mutasarrıfı Hüseyin Paşa da geldi. Musalla bir yana, bütün Ok Meydanı dolup taştı ve âdeta bir mahşer yerine döndü. Bütün ulema, ayan ve halkın huzurunda Laz İbrahim Efendi gür sesiyle icazetnameyi okudu ve dinleyenleri ağlattı. Birkaç Ermeni Müslüman oldu.

1177 [1763] yılı muharrem ayında mahkeme başkâtibi Fazlıoğlu Hacı İsmail Efendi, rebiülevvel ayında da Sultan Bayezid Camii hatibi, şair ve hanende Hafız Mehmed Kâmil Efendi vefat etti. Taşabadizade Hacı Mehmed Emin Efendi mahkeme başkâtibi, Gürcüzade Hacı Ahmed Bey de alaybeyi oldu.

Recep ayında yeniçeri serdarı Cebecioğlu Osman Ağa, Hüseyin Paşa'nın kethüdası oldu; ayandan Çiğdem Beyzade Hacı Ali Ağa da vefat etti. Şaban ayının ikinci günü, darüssaade ağasının (harem ağalarının başı) kâtibi Bolulu İzzet Mehmed Efendi padişah vakıflarının mütevellisi olarak Amasya'ya geldi.

Zilkade ayının başında Birgili Süleyman Efendi ikinci kez Amasya kadısı oldu; onun tarafından mahkeme kâtibi Mehmed Emin Efendi naip tayin edildi. Bu yıl ayandan ve kapıcıbaşılardan Hacı Kadiroğlu Hacı Hafız Mehmed Ağa ile saray iç hizmeti ricalinden Amasyalı Sarıbeyzade İsmail Bey bin Ali Bey vefat etti.

1178 [1764] yılı muharrem ayında Rahtuvan Paşazade Hacı Ali Bey baş ayan, Göztaşoğlu Hacı Ali Ağa bin Hacı Mustafa Ağa hacıbaşı, Hacı Zeynel Ağa da nakîb oldu. Safer ayında ulema ve ayandan Saracoğlu Hacı İsmail Efendi bin Hacı Mehmed Ağa vefat etti. Bu yıl hasekibaşı Merzifonlu Mâdih Ali Efendi padişahın musahibi (yakın sohbet arkadaşı) oldu.

Rebiülevvel ayında âlimlerin başı, bilginlerden Torumtay Medresesi müderrisi Laz Hacı İbrahim Efendi bin Musa vefat etti ve oğlu dersiam Musa Efendi müderris oldu. Rebiülahir ayında müfessir Emir Müderris Hacı Ahmed Efendi de vefat etti.

Cemaziyelahir ayının başında Hacı Osman Efendi Amasya kadısı olarak geldi. Recep ayının başlarında müftü ve hacıbaşı görevden alındı; fetva emini Hacı Servahdi Mustafa Efendi Amasya müftüsü, Bostancıoğlu Hacı Mehmed Ağa da hacıbaşı oldu.

Şaban ayında bir Rus savaşı beklendiği için Amasya mutasarrıfı Hüseyin Paşa, İçel sancağıyla birlikte Özi Kalesi muhafızı ve Özi eyaleti valisi olduğundan Amasya sancağı eski Ankara beylerbeyi Ebubekir Paşa'ya verildi.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • kul kethüdâsı: yeniçeri ağasından sonra gelen ocak subayı
  • tebdîl-i havâ: hava değişimi
  • fetvâ ve kazâ: müftülük ve kadılık görevi
  • nefsinde cem' etmek: kendi şahsında toplamak
  • hatim eylemek: bir kitabı baştan sona okuyup bitirmek
  • icâzet: hocanın öğrencisine verdiği ders okutma ve rivayet izni, diploma
  • debdebeli: gösterişli, görkemli
  • musallâ: açık havada namaz kılınan yer, namazgâh
  • huzzâr: orada bulunanlar
  • hânende: şarkı okuyan, ses sanatçısı
  • dâru's-sa'âde ağası: sarayda harem ağalarının başı
  • musâhib-i şehriyârî: padişahın yakın sohbet arkadaşı
  • fetvâ emîni: şeyhülislamlıkta fetvaları hazırlayan dairenin başı
  • melhûz: beklenen, akla gelen

