İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · İKİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL

İsmâil Paşa-Yardımzâde

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 7. Cilt, s. 305 • Hazırlayan: Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ- Prof. Dr. Ahmet Hakkı TURABİ

Özgün Metin

Amasyalıdır. Hacı Hamza Mahallesi a’yânından Hasan Çelebi bin Hüseyin Şâh bin (bint) Es’ad Şâh bin Mes’ud Çelebi bin Hâce Sultân Şemseddîn Ahmed Çelebi mahdûmudur. Meşhûr Sefer Şâh’ın yeğenidir.

Sipâhi olup Lehistân harbinde ibrâz-ı şecâat ederek terakkî gördü. Ba’dehû mükerreren Amasya kethüdâyeri olarak [135] teayyün edib Çolak Hüseyin Paşa kethüdâsı, 1051 senesi recebinde Amasya Sancâgı mütesellimi oldu. 1052’de yine kethüdâyeri, 1053 saferinde sâniyen Amasya mütesellimi oldu.

1053 senesi şa’bânında Girit harbine me’mûr olup orada yararlıkları görüldüğünden sipâhiler kethüdâsı, 1055’de sipâhiler ağası, 1057 senesi evâ’ilinde Kefe Beylerbeyi oldu. İki yıl kadar Kefe’de ikâmet ve Kırım ahvâline nezâret edib 1058 senesi zilhiccesinde vefât etdi.

Yardımoğlu demekle meşhûr, şecî’, müdebbir, şedîd bir zât idi. Mahdûmu Veli Bey, Hâce Sultân vakfına mütevellî olup kâh ma’zûl, kâh mansûb bir halde bilâ-veled vefât eyledi. Vakfa Zanalı es-Seyyid el-Hâc Ahmed Efendi ve evlâdı mütevellî oldu.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Amasyalıdır. Hacı Hamza Mahallesi ileri gelenlerinden Hasan Çelebi'nin oğludur; Hasan Çelebi, Hüseyin Şâh'ın oğludur; Hüseyin Şâh, Es'ad Şâh'ın [kızının] oğludur; Es'ad Şâh, Mes'ud Çelebi'nin, o da Hâce Sultân Şemseddîn Ahmed Çelebi'nin oğludur. Ünlü Sefer Şâh'ın yeğenidir.

Sipahi olup Leh savaşında yararlılık göstererek yükseldi. Sonra defalarca Amasya kethüdâyeri olarak belirlendi; Çolak Hüseyin Paşa'nın kethüdâsı oldu, 1051 recebinde [1641] Amasya Sancağı mütesellimi oldu. 1052'de [1642-43] yine kethüdâyeri, 1053 saferinde [1643] ikinci kez Amasya mütesellimi oldu.

1053 şabanında [1643] Girit savaşına görevlendirildi; orada yararlılıkları görüldüğünden sipahiler kethüdâsı, 1055'te [1645] sipahiler ağası, 1057 başında [1647] Kefe Beylerbeyi oldu. İki yıl kadar Kefe'de oturup Kırım işlerini gözeterek 1058 zilhiccesinde [1648-49] öldü.

"Yardımoğlu" diye ünlü, yürekli, tedbirli, sert biriydi. Oğlu Veli Bey, Hâce Sultân vakfına mütevelli olup bir görevden alınıp bir atanarak çocuksuz öldü. Vakfa Zanalı Seyyid el-Hâc Ahmed Efendi ve çocukları mütevelli oldu.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • a'yân: şehrin ileri gelenleri
  • bint: kız
  • sipâhi: atlı, timar sahibi asker
  • Lehistân harbi: Leh [Polonya] savaşı
  • ibrâz-ı şecâat: yiğitlik gösterme
  • kethüdâyeri: sancakta kethüdâ yerine bakan görevli, mütesellimden önceki basamak
  • mütesellim: sancak beyinin vekili
  • sipâhîler kethüdâsı, sipâhîler ağası: kapıkulu sipahi bölüklerinin yöneticileri
  • Beylerbeyi: eyalet valisi
  • nezâret: gözetme, denetleme
  • şecî', müdebbir, şedîd: cesur, tedbirli, sert
  • bilâ-veled: çocuksuz
  • ma'zûl, mansûb: görevden alınmış, atanmış
  • mütevellî: vakfı yöneten kişi

Hâce Sultân Ailesi ve Yardımoğulları

İsmâil Paşa'nın soyunun başında bulunan Hâce Sultân Şemseddîn Ahmed Çelebi, Hüsameddin'in anlatımında Hacı Hamza Mahallesi'ndeki zâviyenin kurucusudur. Üçüncü ciltte Şehzade Ahmed dönemini anlatırken 887'de [1482] öldüğü ve yaptırdığı zâviyenin önüne gömüldüğü yazılır. Altıncı ciltteki Ahmed Efendi-Şemseddîn maddesi, "Hâce Sultân zâviyesi şeyhi" olarak, Halvetî şeyhi Cemâleddîn Mehmed'in soyundan gelen bir şeyhler zincirini verir. Hâce Sultân Tekkesi'nin bu ailede şeyhlik, vakıf ise mütevellilikle yürüdüğü anlaşılıyor.

