İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar

MUKADDİME (15)

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 1. Cilt, s. 168–173 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

أمر بعمارة هذه المدرسة المباركة األميرالكبيرالمجاهد مبارز الدولة والدين خليفة بن تولى فى تاريخ سنة اثنتينوثلثين

وستماة¹⁸³ Şu ibâre kemâl-i su'ûbetle okunmakda olup âdî ve girift yazı ile yazılmışdır.

Fakat vakfiyesinde emîr-i müşârün-ileyh Amasya vâlîsi iken 622 târîhinde binâ edildiği mezkûr olan bu medrese, şu târîh-i mahkûka nazaran 632 'de binâ edildiği anlaşılmakda ise de târîhin ve bulunan vesâ'ik-i şer'iyyenin delâleti ve "Dugrâkiyye Medresesi"nin kapısı bâlâsında mahkûk olan kaydın sarâhati üzere emîr-i müşârün-ileyh "Halîfe Alp" 632 'de Amasya vâlîsi olmayıp Gürcistân ser'askeri idi. Bu târîhde Amasya vâlîsi "Emîr Nûreddîn Tugrak" olup kadı dahi "Bedreddîn İbrâhim bin Halîl el-Kımârî" ve 622'de Amasya vâlîsi "Emîr Mübârizeddîn Halîfe" ve kadısı da "Takiyyeddîn Osmân bin Alî" idi. Vakfiyesi, bu kadı "Takiyyeddîn Osmân" tarafından tanzîm edildiği imzâsından ma'lûm olmakla şu taşın oraya medresenin binâsından on sene sonra konduğu anlaşılmakdadır. Bu medrese vaktiyle sengîn ve kârgîr olarak yapılmış olduğunu cebhesi ve şimâl tarafında kâ'in temeli anlatmakdadır. Mu'ahharan zelâzil ve recefâtın kesreti harâb edib [285] mütevellîleri mükerreren ta'mîr ederek hüsn-i muhâfaza etmişlerdir. 1011 harîkında ve ba'dehû 1057 zelzelesinde pek fenâ bir sûretde musâb olduğundan müderris "Hasan Efendi" ma'rifetiyle ahşâbdan binâ edilmiş ve yine mükerreren muhtâc-ı ta'mîr olmakla i'mâr edilmiş ve en sonra esbak Amasya müftüsü "Gürcü el-Hâc Osmân Hilmî Efendi" 1305'de tecdîd etmişdir.

Bu medreseye ilk müderris olan kadı-yı şehîd "Bedreddîn İbrâhim el-Kımârî"dir. Ba'dehû "Celâleddîn Abdulvehhab bin Yûsuf et-Tebrîzi", ba'dehû 647'de "Sadreddîn Mehmed bin Hızır et-Türkmânî", ba'dehû "Necîbeddîn Mûsâ el-Halâtî", ba'dehû 698'de "el-Hâc Mecdeddîn Îsâ es-Sulgârî", ba'dehû "Mecdeddîn Ömer bin el-Hakkârî", ba'dehû "Şemseddîn Mahmûd en-Nahcıvânî", ba'dehû 768'de müfti's-sekaleyn "Nizâmeddîn Abdülmelik", ba'dehû "Fahreddîn Osmân et-Türkmânî", ba'dehû "Şihâbeddîn Ahmed er-Rûmî", ba'dehû 805'de "Mecdeddîn Müsâfir bin Artuk" müderris görülmüşdür.

818'de "İzzeddîn Hasan bin Emîr Ali" ve 824'de "Tâceddîn Ebu'l-Mekârim et-Tokâdî" ve ba'dehû "Bedreddîn Mahmûd el-Muslihî" ve ba'dehû "Rükneddîn Abdülkerîm el-Amâsî" bu medrese-i âliyeye müderris olarak iştihâr etmişlerdir. Ba'dehû 1098 târîhine kadar bu üslûb üzere pek çok fuzalâ müderris olup târîh-i mezkûrda [286] ulemâdan "eş-Şeyh Mahmûd Efendi" ve 1108'de Behisnî müftî-i sâbık "Hasan Efendi" müderris ve mütevellî olmuşdur.

1134'de tevliyeti mahdûmu "es-Seyyid Mehmed Efendi"ye kasr-ı yed edib 1150 Muharreminde vefâtıyla kibâr-ı ulemâdan "Hâfız Ahmed Efendi" müderris ve 1169'da mütevellî dahi olmuş ve 1176'da cihet-i tedrîsin nısfını ulemâdan "es-Seyyid Abdullah Efendi"ye ve 1185'de bu da "Mahmûd Efendi"ye kasr-ı yed edib 1210'da fevtiyle müftî-i esbak "Dizdârzâde es-Seyyid el-Hâc Hüseyin Efendi" ve senesinde bu da fevtiyle "es-Seyyid eş-Şeyh Mustafa Efendi" ve 1220'de kasr-ı yediyle mahdûmu "es-Seyyid Lütfullâh Efendi" hisse-i tedrîse mutasarrıf olduysa da 1266'da fevtiyle nısf-ı diğerine müderris olan ulemâdan "Malatyalı Sûfî Mehmed Ârif Efendi" müderris olmuşdur.

"Mûmâ-ileyh Hâfız Ahmed Efendi" tedrîsin nısf-ı diğerini 1189'da büyük oğlu "es-Seyyid Abdullah Efendi"ye tevliyetle beraber kasr-ı yed etmiş olup 1205'de tevliyeti ref'inden "el-Hâc Mahmûd Efendi"ye ve 1214'de fevtinden ders-i âm -ı meşhûr "el-Hâc İbrâhim Efendi"ye ve 1222'de fevtiyle ulemâdan "Taşköprülü Hâfız el-Hâc Abdullah Efendi"ye verilmiş ve 1226'da nısf-ı tedrîsi mahdûmu "Mehmed Ârif Efendi"ye ve tevliyeti de "el-Hâc İsmâ'îl bin Ahmed bin es-Seyyid Mehmed Efendi bin [287] el-Hâc Mahmûd Efendi" 1242’de kasr-ı yed ederek mûmâ-ileyh "Taşköprülüzâde Mehmed Ârif Efendi" müderris ve mütevellî olmuşdur.

Mûmâ-ileyh dahi sâlik-i tarîkat olduğundan 1246'da nısf-ı tedrîsi eniştesi "Malatyalı Sûfî Mehmed Ârif Efendi"ye ve tevliyeti de 1248'de "Keklikzâde es-Seyyid el-Hâc Ali Ağa bin Mustafa bin el-Hâc Ali Ağa"ya kasr-ı yed edib "Malatyalı Sûfî Mehmed Efendi" medrese-i mezbûreye müstakillen müderris olmuş ve 1277'de irtihâline binâ'en mahdûmu "Mehmed Hulûsî Efendi" ve bunun vefâtıyla "Gürcü el-Hâc Osmân Hilmî Efendi" ve bunun da vefâtıyla mahdûmu "Mehmed Efendi" müderris olmuşlardır.

13- "Hayriyye Medresesi": Gökmedrese Mahallesi’nde Yörgüç Paşa’nın vakıf hânı civârında yol üzerinde olup esbak Amasya mütesellimi dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından "Türedizâde el-Hâc Ali Ağa" tarafından 1210'da binâ ve Hayriyye nâmıyla tevsîm edilmiş ve "Yukarı Bakacak Medresesi" demekle meşhûr olmuşdur. Bu medrese ahşâb olup cesîm ve ortası iki taraflı bahçedir. Bânî-i mûmâ-ileyh üç dükkânını, iki kahvehânesini, bir bâğını bu medreseye vakf ve tahsîs etdiği hâlde el-yevm medrese mevcûd ve evkâfı mefkûddur.

Bu medreseye ibtidâ "Hasan Efendi" ve 1232'de vefâtıyla ders-i âm -ı meşhûr "Süleyman Efendi" ve 1237'de "Taşköprülü [288] Hâfız el-Hâc Abdullah Efendi" ve 1238'de kasr-ı yediyle dâmâdı "Malatyalı Sûfî Mehmed Ârif Efendi" ve 1246'da kasr-ı yedinden birâderi ders-i âm -ı meşhûr "Mahmûd Efendi" müderris ve 1273'de fevtiyle oğulları "Mustafa, İbrâhim, Ahmed" müştereken hisse-i tedrîse tasarruf ve amcaları îfâ-yı vekâlet etmekde iken amcalarının vefâtıyla evkâfı zâyi', medrese mu'attal olduğundan 1296'da "Acaralı Osmân Efendi" fahrî müderris olmuş idi.

14- "Dârü'l-Hadîs Medresesi": Pirinççi Mahallesi’nde dere kenârında "Hacı Hamza Efendi"nin câmii hizâsında olup kudâtdan "Seydî Alizâde el-Hâc Osmân Çelebi" tarafından 933'de dârü'l-hadîs olmak üzere binâ edilmişdir. Bu medrese, bidâyet-i hâlinde ahşâb olarak binâ edilmiş olup 1011 harîkında yanmış olduğundan bânî-i mûmâ-ileyhin hafîdesi "Ayşe Hâtun binti Ahmed Çelebi bin el-Hâc Osmân Çelebi" 1018'de müceddeden binâ ve tevliyeti mahdûmu "Şa'bân Ağa"ya ve evlâdına tahsîs ve emlâkini vakf ederek vakfiyesini de tevsî'an tanzîm etmişdir.

1098 ve ba'dehû 1143 harîklarında mükerreren yanmış ve 1100 ve 1151 senelerinde mükerreren ve müceddeden binâ edilmiş ise de akârât-ı mevkûfesi zâyi' olup "Hakala" nâhiyesinde bulunan mezra'a-i mevkûfesi vech-i ma'âş-ı müderrisîn olmakda idi. El-yevm muhtâc-ı ta'mîr bir hâlde mevcûddur. 1151'de son binâsında ilk [289] müderris olan "Ahmed Efendi" 1163'de vefâtıyla "Hâfız Hüseyin Efendi" müderris olduysa da 1168'de fevtiyle "Hüseyin Efendi" ve 1170'de ref'iyle "Hâfız Hüseyin Efendizâde Hâfız Ahmed Efendi" tedrîse mutasarrıf ve 1178'de kasr-ı yedinden ders-i âm-ı meşhûr "Fenârcızâde Evliyâ Halîl Efendi" ve 1201'de kasr-ı yedinden "Soruklu Hâfız Ali Efendi" müderris ve 1204'de ref'iyle "Şîrîn Ali Efendi" tedrîse mutasarrıf olduysa da 1208'de sâniyen "Hâfız Ali Efendi" ve 1221'de vefâtıyla mahdûmu "Hâfız Ahmed Efendi" ve 1227'de ref'iyle "Mehmed Râşid Efendi" ve 1231'de fevtiyle "Hâfız Osmân Fâzıl Efendi" ve 1253'de vefâtıyla ders-i âm -ı meşhûr "İnepazarlı es-Seyyid el-Hâc İsmâ'îl Hakkı Efendi" müderris olarak vefâtında oğulları "Mustafa, Mehmed Nûrî" Efendiler tedrîse müştereken mutasarrıf olmuşlardır.

15- "Dugrâkiye Medresesi": Mehmed Paşa Câmi-i şerîfi’nin şimâl-i garbîsinde yol üzerinde Yeşilırmak kenârında ve "İnekler Türbesi" ittisâlinde olup Amasya vâlîsi "Emîr Nûreddîn Tugrâk" tarafından 631'de mescid-i şerîf olmak üzere binâ edilmiş olduğu kapısı bâlâsında mahkûk olan şu ibâre-i Arabiyye'den anlaşılmakdadır:

أمر بعمارة هذا المسجد المبارك فى أيام الدولة السلطان المعظم شاهنشاه األعظم مالك رقاب األمم عالء الدنيا
والدين أبوالفتح كيقباد بن كيخسرو برهان أميرالمومنين حاجى طغرق أمير شكار سنة إحدى وثلثين وستماة¹⁸⁴

[290] Ba'dehû "Hızır Paşazâde Mehmed Paşa" bunun kurbunda büyük câmi-i şerîfini binâ eyledikde pek yakın olan bu mescid-i şerîfi 900'de medreseye tahvîl ve "Medrese-i Dugrâkiyye" nâmıyla tevsîm etmiş idi. 1098 târîhine kadar erba'în derecesinde olan ulemâ, medrese-i mezbûreye müderris olduğu hâlde 1099'da yandığından bir müddet arsa-i hâliye olarak kalmış ve 1111'de "Mehmed Paşa" mütevellîsi olan "Tâceddînzâde Ali Bey" tarafından müceddeden binâ ve nukûd ve arâzî vakf ve müderrisliğini ulemâdan "Ömer Efendi"ye i'tâ etmiş ve 1132'de vefâtıyla "Abdurrahmân Efendi" müderris olmuşdur.

Kayden "Dugrâkiye" ve şimdiye kadar elsine-i âmmede "Durâkiye" demekle meşhûr olan bu medresenin müderrisi "Abdurrahîm Efendi"nin kasr-ı yediyle 1136'da ulemâdan "Ali Efendi" ve 1147 evâ'ilinde vefâtıyla ulemâdan "İnallızâde es-Seyyid İbrâhim Efendi" ve 1183'de vefâtıyla mahdûmu "es-Seyyid Mehmed Efendi" ve 1192'de vefâtıyla ulemâdan "Hâfız Mustafa Efendi" müderris ve 1206'da vefâtıyla oğlu "Hâfız Ömer Efendi" ve 1212'de fevtiyle "İbrâhim Şâkir Efendi bin Halîl Efendi" mutasarrıf-ı tedrîs oldular ise de [291] 1220'de fevtiyle ulemâdan "el-Hâc Mahmûd Efendi" müderris olmuşdur.

1221'de bunun da kasr-ı yediyle ulemâdan "Ali Efendi" ve 1247'de kasr-ı yediyle mahdûmu "es-Seyyid Mehmed Efendi" ve 1267'de "es-Seyyid el-Hâc Hâfız Ahmed Efendi" Durâkiye müderrisi olduğu hâlde 1276'da vefât eyledikde oğlu "Hâfız Hasan Efendi" cihet-i tedrîse mutasarrıf olduğu esnâda medrese müşrif-i harâb olup 1296'da ırmağın tuğyânında tamâmiyle harâb ve evkâfı da zâyi' olmuş ve ba'dehû meşâhîr-i ulemâdan "Canikli Mehmed Efendi" 1308'de cem' eylediği i'ânât-ı nakdiye ile müceddeden binâsına himmet ve müderrisliğini fahriyen deruhde ederek ibrâz-ı hamiyyet etmişdir.

16- "Rahmâniye Medresesi": Savakça Mahallesi’nin şark tarafında dağ kenârında yüksek bir mevki'de olup "Abdurrahmân Erzincânî" hazretlerinin türbesi civârında dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından esbak Amasya mütesellimi "Hacı Feyzullâhzâde el-Hâc Abdurrahmân Ağa" tarafından 1206'da binâ edilmişdir. Amasya'da on beş sene kadar tahsîlde bulunan "Canikli Ali Efendi"nin ta'rîfine göre medrese-i mezbûre "Âhûr Önü" nâm mahallin kıble tarafında olup ahşâb olduğundan 1275 hudûduna doğru harâb ve şimdi yeri bile gâ'ib olmuşdur.

17- "Sarachâne Medresesi": Sarachâne Câmi-i şerîfi’nin [292] cihet-i garbiyyesinde bir dâ'ire-i mahsûsa olup şose yolu üzerinde Yeşilırmak kenârındadır. Erbâb-ı hayrâtdan ve "Hacıköy" kazâsı eşrâfından "Kızıklızâde el-Hâc Mahmûd Efendi" tarafından 1300'de ahşâb olarak binâ edilmişdir. Meşâyih-i ulemâdan "Gürcü el-Hâc Eyyûb Efendi" bu medreseye ilk müderris olmuş ve Amasya meb'ûs-ı fâzılı "Mehmed Ârif Efendi" hazretleri bu medreseden tefeyyüz etmişdir.

18- "Sultân Bâyezîd Medresesi": Sultân Bâyezîd Câmi-i şerîfi’nin cihet-i garbiyyesinde bir dâ'ire-i mahsûsa olup 891'de "Sultân Bâyezîd Hân-ı Sânî" hazretlerinin emriyle binâ ve ikmâl edildiği münâsebetle "Medrese-i Sultâniyye" demekle meşhûr olmuşdur. Bu medrese-i âliyenin şimâle nâzır olan kapısı ve etrâf-ı erba'ası sengîn, hucurâtı vâsi' ve metîn olup cenûbunda kapı hizâsında mükemmel bir dershânesi, ortasında bir şadırvanı, iki tarafında bahçesi, üç tarafında on dört hücresi ve şimâlinde üç aded mülâzım odası vardır.

Bu medrese-i âliyenin müderrisliği Amasya müftülerine meşrût olup 891'de Amasya müftülüğüne nasb olunan esbak şeyhülislâm "Amasyalı Cemâlîzâde Zenbîlî Ali Efendi" ilk müderris olmuş ve 1084 târîhine kadar bu şarta ri'âyet edilebilmiş ise de müftü "el-Hâc Hızır Efendi"nin irtihâlinde fetvâ emîni "Yahyâ Efendi" [293] Amasya müftüsü ve "Merzifonî Mustafa Efendizâde Iydî Bayrâm Efendi" Sultâniye müderrisi olarak tefrîk edilmişdir. Fakat 1033 târîhlerinden sonra birkaç def'a daha tefrîk olunmuş idi.

1099 vak'asında Sultâniye müderrisi olan "Iydî Efendi", "Trablusşâm" mollası oldukda "Şeyh Ya'kûbzâde el-Hâc Mustafa Efendi" ve 1107'de isti'fâsıyla fuzalâdan "Dâmâd el-Hâc Osmân Efendi" ve 1113'de kibâr-ı ulemâdan "Çorumlu Ahmed Efendi", ba'dehû "Mütevellîzâde Ahmed Efendi", ba'dehû meşâhîr-i fuzalâdan "Iydî Efendizâde Mustafa Âkif Efendi" müderris ve 1173'de vefâtıyla mahdûmu "İsmâ'îl Efendi" tedrîse mutasarrıf olduysa da 1191'de vefâtıyla fuzalâdan "es-Seyyid Osmân Efendi" ve 1221'de fuzalâdan "Fazlîzâde es-Seyyid Hâfız Ahmed Efendi" müderris ve bunun da bir sene sonra irtihâlinde "Âkifzâde Molla Iydî" tedrîse mutasarrıf olmuşdur.

1233'de pederi "es-Seyyid Abdurrahîm Efendi"nin irtihâline binâ'en ref' olunarak ulemâdan hattât-ı meşhûr "Kâtibzâde es-Seyyid Ahmed Kâmil Efendi" ve 1244'de irtihâliyle mahdûmu ulemâdan "el-Hâc Hâfız Mustafa Rif'at Efendi" Sultâniye müderrisi olmuş ve 1281'de Dersa'âdet'e gidip ikâmet ve 1305'de rıhlet eylediğine binâ'en vekâletinde bulunan ulemâdan "Arapkirli el-Hâc Osmân Efendi" kâ'ideten müderris olmuşdur. [294]

19- "Sungurlu Medresesi": Burma Minâre Câmi-i şerîfi’nin garb tarafında kâ'in sokak içinde Pervâne Bey Mahallesi’nde olup 1163'de Sungurlu kazâsı eşrâfından "Sungurzâde el-Hâc Mehmed Ağa" binâ ve müderrisliğini ulemâdan "Çorumlu el-Hâc Kara İsmâ'îl Hâtif Efendi"ye i'tâ etmişdir. Amasya'da, Tokat'da ve Sungurlu kazâsında müsakkafât-ı mevkûfesi var idi. Buna "Medrese-i Sunguriyye" dahi denir.

İlk müderris olan mûmâ-ileyh "Kara Müftü el-Hâc İsmâ'îl Efendi"nin 1198'de vefâtıyla mahdûmu "Hâfız Mehmed Efendi" ve 1230'da fevtiyle diğer mahdûmu esbak Amasya müftüsü "Mustafa Vâzıh Efendi" müderris olmuş ise de 1251'de vefâtıyla mahdûmu "Ni'met Efendi" tedrîse mutasarrıf olarak medrese harâb ve 1304 harîkında tamâmiyle mahv olmuş iken ulemâdan "Yumuk Osmânzâde Hacı Müsevvid Ahmed Şükrî Efendi" yalnız şimâl tarafını binâ ve cenûbunda kendisine bir dershâne ve hücre-i mahsûsa inşâ etmiş ve 1312'de vefâtına binâ'en mahdûmu "el-Hâc Hâfız Mehmed Tevfîk Efendi" makâm-ı pederi işgâl ve tedrîs ile iştigâl etmekde bulunmuşdur.

20- "Sofular Medresesi": Sofular Mahallesi’nde "Abdullah Paşa Câmi-i şerîfi"nin ittisâl-i garbîsinde olup "Dârü'l-Hadîs"in arkasındadır. Bu medresenin şimâlen karşısında bulunan dershânede meşâhîr-i [295] fuzalâ-yı asrdan "Köprülü Hacı Hâfız Mustafa Tevfîk Efendi" hazretlerinin talebesine bir mekân-ı tahsîl olmak üzere 1310'da eşrâf-ı memleketden ve fâzıl-ı müşârün-ileyhin muhlislerinden "Cünûnzâde el-Hâc Mustafa Ağa" tarafından binâ edilmişdir. Bu medrese ahşâbdan olup ağa-yı mûmâ-ileyh tarafından idâre edilmekdedir. Bu "Abdullah Paşa Câmi-i şerîfi"nin önü "Dârü'l-Hadîs", sağ tarafı medrese, sol tarafı dahi vaktiyle "Dârü'l-Kurrâ" ve karşısı dershâne-i fuzalâ olduğu münâsebetle gâyet feyznâk bir mahal olduğunu isbât ediyor. Medrese-i mezbûrenin ilk müderrisi müşârün-ileyh "Hacı Hâfız Efendi" hazretleridir.

21- "Torumtay Medresesi": Gök Medrese Mahallesi’nin müntehâ-yı garbîsinde Torumtay Türbesi’nin kıble tarafında kâ'in câmi-i şerîfinin içinde olup 665'de Amasya vâlîsi beylerbeyi "Seyfeddîn Torumtay" tarafından binâ edilmişdir. Bu medrese câmi-i şerîfin büyük kapısının iç tarafında kâ'in boşluğun şimâl ve garb taraflarında görülen ufak ve sengîn hucurât-ı adîdeden ibâretdir. Dershânesi şark tarafında müseddes şeklinde vâsi', üstü açık, manzara-i hâriciyyesi dil-firîb, açık yâkût gibi yeşil taşlar ile müzeyyen olduğu münâsebetle "Gök Medrese" demekle meşhûr olduğu vakfiyesinde münderic ve mahalleye alem-i mahsûs [296] olmuşdur. Bu dershâne, mu'ahharan vâkıf-ı müşârün-ileyhin evlâdına türbe-i mahsûsa olarak mevcûddur.

Bu medrese-i âliyeye hakîm-i asr olan "Gıyâseddîn Mahmûd Garmînî" ilk müderris olarak, ba'dehû "Ziyâ'eddîn Îsâ el-Hakkârî", "Şemseddîn Ahmed-i Verdî", "Nasreddîn Mehmed bin Gıyâs-ı Garmînî", "Şemseddîn Mehmed bin el-Hallâtî", "Zeyneddîn Ya'kûb Ez-Ziyârî", "Şerefeddîn Mehmed-i Erzincânî", "Bedreddîn Doğân-ı Türkmânî", "Muhyiddîn Yahyâ" gibi fuzalâ 800 târîhine kadar müderris olmuşlardır.

Beyne'l-ulemâ buna "Medrese-i Seyfiyye" dahi denir. 817'de "Bedreddîn İsrâ'îl-i Rûmî" bu "Seyfiyye müderrisi görülmüş, ba'dehû "Cemâleddîn İshâk", "eş-Şeyh Muhyiddîn Mehmed-i Çorûmî" gibi fuhûl-ı ulemâ müderris olarak tertîb-i medârisde hamsîn i'tibâr edilmiş ve 1027'de buk'a i'tibârıyla "eş-Şeyh Alâ'eddîn Efendi" şeyh olup 1031'de vefâtıyla mahdûmu "eş-Şeyh Ahmed Şemseddîn Efendi" şeyh olduysa da 1032'de şart-ı vâkıf vechile medrese i'tibâr olunarak ulemâdan "Ahmed Efendi" müderris olmuş ve ba'dehû silsile-i ulemâya tâbi' olarak tevcîhi icrâ edilmiş ve 1098 'de "Hacı Efendizâde el-Hâc Ömer Efendi" müderris olup mükerreren "Hasan Efendi" ile azl ü nasb olunmuşdur.

1115'de "Ömer Efendi" mahlûlundan "Halîl Efendi" 1137'de vefâtıyla meşâhîr-i muhaddisînden "Hıfzîzâde el-Hâc Hâfız Osmân Fâ'ik [297] Efendi" ve 1151'de vefâtıyla meşâhîr-i ulemâdan zâhid-i meşhûr "Akdâğî eş-Şeyh Mustafa Efendi" ve 1158'de terk-i tedrîs edib ulemâdan "Abdullah Efendi" ve 1164'de fevtiyle nısfına "Mustafa Efendi" ve nısf-ı diğerine "Kara İbrâhim Efendi" müderris olmuşlardır.

1174'de "Mustafa Efendi"nin vefâtıyla "Karamânî Ahmed Efendi" ve 1176'da kasr-ı yediyle "el-Hâc Osmân Fâ'ik Efendizâde es-Seyyid el-Hâc Abdülganî Efendi", ba'dehû mahdûmu "Molla Osmân" ve ba'dehû bunun mahdûmu "Molla Ali" Efendiler nısf-ı tedrîse mutasarrıf olmuşlar ise de 1237'de kasr-ı yediyle ulemâdan "İnepazarlı Hâfız es-Seyyid Abdullah Şâkir Efendi" ve 1248'de fevtiyle mahdûmu "Abdullah Efendi" ve 1266'da bunun da fevtiyle amcası "İnepazarlı es-Seyyid el-Hâc İsmâ'îl Hakkı Efendi" müderris ve 1273'de vefâtıyla oğulları "Mustafa, Mehmed Nûrî" Efendiler nısf-ı tedrîse mutasarrıf olmuşlardır.

1173'de "Kara İbrâhim Efendi"nin vefâtıyla ulemâdan "es-Seyyid İbrâhim Efendi" ve 1178'de vefâtıyla fuzalâdan "el-Hâc Hüseyin Efendi" ve 1192'de vefâtıyla ulemâdan "el-Hâc Osmân Efendi" ve 1218'de "Taşköprülü Hâfız el-Hâc Abdullah Efendi", ba'dehû mahdûmu "eş-Şeyh Mehmed Ârif Efendi" ve 1281'de vefâtıyla ulemâdan "Hasan Efendi", ba'dehû "Ali Kayazâde Mustafa Efendi" [298] müderris olduğu hâlde vefâtıyla oğulları "Mehmed Sa'îd, Hüseyin Kemâlî, Ahmed Niyâzî" Efendiler diğer nısf-ı tedrîse tasarruf etmişlerdir.

22- "Tayyâr Paşa Medresesi": Meydân Köprüsü’nün şimâl-i garbîsinde Ehlî Hâtun Tekkesi yerinde ve türbesi ittisâlinde olup "Canikli Hacı Ali Paşazâde Tayyâr Mahmûd Paşa" tarafından 1218'de binâ ve evkâfı tanzîm edilmişdir. Bu medrese ahşâb olup Yeşilırmak kenârında mükemmel bahçesi vardır. "Meydân Köprü Medresesi" de denir. 1288'de harâb olduğunu gören "Şirvânîzâde Mehmed Rüşdî Paşa" tecdîden ta'mîr etdirmişdir. Bu medreseye ibtidâ fuhûl-i ulemâdan "Payaslı el-Hâc Mehmed Efendi" müderris olup 1225'de vefâtıyla kibâr-ı ulemâdan "es-Seyyid Mehmed Tâhir Efendi" ve 1233'de "es-Seyyid el-Hâc Abdullah Efendi" müderris ve 1242'de fevtiyle oğulları "Mehmed Ârif, Mustafa" Efendiler ile "Fazlîzâde es-Seyyid Abdüsselâm Efendi" müştereken vazîfe-i tedrîse mutasarrıf oldular ise de 1246'da ref'lerinden ulemâdan "Yenicelizâde es-Seyyid Mehmed Efendi" ve 1248'de fevtiyle "es-Seyyid Mustafa Efendi" ve 1257'de fevtiyle kibâr-ı ulemâdan "Hoca Hâfız Mehmed Efendi" müderris ve 1275'de fevtiyle oğulları "Ömer Vehbî, Hasan Sıdkî" Efendiler müştereken vazîfe-i tedrîse mutasarrıf olup evkâfı zâyi' ve medrese de harâb [299] olmuş iken 1313'de ders-i âm "Gürcî Mehmed Efendi" tecdîde kıyâm ve fevkalâde ikdâm ederek i'ânât ile itmâm etmiş ve fahrî müderris olmuşdur.

23- "Abdullah Paşa Medresesi": Sofular Mahallesi’nde paşa-yı müşârün-ileyhin câmii avlusunda olup, 890'da "Dârü'l-Hadîs" olmak üzere "Abdullah Paşa" tarafından binâ ve mahdûmu "Abdî Bey" tarafından vakfiyesi 907'de tanzîm edilmişdir. Bu Dârü'l-Hadîs, câmi-i şerîfin iç kapısı önünde kâ'in boşluğun iki tarafında ikişer odadan ibâret olup boşluğun üzeri dahi büyük bir kubbe ile mestûrdur. Bu Dârü'l-Hadîs'in odaları ufak ve dershânesi câmi-i şerîfdir.

"Şermîzâde Takiyyeddîn Osmân Efendi" ve müderris-i meşhûr "Abdî Efendi" gibi fuzalâ bu Dârü'l-Hadîs'e muhaddis olup tertîb-i medârisde hamsîn râddesinde i'tibâr edilmişdir. 1098'de "Mahmûd Efendi" ve 1101'de "Hâfız Ömer Efendi" ve 1124'de vefâtıyla mahdûmu "Hâfız Abdullah Efendi" ve 1136'da ref'iyle ders-i âm -ı meşhûr "Diyârbekirli İsmâ'îl Efendi" ve 1142'de ders-i âm "Ortaköylü es-Seyyid Abdülvehhâb Efendi" ve 1145'de fevtiyle "Osmân Efendi" ve 1147'de "Ahmed Efendi" ve 1169'da vefâtıyla "eş-Şeyh Mustafa Efendi" ve 1177'de şeyhü'l-kurrâ "Hâfız Osmân Efendi" ve 1179'da vefâtıyla "Osmân Efendi" [300] ve 1204'de "es-Seyyid Hâfız Osmân Efendi" ve 1228'de "es-Seyyid Mehmed Efendi" müderris ve 1246'da vefâtıyla mahdûmu "es-Seyyid Ebûbekir Efendi" tedrîse mutasarrıf ve 1290'da fevtiyle "Mar'aşlı İbrâhim Efendi" müderris olmuşlardır.

24- "Osmâniye Medresesi": İçeri Şehir’de "Karatay Mahallesi"nde "Hacı Mahmûd Çelebi Tekkesi" ittisâlinde olup 1149'da Büyük Ağa müderrisi kibâr-ı ulemâdan "Ayıntâbî el-Hâc Kara Osmân Efendi" tarafından binâ ve evkâfı tanzîm edilmişdir. Bu zâtın binâ eylediği yalnız dershâne-i kebîr olup ittisâlinde bulunan "Hacı Mahmûd Çelebi Tekkesi"nde birkaç oda ilâve etmiş ve ba'dehû tekke tamâmiyle medrese i'tibâr olunarak "Osmân Efendi Medresesi", "Osmâniye Medresesi" demekle beyne'l-ulemâ ma'rûf ve ba'dehû elsine-i âmmede "Tekke Medresesi" demekle meşhûr olmuşdur. Evkâfı birkaç dükkân ve hâne ve bâğdan ibâret olup şimdi cümlesi zâyi' olmuşdur.

İbtidâ mûmâ-ileyh "Osmân Efendi"nin tilmîzi "Ömer Efendi" ve 1183'de vefâtıyla mahdûmu "Hâfız Mustafa Efendi" ve 1206'da vefâtıyla mahdûmu "es-Seyyid Hâfız Ömer Efendi" ve 1218'de vefâtıyla "es-Seyyid Mustafa Efendi" ve 1247'de vefâtıyla oğlu "es-Seyyid Ahmed Rif'at Efendi" tedrîse mutasarrıf olduğundan bir müddet mu'attal kalmış ve ba'dehû tekke meşîhatinde bulunan müftü "Caniklizâde el-Hâc Mehmed Hilmî Efendi" medreseyi uyandırmışdır. [301]

25- "Fâtımiye Medresesi": Gümüşlüzâde Câmi-i şerîfi’nin cenûb-ı şarkî tarafında Gümüşlüoğlu Tekkesi yerinde olup "Sultân Mahmûd Hân-ı Evvel" hazretlerinin saraylılarından "Amasyalı Fâtıma Hâtun"¹⁸⁵ tarafından 1153'de binâ ve evkâfı 1158'de tanzîm edilmişdir. Bu medrese-i âliye ahşâb olarak binâ edilmiş olup sultân-ı müşârün-ileyhin temlîki üzerine "Sarı Alan" ve "Ortaköy" mâlikânelerini vakf ve evvelkinden on iki bin ve ikinciden sekiz bin kuruş ifrâz ve senevî dört bin kuruş mütevellîye ve beş bin kuruş müderrise ve iki bin kuruş câbîye ve dört bin kuruş medresenin mahrûkât ve tenvîrât ve ta'mîrâtına ve bakiyyesini de Dersa'âdet'de "Atîk Ali Paşa Câmii" imâm ve mü'ezzinlerine tahsîs etmişdir.

"Medrese-i Hâtuniye", "Medrese-i Fâtımiye" ve "Gümüşlü Medresesi" nâmıyla meşhûr olan bu medresenin müderrisliğine ibtidâ bu tekkenin son şeyhi, türbedâr-ı hazret-i pîr olan ulemâdan "eş-Şeyh İsmâ'îl Efendi" ve 1179'da ulemâdan "Ömer Efendi" ve 1192'de "es-Seyyid Ali Efendi" ve 1195'de "es-Seyyid Zeynü'l-Âbidîn Efendi" ve 1212'de "Tavilli el-Hâc Hasan [302] Efendi" ve 1214'de "Nîksârlı İsmâ'îl Efendi" ve 1228'de mahdûmu ders-i âm "Ali Efendi" müderris olduysa da bakılamadığından 1280 târîhine doğru medrese harâb olmuşdur.

26- "Feyziye Medresesi": Gök Medrese Mahallesi’nde Yörgüç Paşa’nın vakıf hânı sırasında şose yolu üzerinde ve Hayriye Medresesi’nin mukâbilinde olup esbak Anadolu kazaskeri "Amasyalı İbrâhim Efendi" tarafından oğlu "es-Seyyid Feyzullâh Efendi" nâmına binâ ve 1151'de ikmâl ve evkâfı tanzîm edilmişdir. Bu medrese ahşâbdan olup şimâl ve cenûb taraflarında hucurâtı ve garb tarafında dershâneyi hâvî idi. İbtidâ-yı binâsında gâyet mükemmel iken 1207 harîkında yandığından 1208'de "Amasyalı Şerîf Ahmed Efendi" tarafından binâ ve 1209'da ikinci vakfiyesi tertîb edilmiş ve mürûr-ı zamân ile tekrâr müşrif-i harâb olduğunu gören "Şirvânîzâde Mehmed Rüşdî Paşa" 1288'de üçüncü def'a olarak müceddeden binâ etmişdir.

Bu medresenin evkâfı Amasya'da sekiz dükkân ve iki hâne olup altısı "İbrâhim Efendi" ve ikisi de hâne ile beraber "Şerîf Ahmed Efendi" tarafından vakf edilmiş idi. Bunların cümlesi de zâyi' olduğundan medrese harâb olmuşdur. Bu medreseye ibtidâ sadr-ı müşârün-ileyhin akrabâsından "el-Hâc Mahmûd Efendi" ve ba'dehû mahdûmu "Şerîf Ahmed Efendi" ve 1210'da vefâtıyla ulemâdan [303] "Hüseyin Efendi" ve 1223'de vefâtıyla "Canikli el-Hâc Mehmed Efendi" ve 1249'da ulemâdan "Mengülcüzâde es-Seyyid Yahyâ Efendi" ve 1265'de vefâtıyla mahdûmu "es-Seyyid İbrâhim Efendi" müderris olmuşlardır.

Dipnotlar

  • 183 Bu mübârek medresenin yapımını büyük ve mücâhid emîr, dîn ü devlet adına mücâdele eden Halife b. Tuli 632 yılında emir buyurmuştur. (Ed.)
  • 184 Tercümesi yukarda geçmişti. (Ed.)
  • 185 Meşâhîr-i züamâdan "Amasyalı Hindîzâde el-Hâc Ahmed Ağa"nın zevcesi olduğu münâsebetle tevliyeti bunun evlâd-ı zükûruna tahsîs etmişdir.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

"Bu mübarek medresenin yapılmasını büyük ve cihat eden emir, devletin ve dinin mübarizi Halife b. Tuli, altı yüz otuz iki yılı tarihinde emretti." Bu anlamdaki Arapça yazı son derece güç okunmaktadır; sıradan ve karışık bir yazıyla yazılmıştır.

Ne var ki vakfiyesinde, adı geçen emir Amasya valisiyken 622'de [1225] yapıldığı kayıtlı olan bu medresenin, kazınmış bu tarihe göre 632'de [1234-35] yapıldığı anlaşılıyorsa da, tarihin, bulunan şer'î belgelerin gösterdiği duruma ve "Dugrakiye Medresesi"nin kapısı üstünde kazılı kaydın açıklığına göre, adı geçen emir "Halife Alp" 632'de Amasya valisi değil, Gürcistan başkomutanıydı. Bu tarihte Amasya valisi "Emir Nureddin Tugrak", kadı da "Bedreddin İbrahim bin Halil el-Kımârî" idi; 622'de ise Amasya valisi "Emir Mübârizeddin Halife", kadısı da "Takiyyeddin Osman bin Ali" idi. Vakfiyenin bu kadı "Takiyyeddin Osman" tarafından düzenlendiği imzasından bilindiğinden, söz konusu taşın oraya medresenin yapılışından on yıl sonra konduğu anlaşılmaktadır. Bu medresenin vaktiyle taştan ve kâgir yapıldığını cephesi ve kuzey tarafındaki temeli göstermektedir. Sonradan depremlerin ve sarsıntıların çokluğu onu yıkmış, mütevellileri defalarca onararak iyi korumuşlardır. 1011 [1602-03] yangınında ve ardından 1057 [1647] depreminde çok kötü zarar gördüğünden müderris "Hasan Efendi" eliyle ahşap olarak yapılmış, yine defalarca onarıma muhtaç olduğundan onarılmış ve en son eski Amasya müftüsü "Gürcü Hacı Osman Hilmi Efendi" 1305'te [1887-88] yeniletmiştir.

Bu medresenin ilk müderrisi şehit kadı "Bedreddin İbrahim el-Kımârî"dir. Ondan sonra "Celâleddin Abdülvehhab bin Yusuf et-Tebrîzî", sonra 647'de [1249-50] "Sadreddin Mehmed bin Hızır et-Türkmânî", sonra "Necîbeddin Musa el-Halâtî", sonra 698'de [1298-99] "Hacı Mecdeddin İsa es-Sulgârî", sonra "Mecdeddin Ömer bin el-Hakkârî", sonra "Şemseddin Mahmud en-Nahcıvânî", sonra 768'de [1366-67] "müftü's-sekaleyn" (insanların ve cinlerin müftüsü) unvanlı "Nizâmeddin Abdülmelik", sonra "Fahreddin Osman et-Türkmânî", sonra "Şihâbeddin Ahmed er-Rûmî", sonra 805'te [1402-03] "Mecdeddin Müsafir bin Artuk" müderris olarak görülmüştür.

818'de [1415-16] "İzzeddin Hasan bin Emir Ali", 824'te [1421] "Tâceddin Ebu'l-Mekârim et-Tokâdî", sonra "Bedreddin Mahmud el-Muslihî", sonra "Rükneddin Abdülkerim el-Amâsî" bu yüce medresede müderris olarak ün yapmışlardır. Sonra 1098 [1686-87] tarihine kadar bu üslupla çok sayıda fazıl müderris olmuş; bu tarihte âlimlerden "Şeyh Mahmud Efendi" ve 1108'de [1696-97] Behisnî eski müftü "Hasan Efendi" müderris ve mütevelli olmuştur.

