Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün

Ḥacı Nâbî bizim Allâh'a ḳalupdur işümüz
Ki bu hercâyilere uġradı ḳutsuz başumuz
Ḳadri bilinmeyen ‘âşıḳlar içün ḥaşre degin
Dögelüm başumuzı ṭaşlara aḳsun yaşumuz
Ḫârı elden ḳoyalum cân virelüm gül yolına
Ḳaçan ise gidecekdür ḳoy a gitsün başumuz
Ḳurı lâf ile cihânı bize güldürmeyelüm
Sırr ile işleyelüm her işi bitsün işümüz
Loḳma loḳma ḳo yesünler etimüz her demde
Râżıyuz tek her uyuz it yimesünler aşumuz
Düşde gördüm ki raḳîbi bile redd eyledi yâr
Añla ta‘bîrümüzi ḫayra dönüpdür işümüz
Dilberüñ yolına Mihrî dürişüp cehd idelüm
Ḳalsun ol yolda bizüm dırnaġımuzla dişümüz

Günümüz Türkçesiyle

1. Hacı Nâbî, işimiz Allah'a kaldı; çünkü bu talihsiz başımız bu hercailere (vefasız, her yana yüz veren güzellere) rastladı.

2. Kadri bilinmeyen âşıklar için kıyamete dek başımızı taşlara vuralım, gözyaşımız aksın.

3. Dikeni elden bırakalım, gülün yoluna can verelim; nasıl olsa bir gün gidecek, varsın başımız gitsin. (M nüshasında "Ḫârı" yerine "‘Ārı" okunur: "utancı bir yana bırakalım".)

4. Kuru lafla dünyayı kendimize güldürmeyelim; her işi gizlice görelim de işimiz sonuca ersin.

5. Her an etimizi lokma lokma yesinler, razıyız; yeter ki her uyuz köpek aşımızı yemesin. (Ü nüshasında "aşumuz" yerine "leşimüz" geçer; o okuyuşla beyit "ölümüz bile uyuz köpeklere yem olmasın" der. Uyuz köpek rakiptir.)

6. Rüyada gördüm ki yâr rakibi de geri çevirmiş; rüyamızın yorumunu anla, işimiz hayra döndü.

7. Mihrî, sevgilinin yolunda didinip çabalayalım; o yolda tırnağımız da dişimiz de kalsın (dişimizle tırnağımızla uğraşalım).

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın elli yedinci gazeli yedi beyittir ve aruzun remel bahrinden "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-ş" sesine dayanır (iş, baş, yaş, aş, diş), redif ise birinci çoğul iyelik eki "-umuz/-ümüz"dür. Kafiye kelimelerinden "işümüz" üç, "başumuz" iki kez tekrarlanır. Gazel neşirde M (65b) ve Ü (40b) nüshalarına dayanır; Havlioğlu'nun OTAP metninde 59. gazeldir ve orada yalnız bir nüshadan verilir. Nüsha farkları bu gazelde öteki şiirlere göre fazladır; özellikle dördüncü beytin ikinci mısraı M nüshasında "ki çoḳdur nişimüz" diye biter, beşinci beyitte de "aşumuz" ile "leşimüz" okuyuşları anlamı değiştirir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin dili Mihrî divanının en konuşmaya yakın, en halk söyleyişine dönük örneklerinden biridir. "İşimiz Allah'a kaldı", "başımızı taşlara vuralım", "varsın başımız gitsin", "kuru laf", "lokma lokma", "uyuz it", "tırnağımızla dişimizle" gibi deyimler beyitleri doldurur. Gülşen Kaya, tezinin özetinde Mihrî'nin "samimi ve sade diliyle" tezkire yazarlarının dikkatini çektiğini söyler; bu gazel o sadeliğin belirgin bir örneğidir.

Matla beytindeki "hercâyi" kelimesi, her yere konan, kimseye bağlanmayan anlamına gelir ve divanda vefasız güzeller için kullanılır. Kaya'ya göre divanda sevgililer vefasız ve hercâyidir, âşık dışında herkese yüz verirler. İkinci ve üçüncü beyitler bu vefasızlığa karşı âşığın teslimiyetini dile getirir: baş taşlara vurulacak, gül yolunda can verilecektir. Üçüncü beyitte "ḫâr" (diken) ile "gül" divan şiirinin bilinen ikilisidir; dikeni bırakıp gülün yoluna can vermek, sıkıntıyı göze alıp sevgiliye yönelmektir.

Dördüncü beyit gazelin ortasında bir kural koyar: aşk işi kuru lafla, gösterişle yürümez, sır içinde görülmelidir. Beşinci beyitte âşık bütün eziyete razıdır, yalnız rakibin, yani "uyuz it"in kendi payına ortak olmasına katlanamaz. Altıncı beyitte rüya ve tabir (yorum) ilişkisi kurulur; âşık rüyasında sevgilinin rakibi reddettiğini görmüş ve bunu hayra yormuştur. Makta beyitte "dırnaġ" ile "diş" bir araya gelir; bugün de kullanılan "dişini tırnağına takmak" deyiminin yakını olan bu söyleyiş, sevgili yolunda harcanacak emeğin büyüklüğünü anlatır. "Diş" kelimesinin kafiyede "iş" ile kurduğu ses yakınlığı da gazelin başına bir dönüş gibidir.

Hacı Nâbî Kimdir

Gazelin ilk mısraında hitap edilen "Ḥacı Nâbî" divanda başka bir yerde geçmez. Gülşen Kaya, divanda adı geçen kişileri incelediği bölümde bu beyti verir ve yalnızca "matla‘lı bir gazelde Hacı Nâbî diye anılan birine güzellerin şikâyet edildiğini" söyler; kişinin kimliği hakkında bilgi vermez. Neşirde de bu ad için bir açıklama yoktur. Hacı Nâbî'nin Mihrî'nin çevresinden, ona dert yanılacak kadar yakın biri olduğu şiirin hitap tonundan anlaşılır, ama kim olduğu bilinmez. Bu adın, XVII. yüzyılın büyük divan şairi Nâbî ile bir ilgisi yoktur; Mihrî ondan çok önce, II. Bayezid döneminde yaşamıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 80-81, Gazel 57 (M 65b, Ü 40b). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. II (özet), 69, 137 (divanda adı geçen kişiler; hercâyi sevgili maddesi). openaccess.firat.edu.tr

Kitaplar

  • Didem Havlioğlu (hzl.), Ġazeliyyât-ı Mihrî-i Ḥaḳîre, OTAP elektronik edisyonu, gazel 59 (türkoloji-iran sayfasında yayımlanan metin, 2007).
  • İsmail E. Erünsal, "Mihrî Hatun", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 30, Ankara 2020, s. 37-38. islamansiklopedisi.org.tr
  • "Iydiyye", TDV İslâm Ansiklopedisi (XVII. yüzyıl şairi Nâbî'ye ilişkin kayıt). islamansiklopedisi.org.tr

Çevrimiçi kaynaklar