Yedinci ciltteki Es'ad Şâh Çelebi-Yardım Çelebi maddesine göre Es'ad Şâh, Hacı Hamza Mahallesi üstündeki zâviyeyi yaptıran Hâce Sultân'ın oğlu Mes'ud Şâh'ın oğludur; babası ölünce dedesinin vakfına mütevelli olmuş ve Amasya ileri gelenlerinden sayılmıştır. 940 olayında [1533-34] Şiîleri bastırmaya koşanlara yardım edip ziyafet verdiği için "Yardım Çelebi" denmiş, Kanuni'nin ağır bir zeâmetle ödüllendirdiği anlatılmış, 953'te [1546-47] ölmüştür. Es'ad Şâh'ın kızının oğlu Hüseyin Şâh'tır; torunu Sefer Şâh'tır. Bu soya "Yardımoğulları" denmiştir. Aynı ailenin Şâh Hüseyin Çelebi-Yardımzâde maddesi, Hüseyin Şâh'ı Amasya valisi Şehzade Mustafa'nın sarayında yetişmiş, güzel yazı yazan bir hattat olarak tanıtır; Şehzade'nin 960'ta [1553] öldürülmesinden sonra bir buçuk yıl kadar sürgünde kalmış, Kanuni'nin Amasya'ya gelişinde bağışlanmış, zeâmet verilmiş ve Hâce Sultân zâviyesi vakfına mütevelli olmuştur. 1000'den sonra öldüğü yazılır. Oğulları Sefer Şâh ile İskender Şâh'tır; İskender Şâh çocuksuz ölmüş, Sefer Şâh ise isyancılara karıştığı için "bütün sülâlesi kesilmiş"tir. Burada küçük bir fark vardır: İsmâil Paşa'nın metni onu Sefer Şâh'ın yeğeni, babası Hasan Çelebi'yi ise Hüseyin Şâh'ın oğlu olarak verir; Şâh Hüseyin Çelebi maddesi ise Hüseyin Şâh'ın yalnız Sefer Şâh ile İskender Şâh adlı iki oğlunu anar. Ayrıca Hüseyin Şâh'ın Es'ad Şâh'ın oğlu mu yoksa kızının oğlu mu olduğu da kitabın kendi içinde değişir (metindeki "(bint)" kaydı kızının oğlu olduğunu gösterir).

Sefer Şâh adı, kitabın üçüncü cildinde, Celâlî dönemi Amasya'sında karşımıza çıkar: isyancıların 1011'de [1602-03] Amasya beyi yaptığı Deli Zülfikâr Bey'in başbuğları arasında "Yardımoğlu Sefer Ağa, 'Sefer Şâh' demekle meşhur olan sipahi" sayılır; 1013'te Karahisar'a saldıranların adları verilirken de "Yardımoğlu Sefer Şâh" anılır. Yeğeni İsmâil Paşa ise Lehistan savaşından Girit'e uzanan bir devlet hizmetini izlemiştir.

Amasya'da Mütesellimlik

İsmâil Paşa'nın mütesellimlik tarihleri, kitabın dördüncü cildinde de kayıtlıdır. 1051 recebinde mutasarrıf Hüseyin Paşa'nın kethüdâsı İsmâil Ağa Amasya mütesellimi olmuştur; mutasarrıf Çolak Hüseyin Paşa, Amasya'ya 1050 saferinde atanmış, kolu Bağdat savaşında sakat kaldığı için bu lakapla anılan bir Amasyalıdır. 1052 zilhiccesinde Şemsi Paşazâde Ahmed Paşa Amasya sancağı mutasarrıfı olduğunda "sipâhi-i meşâhirînden İsmâil Ağa kethüdâyeri" olmuştur. 1053 saferinde mutasarrıf Ahmed Paşa Girit harbine gönderilince kethüdâyeri İsmâil Ağa Amasya mütesellimi olmuş, şaban başında da mütesellim İsmâil Ağa Girit harbine gitmiş ve yerine Şâtır Ali Ağa kâim-makâm olmuştur. Bu kayıtlar metindeki sıralamayı birebir doğrular.