Amasyalı Hüseyin Paşa

Hüsameddin'in eserinin biyografi ciltlerinde bu paşanın hayatı "Türedizâde Hüseyin Paşa" başlığı altında daha geniş anlatılır. Oradaki bilgilere göre kırk dokuzuncu bölükte kayıtlı bir yeniçeri olarak 1141'de [1729] Revan seferine katılmış, gösterdiği yiğitlik üzerine Revan ağası yapılmış ve yeniçeri ağası vekili Şahin Mehmed Ağa'nın damadı olmuştur. 1154'te [1741] sadrazam Zanalızade Seyyid Hacı Ahmed Paşa'nın himayesinde ocak ağaları arasına girmiş, sırasıyla mahzır ağası, saksoncubaşı, zağarcıbaşı ve kul kethüdası olduktan sonra 25 Rebiülevvel 1161 [1748]'de yeniçeri ağalığına yükselmiştir. Dört ay sonra gevşeklikle suçlanarak azledilmiş, altı yıl kadar Tekfurdağı'nda sürgün kalmıştır. Ardından beylerbeyi rütbesiyle Köstendil mutasarrıfı ve Hotin muhafızı, Hotin'deki gayreti üzerine vezirlikle Girit valisi, 1170'te [1757] Rumeli valisi, 1171'de [1758] Özi muhafızı, 1172'de [1759] Belgrad valisi olmuş, 1175 cemaziyelevvelinde [1761-62] kaptan-ı derya tayin edilmiştir. Sadrazam Râgıb Mehmed Paşa ile anlaşamadığı için iki ay sonra azledilerek Resmo sancağına gönderilmiş, Râgıb Paşa'nın ölümünden sonra yeni sadrazam Hamza Hâmid Paşa'nın ricasıyla 8 Şevval 1176'da Amasya'ya atanmıştır. Amasya'da Receb Mahallesi'nde yaptırdığı konakta iki yıl kadar oturmuş, 1178 şabanında vezirliği korunarak İçel mutasarrıfı olarak savaşa memur edilmiş, 1180'de ikinci kez Girit valisi, 1182'de Anadolu muhafızı olmuş ve 1183 rebiülevvelinde [1769] orada vefat etmiştir. Hüsameddin onu "şecî, mukdim, müdebbir", yani yiğit, girişken ve tedbirli bir vezir olarak niteler; kethüdasının Cebecizade Seyyid Osman Paşa, hazinedarının da Türedizade Hacı Süleyman Ağa olduğunu ekler.

Bu biyografide babanın adı, maddemizdekinden farklı olarak "Amasya serdarı Türedioğlu Ahmed Ağa" diye verilir. Hüsameddin'in aynı eserinin iki yerinde aynı paşaya iki ayrı baba adı vermesi, okurun dikkat etmesi gereken bir noktadır. Paşanın hazinedarı Türedizade Hacı Süleyman Ağa'nın bu maddede Amasya mütesellimi olarak görünmesi, Türedioğulları ile yakın ilişkisini gösterir; biyografi cildindeki baba adının daha güvenilir olması mümkündür.

Resmî Kayıtlarla Karşılaştırma

Paşanın kariyerinin bazı halkaları resmî listelerle doğrulanamamaktadır. Kaptan-ı derya listelerinde 1761-1762 yıllarında Hacı Hasan Paşa'dan (Mart 1761-Ocak 1762) sonra Vezir Kethüdası Mehmed Paşa (Ocak-Ağustos 1762) görünür; bu listelerde o tarihlerde bir Hüseyin Paşa yoktur. Hüsameddin'in "selefi Hasan Paşa" kaydı ilk adla uyuşur, fakat Hüseyin Paşa'nın iki aylık kaptanlığının listelere neden yansımadığı belli değildir. Amasya'ya atanması konusunda da benzer bir durum vardır: Ahmet Önal'ın aktardığı tevcih kaydına göre 10 Şevval 1176 [24 Nisan 1763]'da Amasya sancağı Sarızade Mehmed Paşa'nın yerine "Çeteci Abdullah Paşa kaynı Osman Bey"e verilmiştir. Hüsameddin'in verdiği 8 Şevval 1176 tarihi bu genel tevcihat günüyle hemen hemen aynıdır, ancak isim farklıdır.

Maddenin son cümlesindeki Özi valiliği kaydı da resmî listelerle uyuşmaz. Orhan Kılıç'ın Özi/Silistre eyaletinin yöneticilerini tevcih kayıtlarından derlediği listeye göre 1178 şabanında [Ocak-Şubat 1765] Özi'de Bosnalı Recep Paşa bulunuyordu; Recep Paşa 5 Mart 1764'te atanmış, 26 Ocak 1765'te görevinde bırakılmıştı. Mayıs 1765'te yerine Silahdar Mehmed Paşa gelmiştir. Hüsameddin'in biyografi cildi de bu tarihte paşanın Özi'ye değil, İçel mutasarrıflığıyla "harbe memur" edildiğini yazar. Paşanın Özi muhafızlığı aslında 1171 yılına aittir ve Hüsameddin bunu biyografisinde doğru yere koyar. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta ise "Rus muharebesi melhûz olmakla" ibaresidir. 1765'te Osmanlı ile Rusya arasında bir savaş yoktu; 1768-1774 savaşı Osmanlı Devleti'nin 1768 sonbaharında Rusya'ya savaş ilan etmesiyle başlamıştır. Bu ibare, sonraki maddelerde anlatılan Rus savaşı olaylarının tarihleri gibi, Hüsameddin'in bu bölümdeki kronolojisinin birkaç yıl kaymış olabileceğini düşündürür.

