Özgün Metin
Vezin: mefā‘īlü mefā‘īlün fe‘ūlün
Giriftār-ı ser-i zülfet şod er dil
Ḫalāṣ-ı vey zi-‘ıḳdeş būd müşkil
Be-rāhet cān-ı şīrīn z’ān nihādem
Ki mī-bāşed be-şīrīn ṭıfl māyil
Zi-āh-ı mā me-şev çün ġonca dil-teng
Gülī ne’bved ki başed bī-‘anādil
Be-devr-i ḫaṭṭ u ān zülf-i müselsel
Be-neh ber-gerdenem müşkīn ḥamāyil
Eger ne’bved viṣāl-i yār mümkin
Münīr ez-goft u gūy-ı mā çi ḥāṣıl
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül senin zülfünün ucuna tutsak olduysa, onun düğümünden kurtulması zor oldu.
2. Tatlı canımı bu yüzden yoluna koydum: Çocuk tatlıya düşkündür. ("Şīrīn" sözlük anlamıyla tatlı demektir ve Ferhad'ın sevgilisi Şirin'in de adıdır.)
3. Bizim ahımızdan gonca gibi gönlün daralmasın; bülbülsüz gül olmaz.
4. Ayva tüyünün ve o zincir gibi kıvrım kıvrım zülfün devrinde boynuma misk kokulu bir hamail as. (Hamail, boyna ya da omuzdan çapraz asılan muska ve kayıştır; Ersoy "misk kokulu muskalar" diye anlar.)
5. Ey Münîr, sevgiliye kavuşmak mümkün değilse bizim dedikodumuzdan ne çıkar.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüzüncüsüdür (fg 100). Vezin neşirde "mefâ‘îlü mefâ‘îlün fe‘ûlün" diye yazılmıştır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-il" sesidir: dil, müşkil, māyil, ‘anādil, ḥamāyil, ḥāṣıl. Şiir Vatikan (VT 85b) ve Viyana (VY 68a) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, neşirde on üç gazel önce yer alan fg 87'nin matlaıyla aynı imgeyi kullanır. Orada da gönül zülfün ucundaki düğüme (‘ıḳd) bağlanmış ve müşkülü çözülmemişti; burada da gönül zülfün ucuna tutsak olmuş, düğümünden kurtulması "müşkil" olmuştur. İki gazelde aynı kelimelerin tekrarlanması, zülfün düğümünün Münîrî'nin sık başvurduğu bir imge olduğunu gösterir.
İkinci beyit gazelin en ince söz oyununu taşır. "Cān-ı şīrīn" tatlı can demektir; "şīrīn" kelimesi ikinci mısrada çocuğun düşkün olduğu tatlıyı anlatır. Kelime aynı zamanda Ferhad'ın sevgilisi Şirin'in adıdır ve canını sevgilisi uğruna veren âşık imgesiyle Ferhad hikâyesini hatırlatır. İkinci mısra herkesin bildiği bir gerçeği, çocuğun tatlıya meylini, birinci mısradaki davranışın dayanağı yapar; bu, irsal-i mesel sanatıdır. Âşık kendi gönlünü, tatlıya koşan bir çocuk gibi gösterir.
Üçüncü beyit de aynı yolla kurulur. Sevgiliden âşığın ahından sıkılmaması istenir, çünkü bülbülsüz gül olmaz; gül bülbülün feryadına nasıl katlanıyorsa sevgili de âşığın ahına katlanmalıdır. "Dil-teng" (gönlü dar, sıkılmış) sıfatı, henüz açılmamış, kapalı goncanın biçimiyle de uyuşur. Gonca, gül ve bülbül (‘anādil) arasında tenasüp vardır.
Dördüncü beyitte zincir ile delilik arasında bir ilgi sezilir. Sevgilinin zülfü zincir gibi kıvrım kıvrımdır; âşık bu zülfün devrinde boynuna misk kokulu bir hamail asılmasını ister. Misk kokusu divan şiirinde zülfün bilinen niteliğidir; bu yüzden boyna asılması istenen misk kokulu hamail, zülfün kendisi olarak da düşünülebilir. "Müselsel" kelimesi bir önceki gazelin (fg 99) son beytinde de geçer; iki gazelde "devr" ile birlikte kullanılır. Mahlas beyti gazeli sade bir yakınmayla kapatır: Kavuşma mümkün değilse dedikodudan, söz kalabalığından ne kazanılır. "Goft u gūy" (deyip söyleme) ile kafiyedeki "ḥāṣıl" (sonuç, kazanç) arasında söz ile sonuç karşıtlığı kurulur.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 192, fg 100 (giriş s. 9, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