Girit Savaşı ve Tarihlendirme

Girit savaşı, Osmanlı ordusunun Hanya yakınlarında karaya çıkıp elli dört günlük kuşatmadan sonra Hanya Kalesi'ni almasıyla 1055'te [1645] başlamış, Venedik'in Çanakkale Boğazı'nı kapatması yüzünden uzamış ve ancak Fâzıl Ahmed Paşa'nın 1666'da adaya gönderilmesinden sonra 9 Rebîülâhir 1080'de [6 Eylül 1669] Kandiye'nin teslimiyle sona ermiştir. Adada Osmanlılar'ın aldığı yerler 1647'den itibaren eyalet olarak düzenlenmiş, Kandiye'nin ele geçirilmesinden sonra beylerbeyiliğine Ankebüt Ahmed Paşa atanmıştır. Hüsameddin, Girit savaşına gidişi hem bu maddede hem dördüncü ciltte 1053'e [1643-44] koyar. Okunan kaynaklara göre savaş 1055'te başladığına göre kitaptaki 1053 tarihi bir yıl ya da iki yıl erken görünür. Kitabın bir başka yerinde (4. cilt, s. 569), 1055 muharreminde Amasya çevresinde Girit savaşı yüzünden eşkıya türediği yazılır. Bu çelişkinin sebebi, Hüsameddin'in kullandığı kaynak ya da istinsah hatası olabilir; hangisi olduğu doğrulanamamıştır. Ankebüt Ahmed Paşa'nın Amasya ile bağı kitapta da vardır: dördüncü ciltte Amasya mutasarrıfı olarak, altıncı ciltte ise Resmo'da cami ve mektepleri bulunan bir hayır sahibi olarak anılır.

Kefe

İsmâil Paşa'nın son görev yeri Kefe, Fâtih döneminde Gedik Ahmed Paşa'nın donanmayla gittiği seferle Osmanlı hâkimiyetine girmiş, bundan sonra Osmanlı'nın kuzey politikasının başlıca ana üssü olmuş, Kırım Hanlığı'nın sürekli denetlenmesinde ve Osmanlı-Rus ilişkilerinin yürütülmesinde en büyük rolü üstlenen şehir hâline gelmiştir. XVII. yüzyılda Kazak ve Rus saldırılarına sık sık uğramış, kale surları birkaç kez sağlamlaştırılmıştır. Hüsameddin'in "Kırım ahvâline nezâret" ifadesi bu bölgesel görevle uyuşur. Kitabın başka yerlerinde Amasya'yla ilişkili birkaç Kefe beylerbeyi de anılır: Şehzade Ahmed'in çevresinden Tâceddîn Paşa 905'te Kefe beylerbeyi olmuş, Karayazıcı isyanındaki hizmeti sebebiyle Çakalzâde Mehmed Paşa Kefe beylerbeyiliğine getirilmiş, sonra Amasya sancağı yönetimine geçmiştir.

Hâce Sultân Vakfı ve Mütevelliler

Metin, İsmâil Paşa'nın oğlu Veli Bey'in vakfa mütevelli olup görevden alınıp atanarak çocuksuz öldüğünü, vakfın sonra Zanalı Seyyid el-Hâc Ahmed Efendi ve evlâdına geçtiğini söyler. Altıncı ciltte Zanalı el-Hâc Ahmed Efendi maddesi bunu doğrular: Ahmed Efendi, 1093'te Hâce Sultân Tekkesi vakfına mütevelli, 1095'te Atabeg müderrisi olmuş, 1099'daki Emîrler olayına karıştığı için Hicaz'a gitmiş ve kovuşturmadan kurtulmuştur. Hâce Sultân Tekkesi'nin şeyhleri hakkında dördüncü ciltte 1017 dolaylarında "Hoca Sultân Tekkesi şeyhi" olarak Resûl Efendi anılır; bu kişinin, bir sonraki maddede ele alınan İsmâil Efendi-Resûlzâde'nin babası olması muhtemeldir. Veli Bey hakkında okunan kaynaklarda başka bilgi bulunamadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 7. Cilt, s. 305. amasya.bel.tr
  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 3. Cilt, s. 480–485 (Sultân Ahmed 1), s. 524–525 ve s. 526 (Deli Zülfikâr Bey; İbrâhim Bey); 4. Cilt, s. 536–540, s. 566 (Hüseyin Paşa), s. 567 (Ahmed Paşa), s. 569 (Ebûbekir Bey); 6. Cilt, s. 159 (Ahmed Efendi-Şemseddîn), s. 175 (Ahmed Paşa-Ankebût) ve s. 192 (Ahmed Efendi-Zanalı el-Hâc); 7. Cilt, s. 290 (Es'ad Şâh Çelebi-Yardım Çelebi); 11. Cilt, s. 373 (Şâh Hüseyin Çelebi-Yardımzâde).

Akademik çalışmalar

7. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.