Ok Meydanı'ndaki İcazet Töreni

Maddenin en canlı sahnesi, Emir Müderris Hacı Ahmed Efendi'nin öğrencileri için yapılan icazet törenidir. Okutulan eser, Kadı Beyzâvî'nin (ö. 685/1286) Envârü't-tenzîl ve esrârü't-te'vîl adlı Kur'an tefsiridir. İsmail Cerrahoğlu'nun belirttiğine göre bu tefsir, edebî ve felsefî tahlillerinin veciz bir üslupla yazılmasından dolayı zor anlaşılmasına rağmen büyük itibar görmüş, medreselerde okutulmuş ve üzerine 250'den fazla şerh ve haşiye yazılmıştır. Aynı yıllarda saraydaki huzur derslerinde de genellikle Beyzâvî tefsiri okunuyordu; III. Mustafa'nın huzurunda ilk düzenli huzur dersleri 1172 [1759] ramazanında bu tefsirden yapılmıştı. Bir taşra müderrisinin bu ağır eseri baştan sona okutup yüz kadar öğrenciye birden icazet vermesi, Amasya medreselerinin XVIII. yüzyılda hâlâ güçlü bir öğretim merkezi olduğunu gösterir.

İcazet, İslâm eğitim geleneğinde hocanın öğrencisine bir kitabı ya da ilmi okutma ve rivayet etme yetkisi verdiği belgedir. Cemil Akpınar'ın açıkladığına göre icazetler kurumsal değil şahsî belgelerdi; hoca, öğrencilerine kapasitelerine göre icazet verir, okuttuğu kurumun onayı aranmazdı. Kıraat icazetlerinin camide cemaat huzurunda bir törenle verildiği, önceden hazırlanan icazetname metninin yüksek sesle okunduğu ve duayla törenin tamamlandığı da bilinmektedir. Hüsameddin'in anlattığı tören bu geleneğin olağanüstü kalabalık bir örneğidir: Sultan Bayezid Camii yetmediği için tören Ok Meydanı'ndaki musallaya taşınmış, icazetnameyi Laz İbrahim Efendi okumuştur.

Ok Meydanı Amasya'da XVII. yüzyıldan beri bilinen bir mekândır. Kadir Özköse'nin Amasya'daki Halvetî tekkeleri üzerine çalışmasına göre Hızır Paşa Mahallesi'ndeki Ehlullah Tekkesi, "Meydan Ağası" diye bilinen Amasya mütesellimi Hacı Hızır Ağa tarafından 1064 [1654] yılında Ok Meydanı civarında yaptırılmıştır.

Laz İbrahim Efendi ve Emir Müderris

İcazetnameyi okuyan Laz İbrahim Efendi, ölümünde Hüsameddin'in "âlimlerin başı" diye andığı Torumtay müderrisidir. Aysun ve Engin Kanbur, 1751'de darülhadis olarak yaptırılan Bekir Paşa Medresesi'nde müderrislik yapanları sayarken listenin başına Laz İbrahim Efendi'yi, ikinci sıraya da Kâşifiye Medresesi'ne adı verilen Seküköylüzade Hacı Mehmed Kâşif Efendi'yi koyar. Hüsameddin'in biyografi cildinde de Merzifonlu bir âlimin Amasya'da Kâşif Efendi, Laz İbrahim ve Iydîzâde Âkif Efendi'den ders aldığı yazılır; bu da İbrahim Efendi'nin devrin Amasya'sında aranan hocalardan biri olduğunu gösterir. "Emir Müderris" lakabıyla anılan Hacı Ahmed Efendi'nin müderrisi olduğu Mehmed Paşa Medresesi, büyük ihtimalle II. Bayezid'in veziri ve Şehzade Ahmed'in lalası Hızır Paşazade Mehmed Paşa'nın (ö. 900/1495) Yeşilırmak yakınındaki külliyesinin medresesidir. Ebru Karakaya'ya göre bu külliyenin medresesi ve imareti yanarak yok olmuş, cami ile türbe günümüze ulaşmıştır.

Maddede adı geçen müftü Şeyh Mehmed Efendi, kadı Hatibzade Mahmud Efendi, hanende Hafız Mehmed Kâmil Efendi ve musahip Mâdih Ali Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

  • Aysun Kanbur - Engin Kanbur, "Medreselerde Eğitim, Yönetim ve Organizasyon Faaliyetleri: Amasya Medreseleri Açısından Bir Değerlendirme", I. Amasya Araştırmaları (13-15 Haziran 2007), 2. Kitap, Amasya Valiliği, 2007.

Diğer kaynaklar

4. Cildin Bakiyyesi içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.