Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Sāḳī-i mā ger to ḫᵛāhī būd der-bezm-i şarāb
Ey besā bünyād-ı tevbe bāz mī-gerded ḫarāb
Her dem ez-zaḫm-ı ḫadeng-i ġamze-i dil-dūz-ı to
Hemçü murġ-ı nīm-bismil mī-ṭapem der ıżṭırāb
Terk-i mey key bāşed ey dil ḫāṣṣa der-devrān-ı gül
‘Āşıḳī vü bī-dilī mī-bāşed ü ‘ahd-i şebāb
Bā-ruḫ-ı zerd īnçonīn der-fürḳat-i ān gül-‘iẕār
Der-miyān-ı eşk māndem hemçü nīlūfer der-āb
Ger ne-mī sūzed dilem-rā āteş-i şevḳeş Münīr
Bes ne-mī-dānem çirā āyed zi-dil būy-ı kebāb

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey bizim sakimiz, sen şarap meclisinde bulunacak olursan, nice tövbe binası yeniden yıkılır. (Beyit iki türlü okunabilir. "Ḫᵛāhī būd" Farsçada gelecek zaman kalıbıdır ve "bulunacaksan" anlamına gelir; "ey besā" da sözlük anlamıyla "nice, nice" demektir. Ersoy ise beyti "şarap meclisinde bulunmak istiyorsan tövbe binasını harap etmen yeterlidir" diye anlar; bu okumada "ḫᵛāhī" "istersen", "besā" "yeter" anlamındadır.)

2. Senin gönül delen gamzenin okunun yarasıyla her an yarı boğazlanmış bir kuş gibi ıstırap içinde çırpınırım. ("Ḫadeng" sözlük anlamıyla ok, özellikle kavak ağacından yapılmış oktur; Ersoy "mızrak" diye karşılar. Gamze, sevgilinin süzgün ve yan bakışıdır.)

3. Ey gönül, hele gül mevsiminde, âşıklık, gönülsüzlük ve gençlik çağı sürüp giderken şarap nasıl bırakılır? ("Bī-dilī" sözlük anlamıyla gönlünü yitirmiş olmak, gönlü sevgilide kalmaktır.)

4. O gül yanaklı sevgilinin ayrılığında bu sararmış yanağımla, suyun içindeki nilüfer gibi gözyaşının ortasında kaldım. (Sararmış yüz suyun üstündeki sarı nilüfere, gözyaşı da nilüferin içinde durduğu suya benzetilir.)

5. Ey Münîr, onun özleminin ateşi gönlümü yakmıyorsa, öyleyse gönlümden niçin kebap kokusu geldiğini bilmiyorum. (Divan şiirinde yanan gönül ve ciğer kebaba benzetilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin onuncusudur (fg 10). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-āb" sesidir: şarāb, ḫarāb, ıżṭırāb, şebāb, āb, kebāb. Şiir Vatikan (VT 63b) ve Viyana (VY 47b) nüshalarında bulunur. Ersoy bu gazeli Hâfız-ı Şîrâzî'ye nazire olan on yedi Farsça gazel arasında sayar ve karşılık olarak Hâfız Dîvânı'nın İstanbul 1290 baskısında 9. sayfayı gösterir. Hâfız'ın hangi gazelinin kastedildiği Ersoy'da adıyla belirtilmez ve burada kesin olarak belirlenemedi. TDV maddesi de on yedi Farsça gazelin Hâfız'a nazire olduğunu kaydeder. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel rindane bir şiirdir ve şarap, saki, tövbe ve gül mevsimi kelimeleri etrafında kurulur. Birinci beyitte tövbe bir binaya benzetilir; sakinin meclise gelmesi bu binayı yıkar. Tövbenin bina, şarabın onu yıkan sel ya da sarsıntı gibi düşünülmesi divan şiirinde bilinen bir istiaredir. Ersoy'un okumasında beyit sakiye bir şart koşar; gelecek zaman kalıbına dayanan okumada ise sakinin gelişinin tövbeleri bozacağı haber verilir. İki okuma da beytin rindane havasını değiştirmez.

İkinci beyitte âşığın hâli yarı boğazlanmış kuşun çırpınışına benzetilir. Bu teşbih, sevgilinin bakışının oka, âşığın gönlünün de ok yemiş bir kuşa döndüğü hayalle birleşir. Üçüncü beyit gül mevsimi, gençlik ve âşıklık bir aradayken şarabı bırakmanın imkânsızlığını soru biçiminde söyler; soru bir cevap beklemez, rindin kendi tercihini savunmasıdır.

Dördüncü beyitte renk ve su imgeleri birleşir. Âşığın sararmış yüzü sarı nilüfere, gözyaşı da nilüferin yüzdüğü suya benzetilir; sevgilinin "gül yanaklı" olması ise sarı ile kırmızı arasında bir tezat kurar. Mahlas beyti tecâhül-i ârif sanatına dayanır. Şair gönlünün yandığını bildiği hâlde bilmiyormuş gibi davranır: aşk ateşi gönlü yakmıyorsa bu kebap kokusu nereden gelmektedir? Kebap, yanan ciğerin divan şiirindeki bilinen karşılığıdır. "Sūzed", yani yakar, ile "āteş" ve "kebāb" kelimeleri beyitte bir tenasüp kurar. Gazelin "-āb" kafiyesi de şarap, harap, ıztırap, şebab, ab ve kebap gibi meclis hayatına ve aşk acısına ait kelimeleri bir araya getirerek rindane havayı destekler.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar