Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Rūşenest ān ki ruḫet nūr-ı dil ü dīde-i māst
Laḳab-ı mihr-i cemāl-i to ez-ān bedr-i dücāst
Dil sūy-ı ḳadd-i bülend-i to ez-īn rūy reved
Hīc güm-reh ne-şeved kes be-cihān ez-reh-i rāst
Rūy-ı ‘āşıḳet ez-ān cānib-i kūy-ı to buved
Ḫam-ı ebrūy-ı to ‘uşşāḳ-ı to-rā ḳıble-nümāst
Dīde der-her naẓareş rūy-ı to-rā mī-bīned
Pertev-i mihr-i cemāl-i to meger nūr-ı Ḫudāst
Būse mī-ḫᵛāst Münīr ez-to cevābeş ne-resīd
Dil be-mā goft sükūtī ki buved ‘ayn-ı rıżāst

Günümüz Türkçesiyle

1. Senin yanağının gönlümüzün ve gözümüzün nuru olduğu apaçıktır; bu yüzden güzelliğinin güneşine "karanlıkların dolunayı" lakabı verilmiştir. ("Bedr-i dücā" sözlük anlamıyla karanlıkları aydınlatan dolunaydır.)

2. Gönül bu yüzden senin yüksek boyuna doğru gider; dünyada doğru yoldan giden hiç kimse yolunu kaybetmez. ("Rāst" hem doğru hem dümdüz demektir; sevgilinin boyu da servi gibi dümdüz olduğu için ona giden yol "doğru yol"dur. "Ez-īn rūy", bu yüzden, sözündeki "rūy" kelimesi sözlük anlamıyla aynı zamanda "yüz" demektir.)

3. Âşıklarının yüzü hep senin mahallenin tarafına dönüktür; çünkü kaşının kavsi âşıklarına kıbleyi gösterir. ("Ḳıble-nümā" kıbleyi gösteren, pusula demektir. Divan şiirinde kemerli kaş mihraba benzetilir; âşıklar da namazda kıbleye döner gibi sevgilinin kaşına yönelir.)

4. Göz her bakışta senin yüzünü görür; güzelliğinin güneşinin ışığı meğer Allah'ın nuru imiş. (Ersoy beyti bir sebep cümlesi olarak okur: güzelliğinin ışığı Allah'ın nuru olduğu için göz her bakışta senin yüzünü görür. "Meger" sözlük anlamıyla "yoksa, meğer" anlamında da kullanılır; beyit "yoksa Allah'ın nuru mudur" diye de okunabilir.)

5. Münîr senden bir öpücük istedi, cevabı gelmedi; gönül bize "Susmak, rızanın ta kendisidir" dedi. ("‘Ayn-ı rıżā" sözlük anlamıyla "rızanın aynısı"dır. Gönül, sevgilinin cevap vermemesini razı olmasına yorar.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin on ikincisidir (fg 12). Vezin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesinde gazel "est" redifliler arasında gösterilir; mısra sonlarında bu ek "-st" biçiminde kafiyeye bitişir. Kafiye "-ā" sesidir: māst, dücāst, rāst, nümāst, Ḫudāst, rıżāst. Şiir Vatikan (VT 64a) ve Viyana (VY 50a) nüshalarında bulunur. Ersoy bu gazeli Hâfız-ı Şîrâzî'ye nazire olan on yedi Farsça gazel arasında sayar ve karşılık olarak Hâfız Dîvânı'nın İstanbul 1290 baskısında 48. sayfayı gösterir. Hâfız'ın hangi gazelinin kastedildiği Ersoy'da adıyla belirtilmez ve burada kesin olarak belirlenemedi. TDV maddesi de on yedi Farsça gazelin Hâfız'a nazire olduğunu kaydeder. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ana teması sevgilinin yüzünün ışığı ve âşıkların ona yönelişidir. Birinci beyitte yanak gönlün ve gözün nuru sayılır; güzellik güneşine dolunay lakabının verilmesi, güneşle ayı aynı beyitte buluşturan bir tenasüp kurar. İkinci beyitte "rāst" kelimesi hem "doğru" hem "düz" anlamıyla çalışır. Gönlün sevgilinin yüksek ve düz boyuna yönelmesi, doğru yolda yürüyenin kaybolmayacağı genel hükmüyle gerekçelendirilir; mısra bu yönüyle irsal-i mesele yaklaşır. Aynı beyitteki "ez-īn rūy", yani bu yüzden, sözünde geçen "rūy" kelimesi üçüncü beyitte asıl anlamıyla, yüz anlamında kullanılır; bir kelimenin iki beyitte iki ayrı anlamla görünmesi Münîrî'nin söz oyunlarına düşkünlüğüne uyar.

Üçüncü ve dördüncü beyitler dinî terimleri aşk diline taşır. Kaş kıbleyi gösteren bir pusuladır, âşıkların yüzü de hep sevgilinin mahallesine dönüktür. Dördüncü beyitte gözün her bakışta sevgilinin yüzünü görmesi, onun güzelliğinin ışığının ilahî nur olmasıyla açıklanır. Ersoy beyti bir sebep cümlesi olarak anlar; "meger" kelimesi bir soru ya da şaşkınlık bildirdiği için beyit bir tecâhül-i ârif olarak da okunabilir. Her iki okumada da her yerde görülen bir güzellik, tasavvuftaki tecelli düşüncesini hatırlatan bir söyleyişle anlatılır.

Mahlas beyti bir nükteyle kapanır. Âşık öpücük ister, sevgili cevap vermez; gönül de bu sessizliği rıza diye yorumlar. Sessizliğin onay sayılması herkesçe bilinen bir söze dayanır ve beyitte irsal-i mesel sanatı vardır. Nükte, âşığın bir reddi kendi lehine çevirmesindedir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar