Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Āteş-i şevḳ-ı cemālet-rā ki sīne meskenest
‘Aks-i tāb-ı vādī-i Eymen derīncā rūşenest
Rāz-ı pinhānem ki şod rūşen zi-berḳ-ı āh-ı men
Hestī-i āteş belī peydā zi-dūd-ı revzenest
Yār-ı gendüm-gūn-ı men her cā ki zed ḫırmen zi-gül
Deste-i reyḥān u sünbül ḫūşe-çīn-i ḫırmenest
To be-kār-ı ḫīşten bāş ey ecel mā-rā besest
Çeşm-i ḫūn-rīzeş ki her dem der-pey-i cān-ı menest
Ḫüsrevā ger kūh-kenden būd ber-Ferhād kār
Kārem ez-behr-i leb-i şīrīn-i to cān kendenest
Günümüz Türkçesiyle
1. Senin güzelliğine duyulan özlemin ateşinin meskeni gönlümdür; Eymen vadisinde parlayan ışığın yansıması burada apaçık görünür. (Hz. Musa'nın Eymen vadisinde ateş görüp ilahî sese muhatap olduğu kıssaya telmih vardır. Âşığın gönlündeki aşk ateşi o vadideki ateşin yansıması gibi parlar.)
2. Gizli sırrım ahımın şimşeğiyle açığa çıktı; evet, ateşin varlığı ışık deliğinden çıkan dumandan belli olur. ("Revzen" sözlük anlamıyla pencere, ışık ya da duman deliğidir; Ersoy "baca" diye karşılar. Âşığın ahı, içerideki ateşi belli eden dumandır.)
3. Buğday tenli sevgilim nerede gülden harman yığsa, reyhan ve sümbül demetleri o harmanın başakçısı olur. ("Ḫūşe-çīn" harmandan sonra yerde kalan başakları toplayan kimsedir. Sevgilinin gül gibi güzelliği bir harmana, reyhan ve sümbül de bu harmandan artakalanı toplayan yoksullara benzetilir.)
4. Ey ecel, sen kendi işine bak; onun her an canımın peşinde olan kan dökücü gözü bize yeter. (Sevgilinin gözü âşığı öldürmeye yeterli olduğu için ecele ihtiyaç kalmamıştır.)
5. Ey Hüsrev, Ferhad'ın işi dağ kazmak idiyse, benim işim de senin şirin dudağın için can vermektir. ("Kūh-kenden" dağ kazmak, "cān kenden" sözlük anlamıyla can çekişmek, can vermektir; iki deyimdeki "kenden" fiili bir cinas kurar. "Ḫüsrev" hem padişah hem Şîrîn'in hikâyesindeki Hüsrev'dir; "şīrīn" de hem tatlı hem Şîrîn'in adıdır. Ersoy "Ey padişah" diye karşılar.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin on birincisidir (fg 11). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Redif "est" ekidir; Ersoy'un redif listesinde bu gazel "est" redifli gazeller arasında gösterilir. Kafiye "-en" sesidir: mesken, rūşen, revzen, ḫırmen, men, kenden. Şiir Vatikan (VT 63b) ve Viyana (VY 47b) nüshalarında bulunur. Gazelde mahlas kullanılmamıştır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ilk iki beyti ateş ve ışık üzerine kurulmuştur. Birinci beyitte âşığın göğsü, sevgilinin güzelliğine duyulan özlemin ateşine mesken olur ve bu ateş Hz. Musa'nın Eymen vadisinde gördüğü ateşle karşılaştırılır. Telmih, beşerî bir aşkın diliyle söylenmiş olsa da ilahî tecelli hatırasını taşır. İkinci beyit aynı ateşin dışarıdan nasıl anlaşıldığını anlatır: ateş görünmese bile bacadan ya da pencereden çıkan dumandan bellidir, âşığın sırrı da ahının şimşeğinden anlaşılmıştır. Bu ikinci mısra herkesin bildiği bir gözleme dayandığı için irsal-i mesel niteliği taşır.
Üçüncü beyit gazelin en dikkat çekici tenasübünü kurar. "Gendüm-gūn", yani buğday renkli, sözüyle başlayan beyit harman, deste ve başakçı kelimeleriyle tarladan bir sahne çizer. Sevgili gülden harman yığar; reyhan ve sümbül ise bu harmanın yanında ancak yerde kalan başakları toplayan yoksullar kadardır. Böylece çiçeklerin güzelliği sevgilinin güzelliği karşısında küçültülür ve bahçe hayali tarla hayaliyle birleşir.
Dördüncü beyitte âşık ölümün kendisine seslenir ve onu işine bakmaya çağırır, çünkü sevgilinin kan dökücü gözü bu işi zaten görmektedir. Ölümün bir kişi gibi düşünülüp ona seslenilmesi teşhis ve nida sanatlarının birlikte kullanıldığı bir söyleyiştir. Sevgilinin gözünün kan dökücü olarak anılması da öldürücü bakış mazmununa dayanır. Ateş, ışık, şimşek ve duman kelimeleri ise ilk iki beyitte bir tenasüp alanı oluşturur. Son beyit Hüsrev ile Şîrîn hikâyesine dayanan bir telmihtir. "Ḫüsrevā" hitabı hem bir padişaha hem hikâyedeki Hüsrev'e, "leb-i şīrīn" de hem tatlı dudağa hem Şîrîn'e gider. Ferhad dağ kazmıştır, âşık ise can kazmaktadır; "kūh-kenden" ile "cān kenden" arasındaki cinas Münîrî'nin söz oyunlarına düşkünlüğünü gösterir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 139, fg 11 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






