[167] Ofludur. Mûsâ bin Süleyman adlı bir kimsenin oğludur. Âkifzâde es-Seyyid Abdurrahîm Efendi’nin “el-Mecmû‘” adlı eserinde yazıldığı ve icâzet-nâmelerde görüldüğü üzere Amasya’da Büyük Ağa Hüseyniye Medresesinde ikâmetle Kayyimzâde el-Hâc İsmâil, Çorumlu müftü es-Seyyid el-Hâc Mehmed, Ayntâbî el-Hâc Kara Osmân, Akdağî el-Hâc Mustafa, Tokat müftüsü el-Hâc Kara Mûsâ Efendilerden ahz-ı ulûm ve ikmâl-i tahsîl ederek hepsinden icâzet-nâme alıp Sultân Bâyezîd Câmiinde ders-i âm oldu.
Kırk yıldan ziyâde tedrîs-i ulûma muvazabet ve ihtimâm edib mükerreren yüzlerce talebeye icâzet verdi.
Mısır mîr-livâsı Hacı Osmân Bey’in binâ etdiği Bekir Paşa Medresesine ilk müderris oldu.
Mu’ahharan Torumtay Medresesi müderrisi olup tefsîr ve hadîs okutdu. Kibâr-ı ulemâ bile dersinden istifâde ederdi. Bu dersleri okuturken câmi-i şerîf dolardı.
İnkırâz-ı akrân ile şeyhü’l-ulemâ olup riyâset-i ilmiyye kendisine müntehî olduğu hâlde 1179 senesi cumâdelâhiresinde dâr-i na’îme irtihâl etdi. İrtihâli günü Amasya âdetâ sarsıldı. Cenâzesi parmak üzerinde gidip Hazret-i Pîr İlyâs’ın türbesi şimâlinde yol üzerinde defnedildi. [168]
Gâyet fâzıl, muhakkik, tefsîr ve hadîsde mütebahhir, usûl-i fıkıh ve kelâmda mâhir, natûk, müteşerri’, zâhid, muttakî, müşekkel, mehîb, vakûr, nâfizü’l-kelim bir zât-ı sütûde-simât idi. Ferîd-i asr sayılırdı. Sekü Köylüzâde el-Hâc Kâşif Mehmed Efendi ile mu’assırdı. Mahdûmu es-Seyyid Mûsâ Efendi⁹ ve bunun mahdûmu es-Seyyid İbrâhim Efendi de ulemâdandır.
Günümüz Türkçesiyle
Ofludur. Mûsâ bin Süleyman adlı bir kimsenin oğludur. Âkifzâde es-Seyyid Abdurrahîm Efendi'nin "el-Mecmû'" adlı eserinde yazıldığı ve icazetnamelerde görüldüğü üzere, Amasya'da Büyük Ağa Hüseyniye Medresesi'nde kalarak Kayyımzâde el-Hâc İsmail, Çorumlu müftü es-Seyyid el-Hâc Mehmed, Ayıntaplı el-Hâc Kara Osman, Akdağlı el-Hâc Mustafa ve Tokat müftüsü el-Hâc Kara Mûsâ Efendilerden ilim öğrenip öğrenimini tamamladı. Hepsinden icazetname alıp Sultan Bayezid Camii'nde ders verecek (ders-i âm) duruma geldi.
Kırk yıldan fazla ilim öğretmeye devam edip buna özen gösterdi; defalarca yüzlerce öğrenciye icazet verdi.
Mısır mirlivası (sancak beyi) Hacı Osman Bey'in yaptırdığı Bekir Paşa Medresesi'nin ilk müderrisi oldu.
Daha sonra Torumtay Medresesi müderrisi olup tefsir ve hadis okuttu. Büyük âlimler bile dersinden yararlanırdı. Bu dersleri okuturken cami dolardı.
Çağdaşlarının ölüp gitmesiyle şeyhülulemâ (âlimlerin başı) oldu; ilim başkanlığı kendisinde son buldu. 1179 senesi cemâziyelâhirinde [1765-66] cennet yurduna göçtü. Öldüğü gün Amasya adeta sarsıldı. Cenazesi el üstünde taşınıp Hazret-i Pîr İlyâs'ın türbesinin kuzeyinde, yol üzerinde defnedildi.
