Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Ey dīden-i cemāl-i to-rā ḥüsn-i ṭāli‘est
Baḫt-ı siyeh be-dīdeneş ey dost māni‘est
Ḫāl-i siyeh ki ber-ḫaṭ-ı jengāriyet fütād
Mefhūm-ı noḳṭa-i ḳalem-i ṣun‘-ı Ṣāni‘est
Her ḫaṭṭ-ı dil-küşā ki şod ū ber-beyāż-ı levḥ
Mecmū‘a-i cemāl-i to fī’l-cümle cāmi‘est
Āyā buved ki būse resed z’ān leb-şeker
Düşnām-ı telḫ-rā zi-to ān-kes ki ḳāni‘est
Cüz der-hevā-yı silsile-i zülf-i pür-ḫamet
‘Ömrī ki bu’gẕered be-cihān ‘ömr-i żāyi‘est
Pür-nūr u fer şeved çü dil ü dīde-i Münīr
Her cā ki pertev-i meh-i rūy-ı to lāmi‘est
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey cemalini görmek talihin en güzeli olan sevgili, ey dost, onu görmeme kara bahtım engel oluyor. ("Ḥüsn-i ṭāli‘" sözlük anlamıyla iyi talih, güzel baht demektir; birinci mısradaki iyi talih ile ikinci mısradaki kara baht karşı karşıya durur.)
2. Bakır pası yeşilindeki ayva tüylerinin üzerine düşmüş kara ben, Yaratıcı'nın yaratma kaleminin noktasının anlamıdır. ("Ḫaṭ" hem yazı hem yanaktaki ayva tüyüdür. "Jengārī" sözlük anlamıyla bakır pası renginde, yeşilimsi demektir; genç yüzde yeni çıkan tüyler bu renkle anılır. Ben, kalemin kâğıda bıraktığı noktaya benzetilir.)
3. Levhanın beyazı üzerinde beliren her gönül açıcı yazı, yani yüzün beyazındaki her ayva tüyü, senin güzelliğinin mecmuasıdır; kısacası güzelliğini bütünüyle kendinde toplar. ("Beyāż" hem beyazlık hem müsvedde defteri, "mecmū‘a" hem şiir ve yazı derlemesi hem toplanmış bütün demektir. "Fī’l-cümle" Arapça "kısacası, tamamen" anlamında bir sözdür.)
4. Senden gelen acı sövgüye razı olan kimseye o şeker dudaktan bir öpücük ulaşır mı acaba? ("Düşnām" sövgü, ağır söz demektir. Âşık sevgilinin acı sözüne katlanmayı tatlı dudağa ulaşmanın bedeli sayar.)
5. Senin kıvrım kıvrım zülfünün zincirinin sevdası dışında dünyada geçen ömür, boşa gitmiş ömürdür. ("Silsile" hem zincir hem birbirine bağlı halkalar demektir; kıvrımlı zülüf zincire benzetilir.)
6. Yüzünün ayının ışığı nerede parlıyorsa, Münîr'in gönlü ve gözü orada nur ve ferle dolar. (Ersoy beyti, her yer sevgilinin yüzünün ay ışığıyla aydınlandığı için Münîr'in gönlünün nur, gözünün fer ile dolduğu biçiminde açar.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış altı beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin on üçüncüsüdür (fg 13). Vezin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıdır. Ersoy'un redif listesinde gazel "est" redifliler arasında yer alır. Kafiye Arapça kökenli ve aynı kalıpta kurulmuş kelimelerle yapılmıştır: ṭāli‘, māni‘, Ṣāni‘, cāmi‘, ḳāni‘, żāyi‘, lāmi‘. Bu kelimelerin hepsi Arapçada "fâ‘il" kalıbında kurulmuş isimlerdir ve sırasıyla talih, engel olan, yaratan, toplayan, kanaat eden, kaybolan ve parlayan anlamlarına gelir; bu düzen gazele ağırbaşlı ve ilmî bir ses verir. Şiir Vatikan (VT 64b) ve Viyana (VY 48a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin en belirgin yanı ikinci ve üçüncü beyitlerde kurulan yazı ve kitap tenasübüdür. Sevgilinin yanağındaki ayva tüyleri "ḫaṭ", yani yazı olarak görülür; yüzün beyazı yazının yazıldığı levha ya da defterdir; yanaktaki ben ise kalemin bıraktığı noktadır. Bu nokta Yaratıcı'nın yaratma kaleminin noktasıdır; sevgilinin güzelliği böylece ilahî bir yazının eseri sayılır. Üçüncü beyitte aynı yüz bir "mecmua"ya, yani güzelliğin bütün parçalarının toplandığı bir derlemeye benzetilir. "Ḫaṭ", "beyāż", "levḥ", "mecmū‘a" ve "ḳalem" kelimeleri yazı ve kitap dünyasından gelir. TDV maddesine göre Münîrî, Mihr ü Müşterî'de hattın bütün türlerinde yazı yazdığını söyler; ancak kaynaklarda bu gazelle şairin hattatlığı arasında bir bağ kurulmaz.
Öteki beyitler âşığın talihi ve sabrı üzerinedir. Birinci beyitte "ḥüsn-i ṭāli‘", yani güzel talih, ile "baḫt-ı siyeh", kara baht, arasında bir tezat vardır: sevgiliyi görmek en büyük talihtir, ama âşığın kara bahtı buna engel olur. Dördüncü beyitte acı söz ile şeker dudak arasındaki tezat, âşığın kanaatini bir pazarlık gibi gösterir. Beşinci beyit zülfün zincirine bağlanmadan geçen ömrü boşa geçmiş sayar. İkinci beyitteki "Ṣāni‘", yani Yaratıcı, ile "ṣun‘", yaratma, kelimeleri aynı kökten gelir ve iştikak cinası oluşturur. Üçüncü beyitteki "fī’l-cümle", yani bütünüyle, sözü ile kafiyedeki "cāmi‘", toplayan, kelimesi de bütünlük fikrini iki kez söyler. Mahlas beyti gazeli ışık imgesiyle kapatır; yüzün ay ışığının vurduğu her yerde âşığın gönlü ve gözü aydınlanır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 140-141, fg 13 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Ümran Ay, "Münîrî Amâsî", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2019. https://islamansiklopedisi.org.tr/muniri-amasi
Çevrimiçi kaynaklar