1134'te [1721-22] mütevelliliği oğlu "Seyyid Mehmed Efendi"nin elinden çektirip 1150 Muharrem'inde [1737] ölümüyle âlimlerin büyüklerinden "Hâfız Ahmed Efendi" müderris, 1169'da [1755-56] mütevelli de olmuş; 1176'da [1762-63] öğretim görevinin yarısını âlimlerden "Seyyid Abdullah Efendi"nin, 1185'te [1771-72] de bunun "Mahmud Efendi"nin elinden çektirilmesiyle, 1210'daki [1795-96] ölümüyle eski müftü "Dizdarzade Seyyid Hacı Hüseyin Efendi", aynı yıl bunun da ölümüyle "Seyyid Şeyh Mustafa Efendi" ve 1220'de [1805-06] elini çekmesiyle oğlu "Seyyid Lütfullah Efendi" öğretim payını tasarruf etmişse de 1266'daki [1849-50] ölümüyle öbür yarısına müderris olan âlimlerden "Malatyalı Sûfî Mehmed Ârif Efendi" müderris olmuştur.

"Adı geçen Hâfız Ahmed Efendi" öğretimin öbür yarısını 1189'da [1775-76] büyük oğlu "Seyyid Abdullah Efendi"ye mütevellilikle birlikte devretmişti; 1205'te [1790-91] mütevelliliğin kaldırılmasıyla "Hacı Mahmud Efendi"ye, 1214'teki [1799-1800] ölümüyle ders-i âmların (genel ders vermeye yetkili hocaların) ünlüsü "Hacı İbrahim Efendi"ye ve 1222'deki [1807] ölümüyle âlimlerden "Taşköprülü Hâfız Hacı Abdullah Efendi"ye verilmiş; 1226'da [1811] öğretim yarısı oğlu "Mehmed Ârif Efendi"ye, mütevelliliği de "Hacı İsmail bin Ahmed bin Seyyid Mehmed Efendi bin Hacı Mahmud Efendi" 1242'de [1826-27] elini çekerek, adı geçen "Taşköprülüzade Mehmed Ârif Efendi" müderris ve mütevelli olmuştur.

Adı geçen zat tarikat yolunun yolcusu olduğundan 1246'da [1830-31] öğretim yarısını eniştesi "Malatyalı Sûfî Mehmed Ârif Efendi"ye, mütevelliliği de 1248'de [1832-33] "Keklikzade Seyyid Hacı Ali Ağa bin Mustafa bin Hacı Ali Ağa"ya devredip bırakmış; "Malatyalı Sûfî Mehmed Efendi" medreseye tek başına müderris olmuş ve 1277'deki [1860-61] ölümü üzerine oğlu "Mehmed Hulûsî Efendi", onun ölümüyle "Gürcü Hacı Osman Hilmi Efendi" ve bunun da ölümüyle oğlu "Mehmed Efendi" müderris olmuşlardır.

13. "Hayriye Medresesi": Gökmedrese Mahallesi'nde, Yörgüç Paşa'nın vakıf hanının yakınında, yol üzerindedir. Eski Amasya mütesellimi, saray kapıcıbaşılarından "Türedizade Hacı Ali Ağa" tarafından 1210'da [1795-96] yaptırılmış, Hayriye adıyla anılmış ve "Yukarı Bakacak Medresesi" diye ünlenmiştir. Bu medrese ahşaptır, büyüktür, ortası iki taraflı bahçedir. Kurucu üç dükkânını, iki kahvehanesini ve bir bağını bu medreseye vakfedip ayırmıştı; bugün medrese durmaktadır, vakıfları ise kaybolmuştur.

Bu medresede önce "Hasan Efendi", 1232'de [1816-17] ölümüyle ders-i âmların ünlüsü "Süleyman Efendi", 1237'de [1821-22] "Taşköprülü Hâfız Hacı Abdullah Efendi", 1238'de elini çekmesiyle damadı "Malatyalı Sûfî Mehmed Ârif Efendi" ve 1246'da onun elini çekmesiyle kardeşi, ders-i âmların ünlüsü "Mahmud Efendi" müderris olmuş; 1273'te [1856-57] ölümüyle oğulları "Mustafa, İbrahim, Ahmed" öğretim payını ortak tasarruf etmiş, amcaları vekâlet görevini yürütürken amcalarının ölümüyle vakıfları kaybolmuş, medrese işlemez hâle gelmiştir. 1296'da [1878-79] "Acaralı Osman Efendi" fahrî müderris olmuştu.

14. "Dârülhadis Medresesi": Pirinççi Mahallesi'nde, dere kenarında, "Hacı Hamza Efendi"nin camisinin hizasındadır. Kadılardan "Seydî Alizade Hacı Osman Çelebi" tarafından 933'te [1526-27] dârülhadis olmak üzere yaptırılmıştır. Bu medrese ilk yapıldığında ahşaptı; 1011 [1602-03] yangınında yandığından kurucunun torunu "Ayşe Hatun binti Ahmed Çelebi bin Hacı Osman Çelebi" 1018'de [1609-10] yeniden yaptırmış, mütevelliliği oğlu "Şaban Ağa"ya ve onun çocuklarına ayırmış, mülklerini vakfedip vakfiyesini de genişçe düzenlemiştir.

1098 ve ardından 1143 [1730-31] yangınlarında defalarca yanmış, 1100 ve 1151 [1738-39] yıllarında defalarca yeniden yapılmışsa da vakfedilen gelirleri kaybolmuş, "Hakala" nahiyesindeki vakıf mezraası müderrislerin geçim kaynağı olmuştur. Bugün onarıma muhtaç bir hâlde durmaktadır. 1151'deki son yapılışında ilk müderris olan "Ahmed Efendi"nin 1163'teki [1750] ölümüyle "Hâfız Hüseyin Efendi" müderris olmuş, ama 1168'deki ölümüyle "Hüseyin Efendi" ve 1170'te görevden alınmasıyla "Hâfız Hüseyin Efendizade Hâfız Ahmed Efendi" öğretimi tasarruf etmiş; 1178'de elini çekmesiyle ders-i âmların ünlüsü "Fenarcızade Evliya Halil Efendi", 1201'de elini çekmesiyle "Soruklu Hâfız Ali Efendi" müderris, 1204'te görevden alınmasıyla "Şîrîn Ali Efendi" öğretimi tasarruf etmişse de 1208'de ikinci kez "Hâfız Ali Efendi" ve 1221'deki ölümüyle oğlu "Hâfız Ahmed Efendi", 1227'de görevden alınmasıyla "Mehmed Râşid Efendi", 1231'de ölümüyle "Hâfız Osman Fâzıl Efendi" ve 1253'te [1837-38] ölümüyle ders-i âmların ünlüsü "İnepazarlı Seyyid Hacı İsmail Hakkı Efendi" müderris olmuş, ölümünde oğulları "Mustafa, Mehmed Nurî" Efendiler öğretimi ortak tasarruf etmişlerdir.

15. "Dugrakiye Medresesi": Mehmed Paşa Camii'nin kuzeybatısında, yol üzerinde, Yeşilırmak kıyısında ve "İnekler Türbesi"nin bitişiğindedir. Amasya valisi "Emir Nureddin Tugrak" tarafından 631'de [1233-34] mescit olarak yaptırıldığı, kapısının üstünde kazılı olan şu Arapça yazıdan anlaşılmaktadır:

Bu mübarek mescidin yapılmasını, büyük sultanın, şahların şahının, ulusların boyunduruğunun sahibinin, dünya ve dinin Alâeddin'i Ebu'l-Feth Keykubad bin Keyhusrev'in, müminlerin emirinin delilinin devrinde, av emiri Hacı Tuğrak, altı yüz otuz bir yılında emretti.
(Arapça yazıtın anlamı)

Sonra "Hızır Paşazade Mehmed Paşa" bunun yakınında büyük camisini yaptırınca, çok yakın olan bu mescidi 900'de [1494-95] medreseye çevirmiş ve "Dugrakiye Medresesi" adını vermişti. 1098 [1686-87] tarihine kadar kırk derecesinde bulunan âlimler bu medresede müderris olmuşken 1099'da [1687-88] yandığından bir süre boş arsa olarak kalmış, 1111'de [1699-1700] "Mehmed Paşa"nın mütevellisi "Tâceddinzade Ali Bey" tarafından yeniden yaptırılmış, nakit ve arazi vakfedilip müderrisliği âlimlerden "Ömer Efendi"ye verilmiş; 1132'deki [1719-20] ölümüyle "Abdurrahman Efendi" müderris olmuştur.

Yazıda "Dugrakiye" diye geçen, halk dilinde bugüne kadar "Durakiye" diye anılan bu medresenin müderrisi "Abdurrahim Efendi"nin elini çekmesiyle 1136'da [1723-24] âlimlerden "Ali Efendi", 1147 başında [1734] ölümüyle âlimlerden "İnallızade Seyyid İbrahim Efendi", 1183'teki [1769-70] ölümüyle oğlu "Seyyid Mehmed Efendi" ve 1192'deki [1778] ölümüyle âlimlerden "Hâfız Mustafa Efendi" müderris, 1206'daki [1791-92] ölümüyle oğlu "Hâfız Ömer Efendi" ve 1212'de [1797-98] ölümüyle "Halil Efendi oğlu İbrahim Şâkir Efendi" öğretimi tasarruf etmişlerse de 1220'de [1805-06] ölümüyle âlimlerden "Hacı Mahmud Efendi" müderris olmuştur.

1221'de bunun da elini çekmesiyle âlimlerden "Ali Efendi", 1247'de [1831-32] elini çekmesiyle oğlu "Seyyid Mehmed Efendi" ve 1267'de [1850-51] "Seyyid Hacı Hâfız Ahmed Efendi" Durakiye müderrisi olmuş; 1276'da [1859-60] öldüğünde oğlu "Hâfız Hasan Efendi" öğretim görevini tasarruf ederken medrese yıkılmaya yüz tutmuş, 1296'da [1878-79] ırmağın taşmasıyla tamamen harap olmuş ve vakıfları da kaybolmuştur. Sonra ünlü âlimlerden "Canikli Mehmed Efendi" 1308'de [1890-91] topladığı nakdî yardımlarla yeniden yapımına gayret etmiş ve müderrisliği fahrî olarak üstlenerek bir gayret örneği göstermiştir.

