Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ṣubḥ-dem ber-gūş-ı cān ez-hātif āmed īn ṣadā
K’ey ümīd-i cān u dil ehlen vü sehlen merḥabā
Yek ḳadem ber-rūy-ı gerd-ālūd-ı çeşm-i mā be-neh
Ḫāksārān-ı reh-i ‘ışḳ-ı to-rā luṭfī nümā
‘Īd-i vuṣlat ger zi-behr-i rūze-dārān-ı ġamest
Ez-hilāl-i ebrū-yı to kūşe’ī be’nmā be-mā
Ber-fiken burḳa‘ zi-mihr-i rūy-ı ‘ālem-tāb-ı ḫod
Dil zi-müştāḳān be-cān āmed zi-hicrān-ı şomā
Bā-vücūd-ı mihreş ey dil ẕerre’ī ḫod nīstem
Āftāb-ı ‘ālemest ū men kocā vü ū kocā
Şükr-i Ḥaḳ-rā her dem ez-ser z’ān ne-mī-gīred Münīr
Rū be-mā be’nmūd ‘aksī ṣūret-i yārem besā

Günümüz Türkçesiyle

1. Seher vakti can kulağına hâtiften, yani gaybdan seslenen sesten şu nida geldi: "Ey canın ve gönlün ümidi, ehlen ve sehlen, merhaba." ("Ehlen ve sehlen" Arapça bir karşılama sözüdür; sözlük anlamıyla "ehline geldin, düz yere bastın", yani "hoş geldin" demektir.)

2. Toza toprağa bulanmış gözümüzün üstüne bir kez olsun ayak bas; aşkının yolunda toprağa düşmüş olanlara bir lütuf göster. (Âşık, sevgilinin ayağını gözünün üstüne basmasını ister. "Ḫāksār" sözlük anlamıyla başı toprakta olan, perişan ve alçakgönüllü kimsedir.)

3. Kavuşma bayramı gamın orucunu tutanlar içinse, hilal kaşından bize bir köşe göster. (Oruç ayı hilalin görülmesiyle biter ve bayram başlar. Âşığın gam orucu da sevgilinin hilale benzeyen kaşını görünce sona erecektir.)

4. Âlemi aydınlatan güneş yüzünün üzerinden peçeyi kaldır; özlem çekenlerin gönlü sizin ayrılığınızdan canına yetti. ("Be-cān āmed" sözlük anlamıyla "canına yetti, bıktı usandı" demektir; Ersoy "canı çıkacak hale geldi" diye anlar.)

5. Ey gönül, onun güneşinin varlığı karşısında ben bir zerre bile değilim; o âlemin güneşidir, ben nerede, o nerede. ("Mihr" sözlük anlamıyla hem güneş hem sevgi demektir; mısra "onun sevgisi karşısında" diye de okunabilir.)

6. Münîr Hakk'a şükretmeyi her an yeniden başlatır; çünkü yârim yüzünü bize gösterdi, onun suretinin bir yansıması bize yeter. ("Ez-ser giriften" sözlük anlamıyla "baştan almak, yeniden başlamak"tır; Ersoy "her an devam eder" diye karşılar. Ersoy beyti "sevgili yüzünü gösterse de göstermese de" diye açar; mısrada yüzün gösterildiği ve yansımanın yettiği söylenir. "Besā" sözlük anlamıyla "nice, çok" demektir; Ersoy kelimeyi "kâfi" anlamıyla okur.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir Farsça yazılmış altı beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin sekizincisidir (fg 8). Vezin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-ā" sesidir: ṣadā, merḥabā, nümā, mā, şomā, kocā, besā. Şiir Vatikan (VT 63a) ve Viyana (VY 47a) nüshalarında bulunur. Ersoy'un aparatına göre beşinci beyitteki "nīstem" kelimesi Viyana nüshasında farklı bir ünlüyle yazılmıştır; özel harfler neşirde basılamadığı için bu farkın tam okunuşu çıkarılamıyor. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel bir müjdeyle açılır. Seher vaktinde gaybdan gelen bir ses, âşığın canına sevgilinin gelişini Arapça bir karşılama sözüyle haber verir. Farsça şiirin içine yerleştirilen "ehlen ve sehlen merḥabā" ibaresi, bir misafiri kapıda karşılayan gündelik bir sözdür ve müjdeyi bir ağırlama sahnesine çevirir. Sonraki beyitler bu müjdenin ardından sevgiliye yöneltilmiş ricalardır: gözün üstüne basılan ayak, gösterilen bir kaş, kaldırılan bir peçe. Âşığın istediği her seferinde küçük bir lütuftur; bu küçüklük, şiirin sonundaki "bir yansıma yeter" sözüyle tutarlıdır.

Üçüncü beyit gazelin en ustalıklı kurulmuş beytidir. Oruç, bayram ve hilal kelimeleri bir tenasüp oluşturur. Ayrılık bir oruç gibi tutulur; kavuşma bayramdır ve bayramın gelişini haber veren hilal, sevgilinin kaşıdır. Âşık bu yüzden kaşın yalnız "bir köşesini" görmek ister; hilal de ayın ince bir köşesi gibi görünür. Dördüncü ve beşinci beyitlerde güneş imgesi öne çıkar. Sevgilinin yüzü âlemi aydınlatan güneştir, âşık ise onun karşısında bir zerre bile sayılmaz. Güneş ışığında görünen toz zerresi ile güneşin karşılaştırılması divan şiirinde sık rastlanan bir tezattır; "men kocā vü ū kocā", yani "ben nerede, o nerede" sözü bu uzaklığı gündelik bir deyişle söyler. "Mihr" kelimesinin hem güneş hem sevgi anlamına gelmesi beyte ikinci bir okuma imkânı verir.

Mahlas beytinde âşık, sevgilinin suretinin bir yansımasını görmeyi bile şükre sebep sayar. Ersoy bu beyti, sevgilinin yüzünü göstermese de suretinin yansımasının yettiği biçiminde açar. Metinde yüzün gösterildiği söylendiği için beyit, kavuşmadan çok bir görünmeye razı olan âşığın tevekkülünü anlatır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar