Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Ey ki ḫūnīn-ciger ez-la‘l-i dür-efşān-ı toyīm
Cān be-leb āmede v’ez ḥoḳḳa-i mercān-ı toyīm
Ber-dil-i teşne-i mā ḳaṭre-i ābī ne-resīd
Sālhā şod ki pey-i çāh-ı zeneḫdān-ı toyīm
Hem-dem-i bezm-i ġam-ı ‘ışḳ-ı to şod dil ki müdām
Gāh ser-mest ü gehī vālih ü ḥayrān-ı toyīm
Ger be-nezd-i to ‘azīzīm vü ger ḫᵛār çi ġam
Lillāhi’l-ḥamd ki der-mülk-i cihān ān-ı toyīm
Ez-ser-i luṭf bi-yā ber-ser-i bālīn-i Münīr
Ġālib ey şem‘-i Çigil yek şebe mihmān-ı toyīm
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey sevgili, senin inci saçan lal dudağın yüzünden ciğerimiz kan oldu, mercan kutun yüzünden de canımız dudağımıza geldi. (İnci dişleri ve sözü, mercan kutu küçük ve kırmızı ağzı anlatır; "canın dudağa gelmesi" ölecek hâle gelmek demektir.)
2. Yıllar oldu senin çene çukurunun kuyusunun peşindeyiz; susamış gönlümüze bir damla su bile ulaşmadı.
3. Gönül senin aşkının gamının meclisinde dost oldu; sürekli kâh sarhoşuz, kâh şaşkın ve sana hayranız.
4. Senin yanında aziz de olsak hor da olsak ne gam; Allah'a hamd olsun ki dünya mülkünde biz seninkiyiz. ("Lillāhi’l-ḥamd" Arapça "hamd Allah'adır" demektir.)
5. Lütfedip Münîr'in yastığının başucuna gel; ey Çiğil mumu, galiba bir gecelik senin misafiriniz. (Çiğil, güzelleriyle anılan bir Türk boyu ve yurdudur; Ersoy "Çiğil güzeli" diye anlar.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir Farsça yazılmış beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Farsça gazellerin yüz üçüncüsüdür (fg 103). Vezin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıdır. Redif "-ı toyīm" (seniniz, senin ...iyiz) sözüdür; Ersoy'un redif listesinde gazel bu redifle gösterilir. Kafiye "-ān" sesidir: efşān, mercān, zeneḫdān, ḥayrān, ān, mihmān. Ersoy bu gazeli kafiye-i müreddefe örnekleri arasında sayar. Şiir Vatikan (VT 86a) ve Viyana (VY 68b) nüshalarında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Redif âşığın sevgiliye aidiyetini her beyitte yeniden söyler: Âşık onun dudağının ciğeri kanlısı, kuyusunun peşindeki susuzu, hayranı, malı ve misafiridir. Redifteki "biz" söyleyişi, gazeli tek bir âşığın değil, bütün âşıkların ağzından konuşuyormuş gibi gösterir; ancak son beyitte bu "biz" Münîr'in hasta yatağına iner.
Matla değerli taşlarla kurulur. Dudak lal, dişler ve söz inci, ağız mercan bir kutudur; "dür-efşān" (inci saçan) sıfatı hem dişlerin parlaklığını hem de güzel sözü anlatır. Lal, inci ve mercan arasında tenasüp vardır. Bu değerli taşlar âşığa yalnız acı verir: Ciğer kan olmuş, can dudağa gelmiştir. Kırmızı lal ile kanlı ciğer arasında renk bakımından da bir ilgi kurulur.
İkinci beyitte çene çukuru bir kuyuya benzetilir. Âşık yıllardır bu kuyunun peşindedir, ama susuz gönlüne bir damla su ulaşmamıştır. Kuyu ile su, susuzluk ile damla arasındaki tenasüp, kuyunun derinliğine rağmen kavuşmanın gerçekleşmediğini anlatır. Üçüncü beyit meclis diline geçer; gam meclisinde gönül dost olmuş, âşık kâh sarhoş kâh şaşkındır.
Dördüncü beyitte "‘azīz" (değerli) ile "ḫᵛār" (hor, değersiz) arasında açık bir tezat vardır. Âşık için sevgilinin yanında nasıl görüldüğünün önemi yoktur; önemli olan onun malı olmaktır. Araya giren Arapça "Lillāhi’l-ḥamd" sözü bu teslimiyeti bir şükür cümlesine çevirir. Mahlas beytinde âşık hasta yatağındadır. Sevgiliden lütfedip başucuna gelmesini ister ve onu Çiğil'in mumu diye anar; mum hem güzelliği hem de geceyi aydınlatan ışığı düşündürür. "Bir gecelik misafir" sözü, sevgilinin bu ziyarete gelmesinin âşığın ömrünün son gecesine denk düşebileceğini sezdirir. Yastık, mum ve gece kelimeleri sahneyi bir hasta odasına çevirir.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 193-194, fg 103 (giriş s. 9-10, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