16. "Rahmaniye Medresesi": Savakça Mahallesi'nin doğusunda, dağ kenarında, yüksek bir yerdedir; "Abdurrahman Erzincânî"nin türbesinin yakınında, saray kapıcıbaşılarından, eski Amasya mütesellimi "Hacı Feyzullahzade Hacı Abdurrahman Ağa" tarafından 1206'da [1791-92] yaptırılmıştır. Amasya'da on beş yıl kadar öğrenim görmüş olan "Canikli Ali Efendi"nin tarifine göre adı geçen medrese "Ahır Önü" denen yerin kıble yanında olup ahşap olduğundan 1275 [1858-59] dolaylarına doğru harap olmuş, şimdi yeri bile kaybolmuştur.

17. "Saraçhane Medresesi": Saraçhane Camii'nin batı yanında, kendine özgü bir yapı grubu içinde, şose yolu üzerinde, Yeşilırmak kıyısındadır. Hayır sahiplerinden ve "Hacıköy" kazası eşrafından "Kızıklızade Hacı Mahmud Efendi" tarafından 1300'de [1882-83] ahşap olarak yaptırılmıştır. Âlimlerin ileri gelenlerinden "Gürcü Hacı Eyyub Efendi" bu medresenin ilk müderrisi olmuş ve Amasya'nın fazıl milletvekili "Mehmed Ârif Efendi" bu medreseden feyiz almıştır.

18. "Sultan Bayezid Medresesi": Sultan Bayezid Camii'nin batı yanında, kendine özgü bir yapı grubudur. 891'de [1486] Sultan II. Bayezid Han'ın emriyle yapılıp tamamlandığı için "Sultaniye Medresesi" diye ünlenmiştir. Bu yüce medresenin kuzeye bakan kapısı ve dört bir yanı taştır; odaları geniş ve sağlamdır. Güneyinde kapı hizasında mükemmel bir dershanesi, ortasında bir şadırvanı, iki yanında bahçesi, üç yanında on dört odası ve kuzeyinde üç mülâzım odası vardır.

Bu yüce medresenin müderrisliği Amasya müftülerine şart koşulmuştur. 891'de Amasya müftülüğüne atanan eski şeyhülislâm "Amasyalı Cemâlîzade Zenbilli Ali Efendi" ilk müderris olmuştur. 1084 [1673-74] tarihine kadar bu şarta uyulabilmiş; müftü "Hacı Hızır Efendi"nin ölümünde fetva emini "Yahya Efendi" Amasya müftüsü, "Merzifonlu Mustafa Efendizade Iydî Bayram Efendi" de Sultaniye müderrisi olarak birbirinden ayrılmıştır. Fakat 1033 [1623-24] tarihlerinden sonra birkaç kez daha ayrılmıştı.

1099 olayında Sultaniye müderrisi olan "Iydî Efendi", Trablusşam kadısı olunca "Şeyh Yakubzade Hacı Mustafa Efendi"; 1107'de [1695-96] onun istifasıyla fazıllardan "Damat Hacı Osman Efendi"; 1113'te [1701-02] âlimlerin büyüklerinden "Çorumlu Ahmed Efendi", sonra "Mütevellizade Ahmed Efendi", sonra fazılların ünlülerinden "Iydî Efendizade Mustafa Âkif Efendi" müderris olmuş; 1173'teki [1759-60] ölümüyle oğlu "İsmail Efendi" öğretimi tasarruf etmişse de 1191'deki [1777-78] ölümüyle fazıllardan "Seyyid Osman Efendi" ve 1221'de [1806-07] fazıllardan "Fazlîzade Seyyid Hâfız Ahmed Efendi" müderris olmuş, bunun da bir yıl sonraki ölümüyle "Âkifzade Molla Iydî" öğretimi tasarruf etmiştir.

1233'te [1817-18] babası "Seyyid Abdurrahim Efendi"nin ölümü üzerine görevden alınarak âlimlerden ünlü hattat "Kâtibzade Seyyid Ahmed Kâmil Efendi", 1244'teki [1828-29] ölümüyle oğlu âlimlerden "Hacı Hâfız Mustafa Rıfat Efendi" Sultaniye müderrisi olmuş, 1281'de [1864-65] İstanbul'a gidip orada oturmuş ve 1305'te [1887-88] göçmüştür. Bu nedenle vekâletinde bulunan âlimlerden "Arapkirli Hacı Osman Efendi" usulüne uygun olarak müderris olmuştur.

19. "Sungurlu Medresesi": Burma Minare Camii'nin batısında, sokak içinde, Pervane Bey Mahallesi'ndedir. 1163'te [1750] Sungurlu kazası eşrafından "Sungurzade Hacı Mehmed Ağa" yaptırmış ve müderrisliğini âlimlerden "Çorumlu Hacı Kara İsmail Hâtif Efendi"ye vermiştir. Amasya'da, Tokat'ta ve Sungurlu kazasında vakfedilmiş gelir getiren yapıları vardı. Buna "Sunguriye Medresesi" de denir.

İlk müderris olan adı geçen "Kara Müftü Hacı İsmail Efendi"nin 1198'deki [1784] ölümüyle oğlu "Hâfız Mehmed Efendi", 1230'daki [1814-15] ölümüyle öbür oğlu eski Amasya müftüsü "Mustafa Vâzıh Efendi" müderris olmuştur; 1251'deki [1835-36] ölümüyle oğlu "Nimet Efendi" öğretimi tasarruf ederken medrese harap olmuş ve 1304 [1886-87] yangınında tamamen yok olmuştu. Âlimlerden "Yumuk Osmanzade Hacı Müsevvid Ahmed Şükrî Efendi" yalnız kuzey tarafını yaptırmış, güneyinde kendisine bir dershane ve özel bir oda inşa etmiş, 1312'deki [1894-95] ölümü üzerine oğlu "Hacı Hâfız Mehmed Tevfik Efendi" babasının makamına geçip ders vermekle uğraşmaktadır.

20. "Sofular Medresesi": Sofular Mahallesi'nde, "Abdullah Paşa Camii"nin batı bitişiğindedir; "Dârülhadis"in arkasındadır. Bu medresenin kuzeyindeki karşısında bulunan dershanede, çağın fazıllarının ünlülerinden "Köprülü Hacı Hâfız Mustafa Tevfik Efendi"nin öğrencilerine bir öğrenim yeri olmak üzere 1310'da [1892-93] memleketin eşrafından ve adı geçen fazılın müridlerinden "Cünûnzade Hacı Mustafa Ağa" tarafından yaptırılmıştır. Bu medrese ahşaptır ve adı geçen ağa tarafından yönetilmektedir. "Abdullah Paşa Camii"nin önü "Dârülhadis", sağ tarafı medrese, sol tarafı da vaktiyle "Dârülkurrâ", karşısı ise fazılların dershanesi olduğu için çok feyizli bir yer olduğunu kanıtlamaktadır. Adı geçen medresenin ilk müderrisi, yine adı geçen "Hacı Hâfız Efendi"dir.

21. "Torumtay Medresesi": Gök Medrese Mahallesi'nin en batı ucunda, Torumtay Türbesi'nin kıble yanında yer alan caminin içindedir. 665'te [1266-67] Amasya valisi beylerbeyi "Seyfeddin Torumtay" tarafından yaptırılmıştır. Bu medrese, caminin büyük kapısının iç tarafındaki boşluğun kuzey ve batı taraflarında görülen, küçük ve taştan, çok sayıda odadan ibarettir. Dershanesi doğu tarafında altıgen biçimli, geniş, üstü açıktır; dıştan görünüşü gönül çeler, açık yakut gibi yeşil taşlarla bezeli olduğundan "Gök Medrese" diye ünlenmiştir; vakfiyesinde bu ad geçer ve mahalleye özel ad olmuştur. Bu dershane sonradan kurucunun çocuklarına özel türbe olarak durmaktadır.

Bu yüce medresede çağın hekimi "Gıyâseddin Mahmud Garmînî" ilk müderris olarak, sonra "Ziyâeddin İsa el-Hakkârî", "Şemseddin Ahmed-i Verdî", "Nasreddin Mehmed bin Gıyâs-ı Garmînî", "Şemseddin Mehmed bin el-Hallâtî", "Zeyneddin Yakub ez-Ziyârî", "Şerefeddin Mehmed-i Erzincânî", "Bedreddin Doğan-ı Türkmânî", "Muhyiddin Yahya" gibi fazıllar 800 [1397-98] tarihine kadar müderris olmuşlardır.

Âlimler arasında buna "Seyfiye Medresesi" de denir. 817'de [1414-15] "Bedreddin İsrail-i Rûmî" bu Seyfiye'nin müderrisi görülmüş, sonra "Cemâleddin İshak", "Şeyh Muhyiddin Mehmed-i Çorûmî" gibi âlimlerin ileri gelenleri müderris olarak medreseler sıralamasında elli sayılmış ve 1027'de [1618] yapının yeri bakımından "Şeyh Alâeddin Efendi" şeyh olmuş, 1031'de [1621-22] ölümüyle oğlu "Şeyh Ahmed Şemseddin Efendi" şeyh olmuşsa da 1032'de [1622-23] vakıf şartı uyarınca medrese sayılarak âlimlerden "Ahmed Efendi" müderris olmuş, sonra ulemâ silsilesine bağlı olarak atamaları yapılmış ve 1098'de "Hacı Efendizade Hacı Ömer Efendi" müderris olup defalarca "Hasan Efendi" ile görevden alınıp atanmıştır.

1115'te [1703-04] "Ömer Efendi"nin boşalttığı yere "Halil Efendi", 1137'deki [1724-25] ölümüyle hadisçilerin ünlülerinden "Hıfzîzade Hacı Hâfız Osman Fâik Efendi", 1151'deki [1738-39] ölümüyle âlimlerin ünlülerinden, ünlü zâhid "Akdağlı Şeyh Mustafa Efendi", 1158'de [1745] öğretimi bırakıp âlimlerden "Abdullah Efendi", 1164'te [1750-51] ölümüyle yarıya "Mustafa Efendi", öbür yarıya "Kara İbrahim Efendi" müderris olmuşlardır.

1174'te [1760-61] "Mustafa Efendi"nin ölümüyle "Karamanlı Ahmed Efendi", 1176'da elini çekmesiyle "Hacı Osman Fâik Efendizade Seyyid Hacı Abdülganî Efendi", sonra oğlu "Molla Osman" ve sonra bunun oğlu "Molla Ali" Efendiler öğretimin yarısını tasarruf etmişlerse de 1237'de [1821-22] elini çekmesiyle âlimlerden "İnepazarlı Hâfız Seyyid Abdullah Şâkir Efendi" ve 1248'deki ölümüyle oğlu "Abdullah Efendi", 1266'da bunun da ölümüyle amcası "İnepazarlı Seyyid Hacı İsmail Hakkı Efendi" müderris, 1273'teki [1856-57] ölümüyle oğulları "Mustafa, Mehmed Nurî" Efendiler öğretimin yarısını tasarruf etmişlerdir.

1173'te "Kara İbrahim Efendi"nin ölümüyle âlimlerden "Seyyid İbrahim Efendi", 1178'deki ölümüyle fazıllardan "Hacı Hüseyin Efendi", 1192'deki ölümüyle âlimlerden "Hacı Osman Efendi" ve 1218'de [1803-04] "Taşköprülü Hâfız Hacı Abdullah Efendi", sonra oğlu "Şeyh Mehmed Ârif Efendi" ve 1281'deki ölümüyle âlimlerden "Hasan Efendi", sonra "Ali Kayazade Mustafa Efendi" müderris olmuş; onun ölümüyle oğulları "Mehmed Sa'îd, Hüseyin Kemâlî, Ahmed Niyâzî" Efendiler öbür yarı öğretim payını tasarruf etmişlerdir.

22. "Tayyar Paşa Medresesi": Meydan Köprüsü'nün kuzeybatısında, Ehlî Hatun Tekkesi'nin yerinde ve türbesinin bitişiğindedir. "Canikli Hacı Ali Paşazade Tayyar Mahmud Paşa" tarafından 1218'de [1803-04] yaptırılmış ve vakıfları düzenlenmiştir. Bu medrese ahşaptır; Yeşilırmak kıyısında mükemmel bahçesi vardır. "Meydan Köprü Medresesi" de denir. 1288'de [1871-72] harap olduğunu gören "Şirvanizade Mehmed Rüşdî Paşa" yeniden onarttırmıştır. Bu medresede önce âlimlerin ileri gelenlerinden "Payaslı Hacı Mehmed Efendi" müderris olmuş, 1225'teki [1810] ölümüyle âlimlerin büyüklerinden "Seyyid Mehmed Tâhir Efendi" ve 1233'te "Seyyid Hacı Abdullah Efendi" müderris olmuş, 1242'deki [1826-27] ölümüyle oğulları "Mehmed Ârif, Mustafa" Efendiler ile "Fazlîzade Seyyid Abdüsselâm Efendi" ortaklaşa öğretim görevini tasarruf etmişse de 1246'da görevden alınmalarıyla âlimlerden "Yenicelizade Seyyid Mehmed Efendi" ve 1248'deki ölümüyle "Seyyid Mustafa Efendi" ve 1257'deki [1841] ölümüyle âlimlerin büyüklerinden "Hoca Hâfız Mehmed Efendi" müderris olmuş, 1275'teki [1858-59] ölümüyle oğulları "Ömer Vehbî, Hasan Sıdkî" Efendiler ortaklaşa öğretim görevini tasarruf ederken vakıfları kaybolmuş ve medrese de harap olmuştu. 1313'te [1895-96] ders-i âm "Gürcî Mehmed Efendi" yeniden yapımı için ayağa kalkmış, büyük gayret göstererek yardımlarla tamamlamış ve fahrî müderris olmuştur.

23. "Abdullah Paşa Medresesi": Sofular Mahallesi'nde, adı geçen paşanın camisinin avlusundadır. 890'da [1485] "Abdullah Paşa" tarafından "Dârülhadis" olmak üzere yaptırılmış, oğlu "Abdî Bey" tarafından vakfiyesi 907'de [1501-02] düzenlenmiştir. Bu Dârülhadis, caminin iç kapısı önündeki boşluğun iki yanında ikişer odadan ibarettir; boşluğun üstü de büyük bir kubbeyle örtülüdür. Bu Dârülhadis'in odaları küçüktür, dershanesi caminin kendisidir.

"Şermîzade Takıyyeddin Osman Efendi" ve ünlü müderris "Abdî Efendi" gibi fazıllar bu Dârülhadis'te hadis hocası olmuş, medreseler sıralamasında elli derecesinde sayılmıştır. 1098'de "Mahmud Efendi", 1101'de [1689-90] "Hâfız Ömer Efendi", 1124'teki [1712] ölümüyle oğlu "Hâfız Abdullah Efendi", 1136'da görevden alınmasıyla ders-i âmların ünlüsü "Diyarbekirli İsmail Efendi", 1142'de ders-i âm "Ortaköylü Seyyid Abdülvehhab Efendi", 1145'teki ölümüyle "Osman Efendi", 1147'de "Ahmed Efendi", 1169'daki ölümüyle "Şeyh Mustafa Efendi", 1177'de kurrâ şeyhi "Hâfız Osman Efendi" ve 1179'daki ölümüyle "Osman Efendi" ve 1204'te "Seyyid Hâfız Osman Efendi" ve 1228'de [1813] "Seyyid Mehmed Efendi" müderris olmuş; 1246'daki [1830-31] ölümüyle oğlu "Seyyid Ebûbekir Efendi" öğretimi tasarruf etmiş ve 1290'daki [1873] ölümüyle "Maraşlı İbrahim Efendi" müderris olmuştur.

24. "Osmaniye Medresesi": İçeri Şehir'de, "Karatay Mahallesi"nde, "Hacı Mahmud Çelebi Tekkesi"nin bitişiğindedir. 1149'da [1736-37] Büyük Ağa müderrisi, âlimlerin büyüklerinden "Ayıntaplı Hacı Kara Osman Efendi" tarafından yaptırılmış ve vakıfları düzenlenmiştir. Bu zatın yaptırdığı yalnızca büyük dershanedir; bitişiğindeki "Hacı Mahmud Çelebi Tekkesi"ne birkaç oda eklemiş, sonra tekke tamamen medrese sayılmış ve âlimler arasında "Osman Efendi Medresesi", "Osmaniye Medresesi" diye, halk dilinde ise sonradan "Tekke Medresesi" diye ünlenmiştir. Vakıfları birkaç dükkân, ev ve bağdan ibaretti; şimdi hepsi kaybolmuştur.

Önce adı geçen "Osman Efendi"nin öğrencisi "Ömer Efendi", 1183'teki [1769-70] ölümüyle oğlu "Hâfız Mustafa Efendi", 1206'daki [1791-92] ölümüyle oğlu "Seyyid Hâfız Ömer Efendi", 1218'deki [1803-04] ölümüyle "Seyyid Mustafa Efendi", 1247'deki [1831-32] ölümüyle oğlu "Seyyid Ahmed Rıfat Efendi" öğretimi tasarruf etmiş; bir süre işlemez kalmış, sonra tekke şeyhliğinde bulunan müftü "Caniklizade Hacı Mehmed Hilmi Efendi" medreseyi canlandırmıştır.

25. "Fatımiye Medresesi": Gümüşlüzade Camii'nin güneydoğusunda, Gümüşlüoğlu Tekkesi'nin yerindedir. Sultan I. Mahmud Han'ın saraylılarından "Amasyalı Fatma Hatun" tarafından 1153'te [1740-41] yaptırılmış, vakıfları 1158'de [1745] düzenlenmiştir. Fatma Hatun, ileri gelen beylerden "Amasyalı Hindîzade Hacı Ahmed Ağa"nın eşi olduğundan mütevelliliği onun erkek çocuklarına ayırmıştır. Bu yüce medrese ahşap olarak yapılmıştır; sultanın mülk olarak vermesi üzerine "Sarı Alan" ve "Ortaköy" malikânelerini vakfetmiş, birincisinden on iki bin, ikincisinden sekiz bin kuruş ayırmış; yılda dört bin kuruşu mütevelliye, beş bin kuruşu müderrise, iki bin kuruşu tahsildara, dört bin kuruşu medresenin yakacak, aydınlatma ve onarımına ayırmış, kalanını da İstanbul'daki "Atik Ali Paşa Camii"nin imam ve müezzinlerine vermiştir.

"Hatuniye Medresesi", "Fatımiye Medresesi" ve "Gümüşlü Medresesi" adlarıyla ünlü bu medresenin müderrisliğine önce bu tekkenin son şeyhi, pirin türbedarı olan âlimlerden "Şeyh İsmail Efendi", 1179'da [1765-66] âlimlerden "Ömer Efendi", 1192'de "Seyyid Ali Efendi", 1195'te [1781] "Seyyid Zeynelâbidin Efendi", 1212'de [1797-98] "Tavillili Hacı Hasan Efendi", 1214'te "Niksarlı İsmail Efendi" ve 1228'de [1813] oğlu ders-i âm "Ali Efendi" müderris olmuşsa da bakılmadığından 1280 [1863-64] tarihine doğru medrese harap olmuştur.

26. "Feyziye Medresesi": Gök Medrese Mahallesi'nde, Yörgüç Paşa'nın vakıf hanı sırasında, şose yolu üzerinde ve Hayriye Medresesi'nin karşısındadır. Eski Anadolu kazaskeri "Amasyalı İbrahim Efendi" tarafından oğlu "Seyyid Feyzullah Efendi" adına yaptırılmış, 1151'de [1738-39] tamamlanmış ve vakıfları düzenlenmiştir. Bu medrese ahşaptır; kuzey ve güney taraflarında odaları, batı tarafında dershanesi vardı. İlk yapıldığında son derece mükemmelken 1207 [1792-93] yangınında yandığından 1208'de [1793-94] "Amasyalı Şerif Ahmed Efendi" tarafından yaptırılmış, 1209'da ikinci vakfiyesi düzenlenmiş ve zamanla yine yıkılmaya yüz tuttuğunu gören "Şirvanizade Mehmed Rüşdî Paşa" 1288'de [1871-72] üçüncü kez yeniden yaptırmıştır.

