Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Ey dil ez-ḥādis̱e-i hicr melūlīm melūl
Ki be-vaṣleş ne-buved ḥācet-i men hīc ḳabūl
Yā Rab ez-ṭāli‘ u baḫtem meded āyed ki buved
Ber-şeb-i tīre-i hicr-i to seḥer-gāh-ı vüṣūl
Ger dem-i ‘ömr buved sāl-i hezār er nefesī
Yek buved dergeh-i vaṣl-ı to ki āyed be-vüṣūl
Hīc ber-ḳālib-i fersūde ġam-ı rūḥ ne-mānd
Tā ḫayāl-i leb-i la‘let ki be-dil kerd ḥulūl
Bār-ı ‘ışḳ-ı to ki ber-gerden-i ḫod dāşt Münīr
Hīc ne’bved ‘aceb ey dost ẓalūmest cehūl
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey gönül, ayrılık belasından usandık da usandık; çünkü ona kavuşmak için hiçbir dileğimiz kabul olmuyor.
2. Yâ Rab, talihimden ve bahtımdan bir yardım gelse de senin ayrılığının karanlık gecesinin ardından kavuşma seheri doğsa.
3. Ömrün bir nefesi bin yıl olsa bile, o bin yıl senin vuslat dergâhına varılan tek bir ana denk gelir. (Beyit güç anlaşılır; burada Ersoy'un "Eğer ömrümüzde bir nefes bin sene olsa bile bu, sana kavuşmanın bir anına denk gelir" biçimindeki anlayışı izlenmiştir.)
4. Senin lal dudağının hayali gönle girdiğinden beri yıpranmış bedende ruha ait hiçbir gam kalmadı. ("Ḥulūl" sözlük anlamıyla bir şeyin başka bir şeyin içine girip yerleşmesi demektir.)
5. Ey dost, Münîr senin aşkının yükünü kendi boynuna aldı; onun çok zalim, çok cahil oluşuna şaşmamalı. (Mısra, Kur'an'daki emanet ayetinde insan için söylenen "zalûm" ve "cehûl" sıfatlarını anar. Ersoy mısraı "Hiç bilgisizin zalim olmasına şaşılır mı?" diye anlar.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin doksan yedincisidir (fg 97). Vezin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz. Kafiye "-ūl" sesidir: melūl, ḳabūl, vüṣūl, ḥulūl, cehūl. Üçüncü beyitte "vüṣūl" kelimesi kafiyede ikinci kez kullanılır. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir yalnız Vatikan nüshasında (VT 85a) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel ayrılığın bıkkınlığıyla açılır. Matlada "melūlīm melūl" tekrarı, usancın derinliğini söyleyişe yansıtır; dua ve dileklerin kabul olmaması, beyti ikinci beyitteki yakarışa hazırlar. İkinci beyitte ayrılık karanlık bir geceye, kavuşma bu gecenin ardından gelecek sehere benzetilir. Talih ve baht kelimeleri yıldızların ve göğün diliyle ilgilidir; gece ile seher arasındaki tezat da aynı gök tablosunu tamamlar.
Üçüncü beyit zaman üzerine bir karşılaştırma kurar. Ömrün her nefesi bin yıl kadar uzasa bile, bütün bu süre vuslatın tek bir anına ancak denk gelir. Nefes ile bin yıl, an ile ömür arasındaki tezat, kavuşma anının değerini ölçüsüz biçimde büyütür. Beytin söz dizimi kapalıdır ve başka okuyuşlara da açıktır.
Dördüncü beyitte sevgilinin lal dudağının hayali gönle girmiş, bedende ruha ait bütün gamları silmiştir. Divan şiirinde sevgilinin dudağı can bağışlayan bir kaynak olarak düşünülür; hayali bile yıpranmış bedene ruh gibi yerleşir. "Ḥulūl" kelimesi, bir şeyin başka bir şeyin içine girip ona yerleşmesini anlatan bir terimdir ve hayalin gönle girişini bu ağır kelimeyle söyler. "Ḳālib" (beden, kalıp) ile "rūḥ" arasında da tezat vardır.
Mahlas beyti Kur'an'a açık bir telmih taşır. Ahzâb sûresinin 72. ayetinde emanetin göklere, yere ve dağlara teklif edildiği, onların bunu yüklenmekten çekindiği, insanın ise yüklendiği anlatılır ve insan için "zalûm" (çok zalim) ve "cehûl" (çok cahil) sıfatları kullanılır. Münîrî bu iki kelimeyi kafiyeye yerleştirir: Aşkın yükünü boynuna alan Münîr, o ağır emaneti yüklenen insan gibidir. Ersoy beyti ayete değinmeden anlamlandırır. Gazelin sonunda "bār" (yük) ile "gerden" (boyun) arasındaki tenasüp, aşk yükünün ağırlığını somut bir imgeye bağlar.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 190, fg 97 (giriş s. 9-10, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kur'ân-ı Kerîm, Ahzâb 33/72.
Çevrimiçi kaynaklar






