Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün

Bî-çâre göñül bilmezem âvâre nedendür
Dermân ne durur bilsem aña çâre nedendür
Her dem felegüñ cevri ile yâr cefâsı
Bilsem ki bu ben baḫt-ı siyeh-kâra nedendür
Çeşmi baña vaṣlını ḥarâm eyledi yârüñ
Ben ḳanı ḥelâl itdüm o ḫûn-ḫâra nedendür
Çün delmez imiş ġamzeleri ḫançeri baġrum
Pes bu yüregimde görinen yâre nedendür
Dil bülbüli nâlânlar ide ḥüsnüñe ḳarşu
Sen yüz viresin ey yüzi gül ḫâra nedendür
Ben ayaġuñı öpmege cânlar ḳılam îs̱âr
Râygân viresin bûse sen aġyâra nedendür
Mihrî çeke cevrüñi vü luṭfuñ göre aġyâr
Devlet aña ẕillet bu cefâ-kâra nedendür

Günümüz Türkçesiyle

1. Zavallı gönül, bilmiyorum, neden böyle avare? Keşke derdinin dermanı nedir bilsem; ona çare nedir?

2. Her an feleğin zulmü ile sevgilinin eziyeti; bilsem, bunlar neden kara bahtlı bana? (F ve S nüshalarındaki "Bilmem" okumasıyla: "Bilmem, bunlar neden kara bahtlı bana?")

3. Sevgilinin gözü bana kavuşmayı haram etti; ben ise kanımı o kan dökücüye helal ettim. Neden?

4. Madem ki bakışlarının hançeri bağrımı delmemiş, öyleyse yüreğimde görünen bu yara nedendir?

5. Gönül bülbülü senin güzelliğin karşısında inleyip dursun; ey gül yüzlü, sen ise dikene yüz veriyorsun. Neden? (Diken, sevgilinin yanından ayrılmayan rakiptir. S nüshasında ilk mısra "Can bülbülü yanağının gül bahçesinde inlesin" biçimindedir; beyit Ü nüshasında yoktur.)

6. Ben ayağını öpmek için canlar feda ederim; sen ise öpücüğü yabancılara karşılıksız veriyorsun. Neden?

7. Mihrî senin eziyetini çeksin, yabancılar ise iyiliğini görsün; ikbal onlara, aşağılanma bu çile çekene. Neden? ("Cefâ-kâr" kelimesi burada, günümüzdeki "cefakâr" gibi eziyete katlanan kişi anlamındadır ve Mihrî'yi karşılar.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yirmi yedinci gazeli yedi beyittir ve aruzun hezec bahrinden "Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "nedendür" (nedendir) sorusudur; kafiye "-âre/-âra" sesine dayanır: âvâre, çâre, siyeh-kâra, ḫûn-ḫâra, yâre, ḫâra, aġyâra, cefâ-kâra. Gazel Arslan neşrinin dayandığı dört nüshanın dördünde de vardır (F 45a, M 58b, S 47a, Ü 33b). Beşinci beyit Ü nüshasında bulunmaz; bu nüshada beşinci beytin ikinci mısraı dördüncü beytin ikinci mısraı yerine geçmiştir. S nüshasında ise beşinci beytin ilk mısraı farklıdır. Gazelin kime yazıldığı bilinmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Redifin bir soru olması gazelin bütün yapısını belirler. Her beyitte âşık bir haksızlığı ya da çelişkiyi ortaya koyar ve sonunda "neden" diye sorar; ama cevap beklemez. Bu tür sorular divan şiirinde tecâhül-i ârif (bilip de bilmezden gelme) sanatına yakındır: gazelin içinden de anlaşıldığı gibi âşık, sevgilinin vefasızlığını ve rakibin gözde oluşunu görmektedir, ama sitemini soru kalıbında söyler. İlk beyitteki "bî-çâre" ile "çâre" arasındaki ses oyunu da bu sitemin ilk adımıdır: çaresiz gönlün çaresini aramak. Gülşen Kaya, matla beytini âşık gönlünün divane, avare ve şuride oluşunu anlatan beyitlere örnek gösterir.

Gazel, sevgili, âşık ve rakip üçlüsünün klasik ilişkisini adım adım kurar. İkinci beyitte âşığın derdi iki kaynaktan gelir: feleğin zulmü ve sevgilinin eziyeti. Kaya bu beyti, âşığın bu eziyetlerin sebebini bilmediği yerlere örnek verir. Üçüncü beyit haram ile helal kelimeleriyle güçlü bir tezat kurar: sevgilinin gözü vuslatı âşığa haram etmiştir, âşık ise kanını o kan içici göze helal etmiştir. Kaya, divanda haram ve helal kelimelerinin sevgili için kullanıldığı örnek olarak bu beyti anar. Dördüncü beyitte sevgili, gamzesinin hançerinin âşığın bağrını delmediğini söyler gibidir; âşık da yüreğindeki yarayı delil olarak gösterir. Kaya bu beyti, gamzenin hançere benzetildiği ve sevgilinin inkârına karşı âşığın yaralarını gösterdiği örnek olarak açıklar.

Beşinci ve altıncı beyitler rakibi öne çıkarır. Gönül bülbülü sevgilinin güzelliği karşısında inler, gül yüzlü sevgili ise dikene yüz verir. Burada "yüz vermek" deyimi ile "yüzi gül" (gül yüzlü) sözü yan yana gelir ve bir kelime oyunu kurar; gül, bülbül ve diken arasındaki tenasüp de beyti bütünler. Altıncı beyitte âşık sevgilinin ayağını öpmek için canlar feda etmeye hazırdır, sevgili ise öpücüğü yabancılara karşılıksız verir. Kaya, divanda öpücüğün çoğu zaman emek çekmeyen rakibe verildiğini, yoluna can veren âşığın ise ondan yoksun kaldığını anlatırken bu beyti örnek gösterir. Mahlas beyti, bütün gazelin özetini bir karşıtlık dizisi hâlinde verir: cevir Mihrî'ye, lütuf yabancılara; devlet onlara, zillet "bu cefâ-kâr"a.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 64-65, Gazel 27 (F 45a, M 58b, S 47a, Ü 33b) ve nüsha farkları dipnotları. ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 46, 162, 185, 209, 232. openaccess.firat.edu.tr
  • Sabiha Gemici, Mihrî Hatun Divanı: Karşılaştırmalı Metin, Cümle Yapısı ve Cümle Türleri, doktora tezi, Uludağ Üniversitesi, Balıkesir 1990 (Gemici'de 28. gazel).

Çevrimiçi kaynaklar