Bu medresenin vakıfları Amasya'da sekiz dükkân ve iki evdir; altısı "İbrahim Efendi", ikisi de evle birlikte "Şerif Ahmed Efendi" tarafından vakfedilmişti. Bunların hepsi kaybolduğundan medrese harap olmuştur. Bu medresede önce adı geçen sadrazamın akrabasından "Hacı Mahmud Efendi", sonra oğlu "Şerif Ahmed Efendi", 1210'daki [1795-96] ölümüyle âlimlerden "Hüseyin Efendi", 1223'teki [1808] ölümüyle "Canikli Hacı Mehmed Efendi", 1249'da [1833-34] âlimlerden "Mengülcüzade Seyyid Yahya Efendi" ve 1265'teki [1848-49] ölümüyle oğlu "Seyyid İbrahim Efendi" müderris olmuşlardır.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • vakfiye: bir vakfın kuruluş şartlarını ve gelirlerini yazan belge
  • vâlî: vali, bir bölgenin yöneticisi; beylerbeyi: büyük bir eyaletin başı
  • ser'asker: başkomutan
  • kitâbe, mahkûk ibare: taşa kazılmış yazı
  • zelâzil, recefât: depremler ve sarsıntılar
  • müfti's-sekaleyn: "insanların ve cinlerin müftüsü"; âlimlere verilen büyük bir unvan
  • mütevellî: vakfı yöneten kişi; tevliyet: bu görev
  • ders-i âm: genel ders verme yetkisini almış hoca
  • kasr-ı yed, ref': görevden elini çekmek ya da çektirilmek; görevden alma
  • mütesellim: bir yerin yönetimini vekâleten yürüten görevli
  • kapıcıbaşı: saray kapılarının sorumlusu; devlet adına görev yapan üst rütbeli saray görevlisi
  • fetvâ emîni: fetva işlerini yazıyla yürüten görevli
  • kürsî şeyhi: camilerde vaaz veren, üst derecedeki vaiz
  • şadırvan: avluda çeşmeli, kubbeli ya da çatılı su yeri
  • müseddes: altıgen; müzeyyen: süslenmiş; dil-firîb: gönül çelen
  • akârât-ı mevkûfe: vakfedilmiş gayrimenkuller ve onların geliri
  • harîk: yangın; müşrif-i harâb: yıkılmaya yüz tutmuş

Halifet Medresesi ve Türbesi

Medrese kitabesi, kuruluş tarihi ve kurucusu konusunda Hüsameddin'in verdiği bilgi bugünkü araştırmalarla kısmen örtüşür, kısmen ayrılır. Yazar, vakfiyede 622'de yapıldığı yazılı olan medresenin kapısındaki yazıtta 632 olarak okunduğunu söyler ve ikisini bağdaştırmak için yazıtın medreseden on yıl sonra konulduğunu, çünkü Halife Alp'in 632'de Amasya valisi değil, Gürcistan başkomutanı olduğunu ileri sürer. İslâm Ansiklopedisi'ndeki madde ise kitabeden medresenin 606'da [1209-10] yapıldığının anlaşıldığını, vakfiyenin 622 [1225] tarihli olduğunu kaydeder. Yani kitabenin okunuşu farklıdır; Hüsameddin'in 632 olarak okuduğu yazıtın bugünkü araştırmalarda başka bir tarihle anıldığı görülmektedir. Bu fark çözülmüş değildir; yazıtın okunuşu doğrulanamadı.

Ansiklopediye göre Halifet Gazi bir Danişmendli emiriydi. Beylik ortadan kalkınca Selçukluların hizmetine girdi; I. İzzeddin Keykâvus, 1215'te Sinop'u fethettikten sonra onu Karadeniz sahil muhafaza komutanlığına, I. Alâeddin Keykubad zamanında da 1222'de Amasya valiliğine atadı. Mengücüklülere karşı düzenlenen seferden sonra Erzurum valiliğine getirildi ve 1232'de Gürcülere karşı yapılan seferde şehit düştü; Amasya'daki türbesine gömüldü. Hüsameddin'in "Gürcistan başkomutanı" ifadesi bu bilgiyle uyumludur. Yazarın verdiği 632 hicrî yıl 1234-35'e denk geldiğinden, ansiklopedideki 1232 ile tam örtüşmez; bu küçük ayrım ayrıca belirtilmeye değer.

Deprem ve onarım kayıtları ise iki kaynakta tutarlıdır. Hüsameddin 1057 [1647] depreminden sonra müderris Hasan Efendi'nin yapıyı ahşapla yeniden yaptırdığını, 1305'te eski müftü Gürcü Hacı Osman Hilmi Efendi'nin yeniletmesini aktarır; ansiklopedi 1647 depreminden sonra müderris Hasan Efendi'nin yıkılan yerleri ahşaptan yaptırdığını, 1888'de Amasya müftüsü Hacı Osman Hilmi Efendi'nin binanın tamamını köklü biçimde onarttığını bildirir. Medresenin bugünkü durumu hakkında ansiklopedi, güney duvarı ile doğu bölümünün kısmen ayakta olduğunu yazar; yapı bütünüyle günümüze ulaşmamıştır.

Medresenin doğusuna bitişik türbe ise ayaktadır: kare kaideli, sekizgen gövdeli, piramidal külâhlı, iki katlıdır. İçindeki mermer lahit, Roma dönemine ait bir kadın lahdi olarak tanımlanır. Medresenin ve türbenin kuruluşu hakkında araştırmacılar arasında görüş ayrılığı vardır: kimi araştırmacılar yapıyı kiliseden medreseye çevrilmiş sayar; türbenin ise 12. yüzyılın ortalarında ya da 1145-46'da yapılmış olabileceğini düşünenler vardır. Bu tartışma Hüsameddin'in anlatısında yer almaz.

Gök Medrese ve Seyfeddin Torumtay

Hüsameddin, medresenin 665'te [1266-67] Amasya valisi Seyfeddin Torumtay tarafından yaptırıldığını söyler. İslâm Ansiklopedisi'ne göre Torumtay, II. Gıyâseddin Keyhusrev zamanında Amasya valiliğine getirilmiş, kendi yaptırdığı 1278-79 tarihli türbede yatmaktadır. Caminin yapım tarihini veren kitabe yerinden sökülmüş ve bulunamamıştır; ancak Torumtay'ın düzenlediği vakfiye 665 [1266-67] tarihlidir ve yapının en geç o yıl içinde tamamlandığı kabul edilir. Hüsameddin'in tarihi bununla örtüşür. Vakfiyede yapı "Gökmedrese" adıyla geçer ve bu adın yapıdan mahalleye geçtiği, Hüsameddin'in anlatımıyla da uyumludur.

Adın kaynağı konusunda iki ayrı açıklama göze çarpar. Hüsameddin dershanenin dışının yeşil taşlarla süslü olduğunu belirtir. Ansiklopedide ise ad, giriş bölümünün medrese olarak kullanılmasından ve bitişikteki türbenin mor ve firuze rengi çini ve sırlı tuğlalarla süslenmiş olmasından türetilir. Bu yapı bugün cami olarak durmaktadır; kapı kanatları Amasya Müzesi'ndedir. Hüsameddin'in "kurucunun çocuklarına türbe olarak ayrılan dershane" kaydı ile ansiklopedinin "içinde kimlerin yattığı bilinmeyen türbe" ifadesi arasında bir fark vardır: ansiklopedi türbede yedi sanduka bulunduğunu yazar, ama içinde kimlerin yattığını bilinmez olarak verir.

Sultan Bayezid Medresesi ve Zenbilli Ali Efendi

Sultan II. Bayezid Külliyesi'nin camisi kitabesine göre Receb 891'de [Temmuz 1486] tamamlanmıştır; Hüsameddin'in verdiği 891 tarihi bununla örtüşür. İslâm Ansiklopedisi'ndeki külliye maddesi, Hüsameddin'in inşaatın 886'da [1481] başladığını ve Bayezid'in yapımı Şehzade Ahmed'e havale ettiğini yazdığını aktarır. Medrese külliyenin bir parçasıdır, Sultaniye adıyla da bilinir. Girişin karşısında kubbeli bir dershane-mescit, ortasında şadırvanlı avluyu üç yandan saran revaklar ve bunların arkasında on sekiz hücre sıralanır; Hüsameddin ise on dört hücre ve üç mülâzım odası sayar. Medrese bugün onarılmış durumdadır ve uzun yıllar il halk kütüphanesi olarak kullanılmıştır. Müderrisliğin Amasya müftülerine bağlı olduğu ve ilk müderrisin Zenbilli Ali Efendi olduğu bilgisi ansiklopedide Hüsameddin'e dayanarak tekrarlanır; medresenin altmışlı olduğu da kaydedilir.

Zenbilli Ali Efendi (öl. 1526) hakkında ansiklopedi şunları söyler: önce Amasya müftülüğüne gönderilmiş, ardından Bursa'da müderrislik yapmış, 1486'da Amasya'daki Bayezid Medresesi'nin yapımı tamamlanınca müderrislik göreviyle oraya dönmüş ve Amasya müftülüğünü de üstlenmiştir. Şehzade Ahmed'in, 1491'de oğullarının sünnet düğününde kendi hocasını Amasya ulemâsının önüne geçirmesi üzerine görevini bırakıp İstanbul'a dönmüştür. Daha sonra İstanbul müftüsü, yani şeyhülislâm olmuş ve yaklaşık yirmi dört yıl bu görevde kalmıştır. Hüsameddin'e göre Zenbilli Ali Efendi Amasya'da doğmuştur; ansiklopedi maddesi, onun çok kişiyi Amasyalı gösterme eğilimi dolayısıyla bu bilgiye şüpheyle bakılması gerektiğini söyler. Kimi kaynaklarda Karamanlı, kimilerinde Aksaraylı olduğu yazılır; doğum yeri kesin olarak bilinmemektedir. Hüsameddin'in 891'de Amasya müftülüğüne atandığı kaydı ile ansiklopedinin 1486 tarihli dönüş bilgisi aynı döneme işaret eder.

Abdullah Paşa Dârülhadisi

Sofular Camii olarak da bilinen Abdullah Paşa Camii bugün ayaktadır; tek kubbeli, tek minarelidir. Girişin sağ ve solundaki tonozlu iki oda, hadis ilminin okutulduğu yerlerdir. Kültür Portalı'ndaki kayıt yapıyı Beylerbeyi Abdullah Paşa'nın 1502'de yaptırdığı biçiminde verir. Hüsameddin ise yapıyı 890 [1485] tarihli ve vakfiyesi 907'de [1501-02] düzenlenmiş olarak anlatır. Bu iki tarih arasındaki fark belge tartışmasına açık olup doğrulanamadı; 1502 tarihi Hüsameddin'in verdiği vakfiye tarihiyle yakındır.

Diğer Medreseler

Hüsameddin'in sıraladığı diğer medreselerin (Hayriye, Dârülhadis, Dugrakiye, Rahmaniye, Saraçhane, Sungurlu, Sofular, Tayyar Paşa, Osmaniye, Fatımiye ve Feyziye) bugünkü durumuna ve kuruluşuna dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Dugrakiye Medresesi'nin adı halk arasında "Durakiye" olarak kalmıştır; bu ayrıntıyı yazarın kendisi verir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 1. Cilt, s. 284–303. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

1. Cilt içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.