Son derece fazıl, araştırmacı, tefsir ve hadiste engin, fıkıh usulü ve kelamda usta, belagatli, şeriata bağlı, dünyaya düşkün olmayan, Allah'tan sakınan, kılığı kıyafeti düzgün, heybetli, ağırbaşlı, sözü geçen, övgüye değer huylu bir zattı. Çağının tek örneği sayılırdı. Sekü Köylüzâde el-Hâc Kâşif Mehmed Efendi ile çağdaştı. Oğlu es-Seyyid Mûsâ Efendi ve onun oğlu es-Seyyid İbrahim Efendi de âlimlerdendir.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- ahz-ı ulûm: ilim öğrenme
- icâzet-nâme: öğrenimi tamamlayana ve ders vermeye yetkili olana verilen belge
- ders-i âm: halka açık ders veren, icazetli hoca
- mîr-livâ: sancak beyi
- müderris: medrese hocası
- inkırâz-ı akrân: çağdaşların ve akranların ortadan kalkması
- şeyhü'l-ulemâ: âlimlerin şeyhi, en kıdemli âlim
- riyâset-i ilmiyye: ilimde başkanlık
- cenâzesi parmak üzerinde: cenaze el üstünde, kalabalıkla taşındı
- natûk: sözü açık, güzel konuşan
- müteşerri': şeriata bağlı
- zâhid, muttakî: dünyaya düşkün olmayan, Allah'tan sakınan
- nâfizü'l-kelim: sözü geçen
- ferîd-i asr: çağının tek kişisi
Laz Hoca ve Amasya'nın Medreseleri
Hüsameddin'e göre Laz Hoca, 18. yüzyıl Amasya ilim hayatının en tanınmış simalarından biridir. Of'tan çıkıp Amasya'da yerleşmiştir. Hüsameddin, onun öğretmen listesini Âkifzâde Abdurrahîm Efendi'nin bir derlemesine ve icazetnamelere dayandırır. Öğretmenleri Amasya, Çorum, Antep ve Tokat'tan gelen müftü ve hocalardır; bu liste, Amasya'daki ilim çevresinin komşu şehirlerle bağlantılı olduğunu düşündürür.
Öğrenim gördüğü "Büyük Ağa Hüseyniye Medresesi", kaynaklarda Büyük Ağa ya da Kapı Ağası Medresesi adıyla geçer; Amasya'nın Osmanlı dönemi medreseleri arasında sayılır ve medrese yaptıran hayırseverler arasında Hüseyin Ağa anılır. Türk Maarif Ansiklopedisi, Büyük Ağa Medresesi müderrisi Kara Osman Efendi'nin 1737'de Osmaniye Medresesi'ni yaptırdığını yazar. Hüsameddin'in hocalar arasında andığı "Ayıntaplı el-Hâc Kara Osman" ile bu zatın aynı kişi olup olmadığı belirtilmemiştir.
Sultan Bayezid Camii, Amasya'nın en büyük külliyesidir ve kaynaklara göre II. Bayezid'in şehzadeliği sırasında 1481'de inşasına başlanıp 1486'da tamamlanmıştır. Laz Hoca burada ders-i âm olarak cemaate ders vermiştir.
Bekir Paşa ve Torumtay Medreseleri
Laz Hoca'nın ilk müderrisi olduğu Bekir Paşa Medresesi, bir akademik çalışmaya göre Köprübaşı Mahallesi'ndedir. Mısır eski mirlivası Amasyalı Bekirbeyzâde el-Hâc Osman Bey tarafından 1751'de Dârülhadis olarak yaptırılmış ve vakıfları düzenlenmiştir. Dershanesi ve kütüphanesi çok iyi olan bu kargir yapı, 1883 dolaylarında yıkılmaya yüz tutmuş, 1891'de ön cephesi yıkılarak alt kısmına dükkânlar, üst kısmına odalar yapılmıştır. Alaca Hamam ve İki Kapılı Han bu medresenin vakfıdır. Medreseyi yaptıran Osman Bey'in ölümünden sonra oğlu Ebû Bekir Paşa mütevelli olduğu için medrese "Bekir Paşa Medresesi" diye anılır. Aynı çalışmada, "faziletiyle şöhret bulan meşhur âlim Laz İbrahim Efendi"nin burada müderrislik yaptığı, 1179/1766'da yerine Seküköylüzâde el-Hâc Mehmed Kâşif Efendi'nin geçtiği yazılıdır. Bu tarih, Hüsameddin'in verdiği ölüm yılıyla (1179) uyuşur.
Laz Hoca'nın daha sonra müderris olduğu Torumtay Medresesi, Gökmedrese adıyla da bilinir. Amasya valisi Seyfeddin Torumtay tarafından 1267'de yaptırılmıştır; kendisi ölünce yanındaki türbeye gömülmüştür. Selçuklu dönemi bu eser bugün de ayaktadır.
Pîr İlyâs Türbesi
Laz Hoca'nın defnedildiği "Hazret-i Pîr İlyâs'ın türbesi" Amasya'daki Pirler Parkı içindeki Pir Sücaeddin İlyas Türbesi'dir. Kültür Portalı'na göre türbe 1486'da Gümüşlüzâde Ahmed Bey tarafından yaptırılmış, 1688'de Gümüşlüzâde İbrahim Paşa tarafından yenilenmiş, 1895 depreminden sonra yıkılıp yeniden yapılmıştır. İçinde Pir İlyas'ın yanı sıra damadı Pir Celâleddin Abdurrahman ile torunu Pir Hayreddin Hızır Çelebi ve ailelerinin mezarları bulunur. Hüsameddin cenazenin türbenin kuzeyinde, yol üzerinde defnedildiğini söyler.
Çağdaşı Kâşif Mehmed
Metin Laz Hoca'yı Sekü Köylüzâde Kâşif Mehmed Efendi'nin çağdaşı olarak anar. Kâşif Mehmed, 1188'de Canikli Hacı Ali Paşa'nın zulmüyle öldürülen Amasya âlimidir (bkz. 194. madde); adına Amasya'da 1762'de Halil Ağazâde Ömer Ağa tarafından yaptırılan Kâşifiye Medresesi de vardır.
Oğulları Mûsâ ve Süleyman Efendiler ile torunu İbrahim Efendi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 6. Cilt, s. 59–60. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar
Diğer kaynaklar