Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Sāḳīyā vaḳt-i ṣabūḥest ü mey ü ‘ayş ü nedīm
Müjde-i vuṣlat-ı cānān-ı men āverd nesīm
Yār-ı dīrīne-i ḫod-rā koned er yād ġamet
Der-miyān-ı men ü ū hest belī ‘ahd-i ḳadīm
Dil zi-men kerd sefer bāz ne-y-āmed ḫabereş
Tā ḫayāl-i to ki der-ḫāne-i dil geşt muḳīm
Cānem ez-ġamze-i cādūy-ı to şod zār u nizār
Dil şod ez-nergis-i maḫmūr-ı to bīmār u saḳīm
Ḫūn-ı dil ḫorden-i men der-ser-i ān kūy Münīr
Bih ki der-ravża-i rıḍvān şevem ü nāz-ı na‘īm
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey saki, sabah şarabının, şarabın, eğlencenin ve dostun vaktidir; seher yeli canımın sevgilisine kavuşma müjdesini getirdi. ("Ṣabūḥ" sözlük anlamıyla sabahleyin içilen şaraptır.)
2. Senin gamın eski dostunu anarsa şaşılmaz; evet, benimle onun arasında eski bir ahit vardır.
3. Senin hayalin gönül evinde yerleşeli beri gönül benden ayrılıp yola çıktı; bir daha ondan haber gelmedi.
4. Canım senin büyücü yan bakışından inleyip eridi; gönlüm de mahmur nergisinden hasta ve dertli oldu. (Mahmur nergis, uykulu ve baygın bakan gözdür.)
5. Ey Münîr, o mahallenin başında gönül kanı içmem, Rıdvan'ın bahçesinde olup cennet nimetlerinin nazı içinde yaşamamdan iyidir. (Rıdvan cennetin bekçisi olan melektir; "ravża-i Rıḍvān" cennet bahçesi demektir. Viyana nüshasında "şevem ü nāz-ı" yerine "şevem nāz u" okunur; neşirdeki kayıtta bir harf basılamadığı için kelime metinden tamamlanmıştır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz birincisidir (fg 101). Vezin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-īm" sesidir: nedīm, nesīm, ḳadīm, muḳīm, saḳīm, na‘īm. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 86a) ve Viyana (VY 68b) nüshalarında bulunur. Ersoy'un aparatına göre son beytin ikinci mısraında Viyana nüshası küçük bir okuma farkı gösterir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir sabah meclisinin çağrısıdır. Saba yeli kavuşma müjdesini getirmiştir; artık sabah şarabının, eğlencenin ve dost sohbetinin vaktidir. "Ṣabūḥ", "mey", "‘ayş" ve "nedīm" kelimeleri meclis etrafında bir tenasüp kurar; müjdeyi getirenin seher yeli olması da divan şiirinde âşık ile sevgili arasında haber taşıyan rüzgâr imgesine dayanır.
İkinci beyitte gam, âşığın eski dostudur. Gamın kişileştirilmesi teşhis sanatıdır; âşık ile gam arasında eskiden beri süren bir ahit vardır ve gamın onu hatırlaması bu yüzden şaşırtıcı değildir. "Yār-ı dīrīne" (eski dost) ile "‘ahd-i ḳadīm" (eski ahit) aynı düşünceyi iki kez söyleyerek beyti sağlamlaştırır. Matladaki sevinçli müjde ile bu beytin gamı arasında da bir karşıtlık vardır.
Üçüncü beyit ev ve yolculuk imgesiyle kurulur. Sevgilinin hayali gönül evine yerleşmiş, "muḳīm" olmuştur; gönül ise "sefer" etmiş, yani yola çıkmıştır. "Muḳīm" (yerleşik) ile "sefer" (yolculuk) arasındaki tezat, gönlün kendi evini hayale bırakıp gitmesini anlatır. Gönlün bir daha haber göndermemesi, onun da sevgilinin peşine düştüğünü sezdirir. Dördüncü beyit büyücü gamze ile mahmur gözü anlatır; "zār u nizār" ve "bīmār u saḳīm" ikilemeleri, can ile gönlün aynı hastalığa tutulduğunu ses tekrarıyla güçlendirir. Divan şiirinde sevgilinin baygın gözü hasta diye anılır ve hastalığını âşığa geçirir.
Mahlas beyti cenneti sevgilinin mahallesiyle karşılaştırır. Sevgilinin kapısında gönül kanı içmek, cennet nimetleri arasında yaşamaktan üstündür. "Ḫūn-ı dil ḫorden" (gönül kanı içmek, yani acı çekmek) ile "nāz-ı na‘īm" (cennet nimetlerinin nazı) arasında açık bir tezat vardır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 192-193, fg 101 (giriş s. 9-10, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






