Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün

Seg-i kūyet ki mī-gerded ‘alālā
Merā āyed bih ez-zevḳ-ı telālā
Güher ber-la‘l-i dür-pūş-ı to bende
Şeved lūlū be-dendān-ı to lālā
Berā-yı ḳadd-i to eşkem revānest
Belī bārān hemī āyed zi-bālā
Be-la‘l-i eşk-i mā z’ān nīst raġbet
Kesād üftād zi-bisyārī-i kālā
Münīr ān āftāb-ı meh-liḳā-rā
Dehānet hest goftem goft lā lā

Günümüz Türkçesiyle

1. Senin mahallende dolaşıp havlayan köpeğin sesi bana "telālā" nağmelerinin zevkinden daha hoş gelir. (Aktarım Ersoy'un yorumuna dayanır; Ersoy "‘alālā"yı köpeğin ürmesi, "telālā"yı bir nağme olarak anlar. Bu iki kelimenin sözlük karşılığı burada ayrıca doğrulanamadı.)

2. Cevher, inciyle örtülü la‘l dudağına kuldur; inci de dişlerine lala, yani hizmetkâr olur. ("Dür-pūş", inci örtülü, dudağın arasından görünen dişleri anlatır. "Lālā" sözlük anlamıyla hizmetkâr, lala demektir; Ersoy "kul" diye karşılar.)

3. Gözyaşım senin boyun için akıp gidiyor; evet, yağmur da hep yukarıdan gelir. ("Bālā" sözlük anlamıyla hem "yukarı" hem "uzun boy" demektir. Yağmurun yukarıdan inmesi, gözyaşının yüksek boylu sevgili için akmasıyla birlikte düşünülür.)

4. Bizim gözyaşımızın la‘line bu yüzden rağbet yok: malın çokluğundan piyasa durgunlaştı. (Kanlı gözyaşı kırmızı la‘l taşına benzetilir. Ersoy beyti "bir mal çok olduğunda onun değeri düştüğü gibi" diye açar.)

5. O ay yüzlü güneşe "Ağzın var mı?" dedim; "Yok, yok" dedi, ey Münîr. (Beyitte "goftem", dedim, birinci şahıstır; Ersoy "Münīr"i hitap olarak anlar. "Lā" Arapçada "hayır, yok" demektir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yedincisidir (fg 7). Vezin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir. Kafiye "-ālā" sesidir ve kafiye kelimeleri birbirine çok yakındır: ‘alālā, telālā, lālā, bālā, kālā ve mahlas beytindeki "lā lā". Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 63a) bulunur. Ersoy'a göre Vatikan nüshası divanın en dolu ve düzenli nüshasıdır ve neşrin metin sırası bu nüshayı izler; bu gazel gibi bazı Farsça gazeller yalnız bu nüsha sayesinde bilinmektedir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin asıl dikkat çeken yanı kafiyesidir. Aynı ses öbeğinin her beyitte başka bir kelime ve başka bir anlam taşıması, şiirin bütününü bir ses oyunu hâline getirir. İkinci beyitte "lūlū", yani inci, ile "lālā", hizmetkâr, birbirine sesçe yaklaşır. Üçüncü beyitte "bālā" kelimesi hem "yukarıdan" hem "uzun boy" anlamıyla tevriyeli kullanılır: yağmur yukarıdan iner, gözyaşı da yüksek boylu sevgili için akar. Mahlas beytinde kafiye "lā lā" biçimini alır ve bir cevaba dönüşür. Ersoy, cinasa düşkünlüğü Münîrî'nin eserlerinde ortak olan üslup özellikleri arasında sayar; bu gazel bu düşkünlüğün kısa ve yoğun bir örneğidir.

Gazelin hayalleri divan şiirinin bilinen mazmunlarından gelir. Birinci beyit, âşığın sevgilinin mahallesindeki köpeği bile değerli bulmasını anlatır; köpeğin havlaması ona en hoş nağmeden daha güzel gelir. İkinci beyitte sevgilinin dudağı la‘le, dişleri inciye benzetilir ve değerli taşlar ona kul olur. Dördüncü beyit, kanlı gözyaşının la‘l taşına benzetilmesini bir pazar hayaliyle birleştirir: âşığın gözyaşı o kadar boldur ki çokluğu yüzünden değeri düşmüştür. Bu beyit malın çokluğunun değerini düşürmesi gibi genel bir hükme dayanır ve irsal-i mesele yaklaşır.

Mahlas beyti, sevgilinin ağzının yok denecek kadar küçük olması mazmununu bir konuşma sahnesine çevirir. Âşık sevgiliye ağzı olup olmadığını sorar, sevgili "lā lā", yani "yok, yok" diye cevap verir. Cevabın kendisi ağzın varlığını gösterdiği hâlde sözü ağzın yokluğunu söyler; mazmunun nüktesi buradadır. "Āftāb", güneş, ile "meh-liḳā", ay yüzlü, sözleri de aynı beyitte güneşle ayı bir araya getiren bir tenasüp kurar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar