Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün
Ḳaşıyla ġamzesi ṣanemüñ el bir itdiler
Ṣandûḳ-ı sînem aña nişân idüp atdılar
Aḥsend ki bir ḫadeng ile biñ pâre ḳıldılar
Cân pûtesini ṭoġrusı ṭoġru gözetdiler
‘Aşḳuñ yolında oḫ gibi ṭoġru gelen şehâ
Nâmûs şîşelerini çoḳdan uşatdılar
‘Ömrüm ṭavîline yine s̱âbit delîldür
Çün ruḫlarında zülfi ṣanemler uzatdılar
Öldürmesi muḥaḳḳaḳ idi dün raḳîbi yâr
Kim mâni‘ oldı kim bugün ipin uzatdılar
Cân şem‘asına yanduġumı dostlar görüp
Dil micmeri ile göyinüp bile tütdiler
Cân almaġ ile mi ḳoyalar seni ḫûblar
Ey Mihrî ḳatlan aḫı daḫi saña nitdiler
Günümüz Türkçesiyle
1. O güzelin kaşı ile süzgün bakışı el birliği ettiler; göğsümün sandığını kendilerine hedef yapıp ok attılar. (Divan şiirinde kaş yaya, gamze yani yan bakış oka benzetilir; "sandûk-ı sîne", göğüs kafesidir.)
2. Aferin onlara ki tek bir okla göğsümü bin parçaya böldüler; can hedefini tam ortasından, dosdoğru nişan aldılar. ("Pûte", okçuların nişan aldığı hedeftir; "toğrusı toğru" sözü hem okun dümdüz gidişini hem tam isabeti anlatır.)
3. Ey güzellerin şahı, aşk yolunda ok gibi doğru gelenler namus şişelerini çoktan kırmışlardır. (Gerçek âşık, adının lekelenmesini dert etmez; "namus şişesini kırmak" itibarını gözden çıkarmak demektir. "Doğru" kelimesi okun düzlüğünü ve âşığın dürüstlüğünü birlikte anlatır.)
4. Güzeller yanaklarının üzerine saçlarını uzattıklarına göre, bu benim ömrümün uzun olacağına yine sağlam bir delildir. (Saç, uzunluğu yüzünden ömre benzetilir; yanağa uzanan zülüf âşığın uzun ömrünün işareti sayılır.)
5. Sevgilinin dün rakibi öldüreceği kesindi; kim engel oldu da bugün onun ipini uzattılar? (Beyit iki türlü okunabilir: rakip divan şiirinde çoğu zaman köpeğe benzetildiği için "ipini uzatmak" onun tasmasını gevşetip serbest bırakmak anlamına gelebilir; ya da asılacak olanın ipi uzatılarak ölümü ertelenmiş, ömrü uzatılmıştır.)
6. Dostlar benim can mumuna, yani sevgilinin ateşine yandığımı görünce, gönüllerini buhurdan edip onlar da yanarak benimle birlikte tüttüler. ("Micmer", içinde öd ağacı yakılan buhurdandır; dostların yanan gönülleri tüten buhurdana benzetilir.)
7. Güzeller seni yalnız canını almakla mı bırakacaklar? Ey Mihrî, katlan; hele bir dur, daha sana ne yaptılar ki. (Can almak bile güzellerin eziyetinin başlangıcı sayılır. Neşirde "aḫı" olarak okunan kelimeyi Ü nüshası "daḫi" diye verir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel, divanda "re" harfiyle biten şiirlerin toplandığı Harfü'r-Râ bölümünde kırk beşinci sırada yer alır ve yedi beyittir. "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" vezniyle yazılmıştır. Gazel, aynı vezin ve kafiye üzerine kurulan, ilk beytinin iki mısraı birbiriyle kafiyeli, sonraki beyitlerin ikinci mısraları bu kafiyeye uyan kısa bir aşk şiiridir; şair adını son beyitte mahlas olarak anar. Burada redif "-dılar/-diler" çokluk ekidir; kafiye ise bu ekten önceki "t" sesine dayanır: it-, at-, gözet-, uşat-, uzat-, tüt-, nit-. Dördüncü ve beşinci beyitlerde aynı "uzatdılar" kelimesinin iki ayrı anlamla tekrar edilmesi dikkat çeker. Gazel dört nüshanın dördünde de vardır; Ü nüshası ilk mısraı "Göziyle" diye başlatır. Kime yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiirin ilk iki beyti, divan şiirinin en yaygın mazmunlarından birini, sevgilinin bir okçu gibi âşığı vurmasını adım adım işler. Kaş yay, gamze ok, âşığın göğsü ve canı da hedef olur. Kaş ile gamzenin "el bir etmesi", yani birlikte hareket etmesi, yay ile okun birbirinden ayrılmaz oluşuna dayanır. Kaş, gamze, nişan, atmak, hadeng (ok), pûte (hedef) ve "toğru" kelimeleri arasında açık bir tenasüp vardır. Kaya, ikinci beyitte canın ve göğsün sevgilinin gamze oklarına hedef olduğunu, bir okla âşığın bin parça edildiğini belirtir. Üçüncü beyitte ok imgesi bu kez âşığa döner: aşk yolunda ok gibi doğru giden âşıklar, namus şişelerini çoktan kırmışlardır. Okun dümdüzlüğü ile âşığın dürüstlüğü aynı kelimede buluşur; şişe ile kırılmak arasındaki ilgi de imgeyi tamamlar.
Dördüncü beyit, Kaya'nın saç ile ömür arasındaki ilişkiye örnek olarak gösterdiği beyittir: sevgilinin yanakları üzerine uzayan zülüf, âşığın ömrünün uzunluğuna işaret sayılır. Bunun hemen ardından gelen beyitte aynı fiil bu kez rakip için kullanılır. Rakibin ipinin uzatılması, divan şiirinde rakibe yakıştırılan köpek ve urgan imgeleriyle birlikte düşünülünce alaycı bir anlam kazanır; Kaya da rakibin köpeğe benzetildiğini, onun layığının boynuna takılacak urgan olduğunu kaydeder. Altıncı beyitte mum ile pervane mazmunu buhurdan imgesiyle genişletilir: âşık sevgilinin mumuna yanarken dostları da gönüllerini buhurdan yapıp onunla birlikte tüter. Şem‘, yanmak, micmer, göyinmek (yanmak) ve tütmek kelimeleri yine bir tenasüp kurar.
Mahlas beytinde şair kendine seslenir ve çektiklerini hafife alır gibi konuşur: güzeller can almakla yetinmeyecektir, asıl eziyet daha başlamamıştır. Böylece gazel, ilk beytinde vurulan âşığın son beyitte kendi kendine sabır öğütlemesiyle kapanır.
Kaynakça
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 74-75, Gazel 45 (F 37a, M 52a, S 39a, Ü 37b) ve nüsha farkları dipnotları. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/58679,mihri-hatun-divanipdf.pdf
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 145, 222, 247. https://openaccess.firat.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11508/16520/253984.pdf?sequence=1
Çevrimiçi kaynaklar






